14. Yüzyıl Türk Edebiyatı ve Şairleri

Bu yüzyılın en önemli özelliği, Türkçe’ye verilen önemdir. Bu dönemde şair ve yazarlar Türkçe’ye büyük önem verirler ve daha sade bir edebiyat meydana getirirler. Edebiyatımızda büyük bir yer tutan Arapça ve Farsça kelimelerin sayısı da bu dönemde diğer dönemlere göre daha azdır. Bu durumun en önemli nedeni, halka İslâmiyet’i tanıtma gayesidir.

Türkçe, bu dönemde daha açık ve anlaşılırdır. Ancak yine de tercüme eserlerden dolayı yabancı kelimelere ve yabancı dil bilgisi kurallarına rastlanmaktadır.

5989_seyyid-nesimi_127097

14. yüzyılda mesnevilerin sayısı bir önceki yüzyıla göre daha fazladır. Özellikle de dinî – tasavvufî mesneviler, ahlâkî mesneviler hayli çoktur.

Bu dönemde bir önceki yüzyıla kıyasla din dışı eserlerin sayısında bir artış vardır. Ancak yine de dinî eserlerin sayısı, din dışı eserlerin sayısından fazladır.

Bu dönemin en önemli şairleri ve eserleri ise özelliklerine göre aşağıda sıralanmıştır.

1. Şeyyâd Hamza

Kendisi hakkında fazla bilgi yoktur, ancak gezici bir derviş olduğu söylenmektedir. Bu yüzyılda Akşehir – Sivrihisar’da bulunduğu söylenir. Eserleri itibariyle Arapça ve Farsça’ya fazlasıyla hakim olduğu anlaşılmaktadır. En önemli özelliği, hece ölçüsü ile ilâhiler yazması olan Şeyyâd Hamza, dinî – tasavvufi eserler kaleme almıştır. Onun Yûsuf ile Zeliha mesnevisi Anadolu’da aşk konulu yazılan ilk mesnevisi olması nedeniyle büyük önem arz etmektedir.

Eserleri:

Yûsuf ile Zeliha: Mesnevi türündeki bu eser sade bir Oğuz Türkçesi ile kalem alınmıştır. Dönemin ses ve şekil özelliklerini yansıtması bakımından edebiyat dünyasında önemli bir yere sahiptir. Bu mesnevinin konusu Kur’an’dan alınmıştır. Aruz ölçüsü ile kaleme alınan bu eser Türkçe dil bilgisi kurallarına göre yazıldığı için aruz kusurlarını da barındırır.

Ahvâl-i Kıyâmet: Dinî- tasavvufî bir mesnevidir ve konusunu bir hadisten alır.

2. Hoca Mes’ud

Hoca Mes’ud, Anadolu’da klasik düzende mesnevi söyleyen ilk kişidir. Eserleri Farsça’dan tercümesidir.

Eserleri:

Süheyl-ü Nev-bâhar: Klasik bir aşk mesnevisidir. 5703 beyitlik bu mesnevi Farsça’dan tercümedir.

Ferheng-nâme-i Sa’dî: İranlı şair Şirazî’nin Bostan adlı eserinin ilk tercümesidir.

5989_kadi_burhaneddin

3. Eflâkî

Asıl adı Ahmet olan Eflâkî, Mevlâna’nın torunu Ulu Arif Çelebi’ye intisab etmiş bir tasavvuf şairidir. Türkçe dört adet gazelinde Yunus Emre’nin izlerine rastlanmaktadır.

Eserleri:

Menâkıbu’l Arif’in: Eser 36 yılda tamamlanmıştır. Mevlevilik ve mevlevi büyüklerinin anlatıldığı eser oldukça önemlidir.

4. Gülşehri

Kırşehir bölgesi o zamanlar bir gül şehri olduğu için bu ismi almıştır. Gülşehri, edebiyatımızda mahlas kullanan ilk şairdir. Gülşehri, Ahi Evran’n etkisinde kalmış ve onu kendine usta olarak görmüştür. Türk Edebiyatı’nda ilk öykü yazarı olan Gülşehri’nin bu öyküleri, Farsça’dan ilk tercüme hayvan hikâyeleridir.

Eserleri:

Felek-nâme: İslâm ve tasavvufun işlendiği bu eser Farsça’dır.

Aruz Risâlesi / Aruz-ı Gülşehri: 16 yapraklık bu eser de Farsça yazılmıştır.

Kerâmât-ı Ahi Evran: 167 beyitlik mesnevi biçimindeki bu eser, Türkçe kaleme alınmıştır.

Mantıku’t Tayr: Kuş dili anlamına gelir. İranlı şair F. Attar’ın eserinin tercümesidir. Ancak, eserin özgün yanları onu telif haline getirir. Gülşehri, bu eserde Türkçe’ye olan düşkünlüğünü göstererek Türkçe’nin Farsça’dan üstün olduğunu vurgulamıştır.

5989_ahmedi_2

5. Şeyhoğlu Mustafa

14. yüzyıl mesnevi şairleri arasında sayılan Şeyhoğlu Mustafa, Farça’dan tercümeleriyle de bilinmektedir.

Eserleri:

Hurşid-nâme: Mesnevi tarzındaki bu eser bir aşk ve macera içeriğine sahiptir.

Kenzül- Küberâ

Marzubannâme

Mehekkü’l Ulemâ

Taberi Tarihi Tercümesi

Yûsuf ile Züleyha mesnevisi

6. Kadı Burhaneddin

Asıl adı Ahmed olan Kadı Burhaneddin, Keyseri’de dünyaya gelmiştir. Kadılık, vezirlik, atabeylik ve hükümdarlık yapmıştır. Sivas’ta tahta çıkmış ve kendi adına hutbe okutmuştur. Savaş zamanlarında bile ilim ile uğraşan Kadı Burhaneddin, edebiyatta kalem ve kılıcı aynı ustalıkla kullanması ile bilinir. Eserlerinde Azerî Türkçesi’nin bütün özelliklerine yer veren Kadı Burhaneddin, özellikle de tuyuğları ile büyük bir üne sahip olmuştur.

Eserleri:

Divan

İksîrü’s- Saadât Fî Esrâr’ül-ibâdât: Arapça bir eserdir.

Tercîhu’t Tavzih: Dini içerikli ve Arapça bir eserdir.

7. Nesimi

Azeri sahası çıkışlı Seyyid Nesimi’nin yaşamı hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Hurufiliğe intisab eden Seyiyid Nesimi, Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüştür. Seyyid Nesimi, Farsça ve Türkçe şiirler kaleme almıştır. Şiirlerinde coşkulu ve lirik bir hava olan Nesimi kendisinden sonra gelen birçok şairi etkilemiştir. Bektaşilik ve Vahdet-i Vücud kurallarını benimseyen büyük bir sofu ilan edilen Seyyid Nesimi, Türkçe şiirlerinde Nesimi, Farça şiirlerinde Hüseyni mahlasını kullanır. Nesimi, özellikle de tuyuğları ile ünlüdür. Divanında 363 adet tuyuğ bulunur.
Seyyid Nesimi, edebiyat çevresinde Yedi Ulu Ozan arasında sayılır.

Eserleri:
Türkçe ve Farsça Dîvân

8. Ahmedî

Anadolu Türkçesi’nin en önemli isimleri arasında sayılan Ahmedî’nin asıl adı Taceddin İbrahim’dir. Yıldırım Bayezid ile sohbet arkadaşı olmuştur. 14 yüzyılın en çok eser veren şairi sayılan Ahmedî, klasik şiirin kurulmasında büyük role sahiptir. Divan şiirinin asıl kurucusu ve ustası kabul edilen Ahmedî, çağdaşlarına göre en çok kasideyi kaleme almasıyla da bilinir. Ahmedî, aynı zamanda edebiyatımızda ilk şehir kasidesini Bursa için yazmıştır.

Eserleri:

İskender-nâme: Makedonyalı İskender’in anlatıldığı bu eser, Anadolu sahasının ilk İskender-nâmesi’dir. İranlı şair Genceli Nizâmî’in aynı isimli eserine naziredir.

Dâstân-ı Tevârih-i Âli Osmân: Bilinen ilk Osmanlı tarihidir. Ahmedi’nin bu eseri İskender-nâme’nin içinde yer almaktadır. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili bilgiler vardır ve eser mesnevi şeklindedir.

Cemşîd’i Hurşîd: İranlı şair Selman Saveci’nin aynı isimli eserin telifidir. Eserin aslını çevirmekle yetinmeyen Ahmedî, kendisi de ilaveler yapmıştır.

Tervihü’l Ervâh

Hayratü’l Ükala

Kaside-i Sarsari Şerhi

Mirkatü’l Edeb

Müzanü’l Edeb

Miyar’ül Edeb

Türkçe Dîvân

Kaynakça:
Haluk İpekten, Eski Türk Edebiyatı, Dergah Yayınları, 2007, İstanbul

Yazar: Canan Yıldırım