Alternatif İktisadi Sistemler

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

Tüm iktisadi sistemlerde yanıtlanması istenen 3 temel soru vardır;

1-Neler üretilecek
2-Nasıl üretilecek
3-Kimler için üretilecek veya nasıl paylaşılacak

1-Neler Üretilmeli: Üretim imkanları sınırının hangi noktasında bulunulacağı ve üretim seviyesi sorunuyla ilgili sorudur. Kaynakları etkin kullanmak için, bir üretim arttırılırken diğer üretimden vazgeçileceği hususuna dayanır. Tüm toplumlar kıt kaynaklarla yapacağı üretime karar verir. Tüketim ve yatırım mallarından ne kadar üretileceği, ne kadar kamu malı üretileceği belirlenir. Bu belirleme, tüketici, üretici ve devletin karar ve tercihleri doğrultusundadır.
2-Nasıl Üretilmeli: Tüm toplumlar mutlaka kendine uygun üretim tekniği seçmelidir. En doğru üretim tekniğiyle çıktı başı minimum maliyetle üretim sağlanarak, üretim imkanları sınırında ekonomi işleyişi sağlanır.
3-Kimler İçin Üretilmeli: Üretilen tüm mallar toplumun tüm üyelerine eşit mi paylaştırılmalı? Çok üretim yapan üyelere fazla mal mı verilmeli? Çalışamayan kişiler çalışmak istemeyenlere ne kadar vermeli? Bu sorulara yanıt verirken kültür etkisiyle, ülkenin ekonomik sistemi doğrultusunda düşünülür.

Üç temel sorunun çözümünde, toplum siyasi yapılarına göre ekonomik sistemler kurularak ekonomik sistem dahilinde davranılır. Ekonomik sistemin bir ucunda piyasa ekonomileri, bir ucunda kumanda ekonomileri bulunur. Bu iki sistemin bir kısmını kabul eden, dünyada yaygın karma ekonomik sistemler ülkelere göre değişkenlik göstermektedir.

Piyasa Ekonomileri Sistemi

Ne, nasıl ve kimler için üretileceği soruları birbirinden bağımsız bireysel tüketiciler, üreticiler, devlet vd. organizasyonların kararları doğrultusunda birbirleriyle etkileştikleri ekonomik sistemdir. Temel koordinasyon piyasa fiyatlarıyla yapılır. Dolayısıyla serbest piyasaya fiyat sistemi de denir.

Serbest piyasa fiyatlarının rolleri:

*Fiyatlar üretilecek ve tüketilecek malların sinyallerini verir.
*Fiyatlar insanları üretim ve tüketime teşvik eder.
*Fiyatlar paylaşım mekanizmasında önemli göreve sahiptir.

Mesela; üniversite öğrencileri için bilgisayar alıp kullanmada yenilik ve kahvehaneler yerine internet kafeler tercih edilirken ekonomik birimlerin kararlarında fiyatlar etkilidir.

Bu tercih değişimi daha fazla üretilecek hizmeti belirler. Öğrencilerin internet kafelere talepleri üzerine internet kafe hizmet fiyatları yükselir ve daha çok sayıda internet kafe açılır. Çünkü internet kafe sahipleri kar yükseleceğini anlarlar. İnternet kafe hizmetiyle birlikte, bilgisayar donanım, yazılım, bakım-onarım gibi hizmetlere de talep artar. Bunların da üretim ve fiyatları artar. Bilişim sektörü personel maaşları da yükselir. İnternet kafe hizmetlerinin fiyat artışı yeni internet kafeler kurmaya teşvik eder. Yüksek kazanç çabaları rekabeti güçlendirir, hizmet miktar ve kalitesini arttırır. Fiyat düşmeleri ise üretimi azaltarak piyasaya girişleri engeller.

Fiyatlar gelir dağılımında da etkilidir. Fiyat yüksekliği, talep yüksekliğinin göstergesidir. İlgili endüstride gelir artışını da gösterir. Fiyatlar düşerse gelir de düşer. Fiyat değişim hızı gelir dağılım hızına paraleldir. Gelirini kendi belirleyemeyenler gelir kaybedebilirler.

Piyasa ekonomisinin iyi işlemesi için fiyat seviyesi mutlaka istikrarlı olmalıdır. Ekonomik birimlerin mülkiyetleri bulunmalı ve kamu otoritesi piyasalara müdahale etmemelidir. Böylece ekonomi, üretim imkanları sınırı üzerine çıkar. Piyasa ekonomisinde devlet, iç ve dış güvenlik sağlar, piyasa sağlığı ve mülkiyet haklarına katkılarda bulunur. Devletin ekonomide rolü yalnızca piyasa başarısızlıklarında devreye girer.

Kumanda Ekonomileri Sistemi

Kumanda ekonomilerinde ne, nasıl, kimler için üretim yapılacağına devlet karar verir. Devlet merkezi plan dahilinde, ekonomik birimlerin davranışlarını kontrol ederler.

Kumanda ekonomilerinde fiyatları genellikle devlet belirler. Bu da ekonomide etkinsizliklere yol açar. Mesela; Sovyetler Birliği’nde ekmek fiyatı düşüklüğü dolayısıyla, çiftçiler ineklerini ekmekle beslerlermiş. Çünkü politikalar bunu gerektiriyormuş. İneklerin normalde ot veya tahılla beslenmeleri gerektiğine göre bu durum bir kaynak etkinsizliğidir. Ekmek, yüksek üretim maliyetine rağmen fiyatının düşüklüğü, diğer besleme yöntemlerine göre ekmek kullanımını cazipleştirmiştir. Etkin üretilmeme nedeniyle ekonomi üretim imkanları sınırı altındaymış.
Kumanda ekonomilerindeki kamu mülkiyeti bir teşvik unsuru değildir. Çünkü insanlar çabaları karşılığı yerine ihtiyaçlarına göre gelir kazanırlarsa istedikleri etkin kaynakları elde edemezler. Mesela; bir mucit patent sahibi olmazsa buluşunu fazla çabalamaz. Daha az buluş yapılır ve toplum gelişmez. Üretim imkanları sınırı altında üretim yapılır.

Kumanda ekonomileri 20. asır ortalarında neredeyse dünya nüfusunun yarısını kapsarmış. Doğu Avrupa, Sovyetler Birliği, Çin gibi ülkeler kumanda ekonomisine sahip imiş. Günümüzde pek uygulanmamaktadır. 20. asır sonlarında piyasa ekonomilerine dönüşmeye başlamışlardır.

Karma Ekonomi Sistemi

Dünyada uygulamada artık hep karma ekonomiler mevcuttur. Piyasa ve kumanda ekonomik sistemleri artık uygulamada yoktur. Ancak karma ekonomi sistemi homojen değildir. Kamu ve özel kesim kombinasyonları ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir.

Karma ekonomik sistemde, özel mülkiyetle birlikte kamu mülkiyeti de kabul görmektedir. Piyasa mekanizmasıyla birlikte müdahaleyi içeren fiyat mekanizmasıyla birlikte merkezi plan da uygular. Bu durum sektörden sektöre ve ekonomiden ekonomiye değişkenlik göstermektedir. 21. asır sonrası karma ekonomilerde piyasa ekonomileri ağırlığı artmıştır.

Karma ekonomik sistem, günümüzde uygulanan tek ekonomik sistem haline gelmiştir. Kıt kaynakların nasıl kullanılacağına hem kamu kesimi, hem özel kesim karar vermektedir. Karma sistem makro yönden, ülkedeki ekonomik çıktıların ne kadarının özel veya kamu kesiminden çıktığını belirler.

Kaynakça:
Anadolu Üniversitesi – İktisada Giriş – 2008

Yazar: Halil İbrahim Arik