1848 Frankfurt Anayasası Nedir?

Frankfurt Anayasası, medeni hakların uyumlaştırılmasını, feodalizmin kaldırılmasını, Alman Konfederasyonu’nun güçlendirilmesini ve yürürlüğe girmemiş olan maddelerin hüküm altına alınmasını öngörmekteydi. Zamanın devrimci güçleri ve aynı zamanda devletin temel yapısını oluşturan erkeleri de barındırıyordu. Bu anayasaya göre erkler ayrılığı söz konusuydu. Mühim olan husus erklerin birbirinden sıkıca ayrı bir biçimde konumlandırılması hadisesiydi. Frankfurt Anayasası uyarınca yasama ikili bir kanattan oluşmaktaydı. Yürütmenin halka yakın ve hesap verebileceği bir şekilde düzenlenen bir anayasa söz konusuydu. Bunun yanında birinci ve ikinci kuşak haklar ve yükümlülükler de bu anayasa içersinde yerini alan oldukça önemli konulardı. Frankfurt Anayasası’nda dikkati çeken bir başka husus da halkların kendi kendini yönetebilme ehliyetine sahip olduğunun tespit edilmesidir. Bu düzenleme uyarınca self-determinasyon yani halkın kedi geleceğini belirleme hakkı tüm yurttaşlara bahşedilmiştir. Bu hak daha çok sömürge durumundaki devletler için öngörülmüştür. Bu anayasada mülkiyet hakkının birinci kuşak haklar içinde yer alması en önemli yanı olarak göze çarpmaktadır.

Revolution 1848 in Berlin / Kreidelitho

Frankfurt Anayasası ayrıca öyle bir düzenlemeye sahiptir ki bu düzenleme onu diğer bütün anayasaların atası kılar. Frankfurt Anayasası uyarınca, 25 yaşını tamamlayan her erkek seçme hakkına sahiptir. Ancak anayasanın en zayıf yanı olarak kadınların seçme hakkından mahrum edilmesi gösterilir. Görüldüğü üzere kadınlar yine dışarıda bırakılmışlardır. Başlıca dikkati çeken hususlara değinecek olursak, sekülerizm yani din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması hususu, resmi nikahın dini nikahtan önce yapılması, eğitimin din tekelinden sıyrılarak çeşitlilik yaratması bu anayasanın en önemli düzenlemelerinin başında gelir. Anayasa ayrıca genel oy sistemini kabul etmiştir. Seçme hakkını sadece erkeklere vermiştir. Çünkü bu anayasaya göre vergi vermekle mükellef olanların temsil konusunda söz sahibi olabileceğidir. Oysa kadınlar yeteri düzeyde çalışamadıklarından tam manasıyla bir vergi mükellefi kabul edilmezler bu da onların oy kullanmasına engel teşkil eder.

Kaynakça:
Sonntag am Frankfurter

Yazar: Emir Karasu