Ağrı Dağı

Ağrı Dağı, ülkemiz sınırları içerisindeki en büyük dağıdır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en doğu ucunda yer alır. Zirvesinde her mevsim kar ve buzul bulunan dağın yüksekliği, 5.137 metredir. Siyasi olarak ülkeler arasındaki konumu, İran’ın 16 km batısı ve Ermenistan’ın 32 km güneyinde yer alır. Ağrı dağının %65’lik bölümü Iğdır ili sınırlarında, %35’lik kısmı da Ağrı ili sınırlarındadır. Farklı yükseklikte iki zirvesi bulunmaktadır. 5.137 metrelik Atatürk zirvesi, Büyük Ağrı adıyla ve 3.898 metrelik İnönü zirvesi, Küçük Ağrı adıyla bilinir. Büyük kısmı Iğdır iline dahil olsa da Ağrı iline adını verir.

6384_0000322342

Coğrafi ve Fiziki Yapısı

Yüksekliği ile ülkemizin en büyük dağıdır. Yaklaşık 4.000 metreye kadar bazalt daha sonrada andezit volkanik özellik gösterir. Aynı zamanda doruğundaki buzul ülkemizin en büyük buzuludur. Ağrı Dağı İran, Nahçivan, Ermenistan ve Türkiye’nin birleşim yerinde ve devlet sınırı olarak kullanılmaktadır. Ağrı dağının tabanı yaklaşık 34 km’lik bir alanı kaplar. Dağ Erzurum, Van ve İran’ın yüksek yerlerinden görülebilir. Sönmüş volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı, yüksekliği sebebiyle zirvesindeki sıcaklık en sıcak zamanlarda bile -6 ila -10 derece civarındadır. Büyük ağrının kuzey tarafında Küp Gölü bulunmaktadır. Bu krater gölü yaklaşık 4.000 metre yüksekliktedir. Dağ, kar ve buzullardan su emerek, Yakup, Topçatan, ve Serdarbulak kaynaklarından suyun çıkması ile doğal içme suyunu bölgelere ulaştırır. Dağ eteklerinde oluşturulan köylerde genellikle hayvancılık yapılmaktadır.

Ağrı Dağı Tarihi ve Dağcılık

Ağrı dağı jeolojik oluşumu ve konumu itibariyle birçok inanış ve tarihsel konuya ev sahipliği yapmaktadır. Büyük tufan gibi efsaneleşen olaylar, Hz. Adem ile Hz. Hava’nın dünyadaki ilk buluşma yeri, şahmeran ve aşk hikayeleri gibi efsanelere ev sahipliği yapmaktadır. Kutsal kitaplarda yazan “Ortadoğu’nun çatısındaki Cudi,” Nuh’un Gemisi’nin bulunduğu alan olarak geçmektedir. “Cudi” Arapça dağ anlamına gelirken, Güney Doğu Anadolu’’da Cudi adında bir dağımızda mevcuttur. Ancak Ortadoğu’’nun çatısı olarak Ağrı Dağı bilinmektedir.

6384_agri-dagi-7

Bu gibi birçok efsaneye sahip Ağrı Dağı, İlhanlılar başta olmak üzere birçok devletin ve beyliğin ulu olarak gördükleri ve kutsal günlerinde yamaçlarında anma ve kutlamalar yaptığı bilinmektedir. 1. Dünya Savaşı sırasında değişik devlet kontrolüne geçen ve Rusya, İran ve ülkemiz arasında paylaşılması söz konusu olmuştur. 1923-1932 yıllarındaki sınırların belirlenmesi sırasında dağın tamamı ülkemiz sınırları içerisine alınmıştır.

Ünlü gezgin Marco Polo “hiçbir zaman çıkılamaz” dediği Ağrı Dağı’na bilinen ilk zirve tırmanışı, Profesör Frederik Von Parat tarafından 9 Ekim 1829 tarihinde gerçekleşmiştir. İlk solo tırmanış Şubat 1970 tarihinde Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından yapılmıştır. Akut dağ hastalığı ve bilimsel tıbbi çalışmaları Prof. Dr. Abdül Mecit Doğru ve Muzaffer Erol Gez tarafından 3 gün 3 gece dağda kalarak gerçekleştirilmiştir. 1990 yılında çeşitli sebeplerden dolayı dağa tırmanış yasaklandı. 1998 yılında Dağcılık Federasyonu bir gurup dağcının talebiyle bu yasağı kaldırdı.

Ağrı Dağı ve Turizm

Ağrı Dağı ve çevresi 2004 yılında Milli Park ilan edildi. Bitki ve yabani hayvan çeşitliliği, ilginç peyzaj dokusu, volkanik ve jeolojik yer şekillerinin çekiciliği, turizm ve dağcılık konusunda öncelikli alanlarımızdandır. Ağrı dağı şehir merkezine yaklaşık 100 km uzaklıktadır. Küçük ağrı dağının yamacında bulunan, Doğubeyazıt merkezine 3 km mesafede olan Buz Mağarası en fazla turist ağırlayan yerlerinden birisidir. Yine Iğdır sınırındaki Meteor Çukuru en ilginç alanlardan birisidir. Bu ve diğer güzellikleri sayesinde Ağrı Dağı yaz ve kış aylarında turizme açıktır. Yamaç paraşütü, kayak ve yürüyüş sporları gibi birçok etkinliğin yapılabildiği ülkemizin nadide mekanlarından biridir.

Yazar: Ensar Türkoğlu