Almanya’daki Türk Toplumu

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya savaşı kaybetmiş ve de ülke adeta harabeye dönmüştür. Bu yıkım sonrasında ülkeyi baştan aşağı yenilemek isteyen Almanlar, bu işlerde çalışacak yeteri kadar işçi bulamadığından 1950’lerle beraber geçici işçi alma ihtiyacı duymuştur. İlk olarak İtalya ve de Balkanlardan gurup şeklinde işçi alımı yapan Almanlar, sonraki yıllarda bu işçilerin geri dönmesi sonrasında ciddi anlamda istihdam açığı ile karşı karşıya kalmıştır. Yeni olarak kurulan fabrika ve de tesislerde çalışacak elemen bulamayan Almanlar yine geçici işçi adı altında göçmen alımı yapmıştır. Bu sefer ki, alımı Türkiye’den yapmaya karar kılan devlet, birçok Türkü, Almanya topraklarına davet etmiş ve de burada çalışmalarına imkan sunmuştur. 1950’lerde gelen İtalyan ve de Yugoslavlar, işlerini tamamladıktan sonra ülkelerine geri gitme konusunda herhangi bir zorlamaya maruz kalmadan, Almanya’yı terk etmiştirler. Ancak Türk olarak Almanya’ya geçici işçi statüsü ile gelen Türkler, Almanya’ya yerleşmeye karar vermiş ve de bunu hayata geçirmiştirler. Kısa sürede hızlı bir artış gösteren Türk nüfusu günümüze dek uzanan süreçte milyonları geçmiştir. 50 yılı aşkın bir Türk geçmişine sahip olan Avrupa ve de Almanya, Türkler için artık bir vatan haline gelmiştir.

Almanya’ya ilk giden gurup 1960’lı yıllarda idi, sonrasında bu gurubu takip eden birçok gurup daha oldu. Almanya ekonomisi 1960’lar ve de 70’lerde büyüdükçe göçmen alımı da arttı. Ta ki 1980 yılına gelene dek; bu dönemle birlikte yaşayan darbe sonrasında Almanya kapılarını Türklere resmi olarak kapattı. 1980 yılına dek, vizesiz seyahat edilen Almanya artık vize ile seyahat edilebilir bir ülke haline geldi. O dönemde Avrupa Ekonomik Topluluğu ile üyelik görüşmeleri sürdüren Türkiye böylece vizesiz seyahat serbestisi imtiyazından da mahrum olmuştur.

Almanya’nın aldığı bu kararı sırasıyla Fransa, Belçika, Hollanda gibi ülkeler izlemiş ve nihayetinde 1980’li yılların sonlarına doğru İngiltere de vizesiz seyahat serbestisini askıya almıştır. 1980 yılına kadar resmi olarak Almanya’ya yerleşen Türklerin çok büyük bir kısmı bir daha Türkiye’ye dönüş yapmamıştır. Burada dönüş yapılmamasından kasıt, kesin olarak Türkiye’de yaşama niyetinin ortadan kalkmış olmasıdır. Almanya’da yaşayan Türkler arasında giden ilk kuşak 1960’ların Türkerliydi ve de çoğu köylerinden Almanya’ya gittiğinden pek de bir şey bilmiyorlardı. İkinci kuşak ise, 1970’lerin sonu ile 1980’lerin ortasına rast gelenlerden oluşmakta idi. Onlar nispeten ilk kuşağa göre daha bilgi olup, dil öğrenmeyi becerse de yine de kısmi olarak entegrasyon sorunu ile karşı karşıya kalmışlardır.

1980’lerin sonları ve de 2000’li yılların başlarına doğru olan kuşak ise üçüncü kuşak olarak daha önceki kuşaklara nazaran en iyi ayak uyduran Türk gurubu olarak göze çarpmaktadır. Bu kuşak arasında yüksek eğitim alanların sayısı birinci ve de ikinci kuşağa göre oldukça fazla olup entegrasyon oranı da son yüksektir. Bu kişilerin yüzde 97’lik bir kısmı Almanya içinde doğan gurbetçi çocuklarıdır. İkinci kuşakta Almanya içi doğum oranı yüzde 40’lar seviyesinde idi. Son kuşak ise dördüncü kuşaktır ve bunlar artık kısmen Alman olarak da kabul edilen bir kesim olarak bilinirler. Önümüzdeki 100 yıl içersinde Almanya topraklarında yaşayan Türk ve Türk kökenli insan sayısının 10 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Türkler günümüz Almanya’sında son derece önemli bir rol oynar. Son verilere göre 3 milyona civarında Türk ve de Türk kökenli Almanın yaşadığı bu topraklar, artık Türklerin anavatanı olmuş durumdadır. Bu üç milyonluk nüfusun yaklaşık 1 milyon kadarı Alman vatandaşlığına geçmiş ve de Türk vatandaşlığından çıkmış Türklerden oluşur. Türkler geçici işçi olarak gittikleri Almanya’da ciddi anlamda işlere de imza atmıştırlar. Örneğin Alman Parlamentosu’nda aktif olarak siyaset yapan birçok Türk kökenli Alman vekil bulunur. Bunların yanı sıra Türkler, işveren olarak da faaliyet göstermeyi başarmışlardır. Bu anlamda ciddi bir istihdam sundukları da söylenebilir.

Yazar: Emir Karasu

 

Editör : Suna Korkmaz