Almanya Federal Cumhuriyeti, Avrupa Birliği’nin 6 kurucu üyesinden biridir. Bu ülke gerek I. gerekse de II. Dünya Savaşlarında çok sayıda can kaybı yaşanmasında başrol oynamış ve her iki savaş neticesinde çok ağır yaptırımlara maruz bırakılmıştır.

Aslında II. Dünya Savaşı da bu yüzden patlak vermiştir. Savaş sona erdikten sonra Almanya, bir hayalet ülkeye dönmüş ve adeta taş üstünde taş kalmamıştır. Çok ciddi bir yıkıma uğrayan bu ülke kısa bir süre içinde kendini toparlamış ve Avrupa’nın yükselen güçlerinden biri haline gelmiştir. Son 30 yıl içinde Avrupa Birliği’nin en büyük ülkesi haline gelen Almanya Federal Cumhuriyeti, dünyada da şu an için ilk 4 içinde kendisine yer bulmaktadır. Dünyanın en büyük sanayi devlerinden biri olan Almanya, nüfus bazlı ele alırsak Avrupa Birliği şöyle dursun dünyanın en güçlü ülkesi olarak kabul edilir.

Almanya’nın önünde yer alan ülkelerden Amerika Birleşik Devletleri’nin 320, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1,2 milyar, Japonya’nın ise 140 milyonluk bir nüfusu olduğu göz önüne alınırsa, Almanya bu ülkeler arasında kişi başına milli geliri en yüksek olandır. Almanya ise sadece 82 milyonluk bir nüfus gücüne sahiptir. Ancak önündeki ülkelerle sahip olduğu nüfus kıyaslanırsa ekonomik farka göre çok fazladır. Almanya, özellikle 1960’larda kalkınma seferberliğinde çok sayıda yabancı işçiyi geçici olarak sınırlarına davet etmiştir. Bu gelenlerin çoğu İtalyan ve Yugoslav olduğundan bunlar işlerini bitirmelerinin ardından tekrar ülkelerine dönmüştür.

Sonraki geçici işçi alımını Türkiye’den yapan Almanya, gelen işçilerin neredeyse tamamının ülkeden ayrılmasını sağlayamamıştır. Yasal olarak bu ülkede ikamet etmeye başlayan Türkler sonrasında günümüze dek gelen süreçte 3 milyona yaklaşık bir nüfusa sahip olmuştur. Alman mevzuatlarına göre bir yabancının vatandaş olabilmesi için fiilen o ülkede yasal yollarla sekiz yıl ikamet etmiş olması, aynı zamanda da Almanya’ya yük olmayacak bir ekonomik refaha da sahip olması gerekir. Aslında bu kural 2000 yılında değişen Alman vatandaşlık mevzuatında da vardı. Ancak 2000 yılında yürürlüğe giren yeni yasa ile beraber Alman vatandaşı olmak isteyen biri kendi vatandaşlığından çıkmak zorundadır. Bir anlamda çifte vatandaşlığa kapıları kapayan Almanya, bu anlamda Türklerin Alman vatandaşlığına geçmesine engel olmaya çalışmıştır. Bu yeni yasayla beraber getirilen modele ”Opsiyon Modeli” denilmiştir. Halen de kısmen yürürlükte olan bu model, 23 yaşına dek bir Alman gencine Alman vatandaşlığı hakkı varsa Alman ya da Türk arasında tercih yapmaya zorlamaktadır. Başka bir değişle aslında bir anlamda Türk vatandaşlığında kalmasını teşvik etmektedir. Eğer Alman makamlarına Alman vatandaşlığında kalma istediğini yasal süre içinde deklare etmez ise Alman vatandaşlığı yasal olarak otomatikman düşmektedir. Bu yüzden Opsiyon Modeli, özellikle Almanya’daki Türkler tarafından her daim eleştirilmiştir.
2013 yılında Opsiyon Modeli’nde iyileştirmeye gidilse de daha önce bu uygulama yüzünden tek vatandaşlık sahibi olanlar çifte vatandaşlıktan istifade edemez hale gelmiştirler. Opsiyon Modeli ayrıca çifte standart içerdiğinden yine birçok siyasetçi tarafından eleştirilmektedir.

Kaynakça:
https://transferwise.com/gb/blog/how-to-get-citizenship-in-germany

Yazar:Emir Karasu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here