Affluenza Hastalığı

Affluenza kelimesi, İngilizce refah(affluence) ve grip (influenza) kelimelerinin birleşimiyle oluşturulmuş bir kelimedir. Kelime ilk kez 1954 yılında kullanılmış olmasına rağmen, yaygınlığını 1997 yılında A.B.D.’de yayınlanmaya başlayan aynı isme sahip bir belgesel ile kazanmıştır. Affluenza; bireye acı veren, sürekli daha fazla tüketmesine yol açan ve bunun sonucunda israf, borç ve anksiyeteye yol açan sosyal olarak bulaşıcı bir psikolojik rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır. Dövüş Kulübü filminde de geçen bir ifadeyle, affluenza hastaları, aslında hiç sevmedikleri işlerinde daha çok para kazanmak ve gerçekten ihtiyaçları olmayan şeyleri alabilmek için uzun saatler çalışırlar.

Affluenza kavramı A.B.D. kaynaklı bir kavramdır. A.B.D.’de 1986 yılında alışveriş merkezinden daha fazla sayıda okul bulunurken, 2005 yılına gelindiğinde ülkede toplam 46.000 civarında alışveriş merkezine karşılık sadece 22.000 kadar okul bulunuyordu. Gene A.B.D.’de yapılan araştırmalara göre, insanların %70’i her hafta en az bir kere alışveriş merkezine gidiyordu. Bütün bu rakamlar, A.B.D. özelinde tüketim çılgınlığının yükseldiğini göstermektedir. 20. Yüzyıla kadar tüketmek kötü bir şey olarak görülürken, 20 yüzyıldan itibaren tüketim iyi bir şey olarak görülmeye başlanmıştır.

İngiliz psikolog Oliver James’in ortaya koyduğu teoriye göre, bir toplumdaki ekonomik eşitsizlikler ile affluenza görülme sıklığı arasında pozitif ilişki bulunmaktadır. Ayrıca tüketim odaklı toplumlarda, kişiler daha fazla tüketebilmek için daha fazla kazanmaya uğraşmakta, bunun sonucunda da yaygın olarak psikolojik rahatsızlıklar görülmektedir. Affluenza sonucu insanlar paraya, dış görünüşe ve şöhrete daha fazla önem vermektedirler.

Affluenza’nın kendi kendini besleyen bir döngüsü mevcuttur. İnsanlar yıllar geçtikçe, geçimlerini sağlayabilmek adına, kendi ebeveynlerine göre çok daha fazla saati işyerinde çalışarak geçirmek zorunda kalmaktadırlar. Bu durum, çocukları ile yeterince vakit geçirememelerine yol açmakta ve çocukların da daha fazla zamanı televizyon karşısında geçirmelerine sebep olmaktadır. Televizyonlar ise, reklamlar aracılığıyla çocuklara nasıl iyi birer tüketici olacaklarını öğretmektedir. Çocuklar televizyonda gördükleri oyuncaklar kendilerine alınmayınca, kendilerini değersiz hissetmektedirler. Halbuki Affluenza Çağı’ndan önce, çocuklar kendilerine belirli periyotlarda (örneğin doğum günleri gibi) alınan az sayıda oyuncakla bile mutlu olabiliyorlardı. Günümüzde ise reklamlar aracılığıyla çocuklara nasıl giyineceklerinden ne tarz müzik dinlemeleri gerektiğine kadar birçok şey adeta dikte edilmektedir. Dolayısıyla, affluenza olup, gereksiz tüketimlerini karşılamak için çok çalışan ebeveynlerin çocukları da potansiyel birer affluenza hastalığı adayı olmaktadır.

Affluenza hastalığı, aslında tüketim bağımlılığı olarak da sınıflandırılabilir. Kumar bağımlıları nasıl daha fazla kumar oynayabilmek için borçlanıyorsa, affluenza hastaları da daha fazla alışveriş yapabilmek adına borçlanırlar. Psikologlar, bu tarz tüketim bağımlılıklarının altında yatan sebebin toplumda daha fazla kabul görme ve başka şeylerden kaynaklı öfkeyi yenme olduğunu ileri sürmektedirler. Örneğin, sürekli yeni televizyon ve müzik seti alan bir hastanın durumu incelendiğinde, aslında hastanın film izlemeye veya müzik dinlemeye meraklı olmadığı ortaya çıkmıştır. Sürekli yeni televizyon ve müzik seti almasının sebebi ise, komşuları tarafından elektronik eşyadan anlayan bir kişi olarak görülmenin hoşuna gidiyor olması olduğu anlaşılmıştır. Gene kişiler, eşlerine veya anne-babalarına öfkelenip, onlardan intikam almak adına da çılgınca alışveriş yapabilmektedirler.
Affluenza’yı yenmek için yapılması gerekenler şunlardır:

1. Bir şey almadan önce kendimize mutlaka “bu alacağım şeye gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusunu sormalıyız.
2. Vaktimizi alışveriş merkezlerinde gezinerek geçirmektense, yürüyüş yapmak veya çocuklarımızla oyun oynamak gibi şeylere ayırmalıyız.
3. Özel arabamızla bir yerlere gitmektense, eğer mümkünse toplu taşımayı tercih etmeliyiz.
4. İzlediğimiz her türlü reklama eleştirel gözle bakabilmeli ve reklamlarda söylenen her şeyi doğru olarak kabul etmemeliyiz.
5. Evimiz için bir bütçe oluşturmalı ve giderlerle gelirleri dengelemeye çalışmalıyız.

Bu yazıda çağımızın hastalıklarından olan affluenzadan bahsetmeye çalıştık. Hepimiz, daha basit bir yaşam sürerek ve ihtiyacımız kadar tüketerek, hem dünyadaki kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayabilir hem de psikolojik açıdan daha sağlıklı bireyler olabiliriz. Zaman zaman sınırsız olarak tanımlanan ihtiyaçları, aslında gerçekten ihtiyacımız olan şeyler mertebesine indirerek, sınırlandırabilir ve tüm insanlık için doğru bir adım atabiliriz.

Kaynakça:
John de Graaf, David Wann, ve Thomas Naylor, “Affluenza”, 3rd Edition, Berrett-Koehler Publishers, 2014.
en.wikipedia.org/wiki/Affluenza<br /><br /><br />
kemalsayar.com/KatagoriDetay-Cagin-hastaligi-AFFLUENZA-ya-da-PARAYLA-SAADET-OLMAZ-76.html

Yazar: Mehmet Umut Pişken