Anı Türü ve Özellikleri

3771_jjr_000

Bir kişinin başından geçenleri veya gördüğü olayları kaleme aldığı esere anı bir başka deyişle hatıra denir. Anı, bir kimsenin yaşadığı veya tanık olduğu olay ve durumları gözlemlerinden, bilgilerinden yararlanarak anlattığı yazı türüdür. Bu tanımı kısaca şöyle ifade edebiliriz: Anı, yaşanmış olayları anlatan bir yazı türüdür.

Hatıra, edebiyat türleri arasında en çok kullanılan türlerden biridir. Diğer yazı türlerinde de görüldüğü gibi, anı da insanların yaşamlarını başkalarıyla paylaşma gereksiniminden meydana gelmiştir. Böylelikle insan, geçmişi çeşitli yönleriyle yeniden yaşamış olur.

Bilindiği üzere insanlar, zamanı üçe ayırmışlardır: Geçmiş, bugün ve gelecek. Yani “dün, bugün ve yarın. Geçmişi hatıralar, geleceği ise umutlar kapsar. Hatıraların da, umutların da yaşı, çağı ve zamanı olmaz. Anılar, insanların başından geçen olayların, durumların zihinde bırakmış olduğu kalıcı izlerdir. Anı yazarı, gücünü hafızasından, izlenimlerinden alır. Zaman zaman eserinde değerlendirmelere, yorumlara da yer verir.
Hatıra yazıları, samimiyet ve gerçeklik üzerine inşa edilir. Bunlara sahip olmayanlar okunmaz ve yaşamaz. Samimiyet ve gerçeklik zor bir iştir. Doğruluk, açık yüreklilik, açık sözlülük gibi birtakım özelliklere sahip olmayı gerektirir. Hatıra yazılarının okunmasını sağlayan ana etmenlerden biri de dildir. Yaşanılan ya da görülen bir olay ne kadar ilgi çekerse çeksin, dilin anlatım gücüyle desteklenmezse ilginçlik özelliğini kaybeder. Bu yüzden anı yazarının güçlü bir belleğe, gözlem gücüne, incelmiş bir dil zevkine ihtiyacı vardır.

Anı türü incelendiğinde, anı yazmanın nedenleri şöyle açıklanabilir:
1. Kişinin unutulup kaybolmasını istemediği bir gerçeği dile getirmek istemesi.
2. Yazma alışkanlığına sahip olmak.
3. Beraber yaşadığı insanların bazılarına duyduğu hayranlığı ifade etmesi.
4. Tarih ve toplum önünde hesaplaşmak, pişmanlıklarını anlatıp rahatlamak.
5. Gelecek nesillere uyarılarda bulunup onlara ders vermek.
Hatıralar, yalnızca belli kişilerin maceralarını anlatmakla kalmaz, ayrıca o kişilerin yaşadığı devrin toplumsal koşullarını, kültürel özelliklerini de yansıtır. Bu yüzden, anı türünde kaleme alınmış eserler, genellikle okuyuculara birçok tarihi olay hakkında bilgi verir.

Anı, topluma mal olmuş bireylerin geçmişinde olan olayları estetik bir biçimde ele almalarından meydana gelmiş bir yazı çeşididir. Anı, onu kaleme alanın mesleğine, kişilik özelliklerine göre siyasi, edebi, askeri ve sosyal niteliklere sahip olabilir. Bu çeşitlerin tümü de tarihin, sanatın ve eleştirinin birer köşesini aydınlatırlar.

Anı ve Günlük

3771_babrah1

Anıyı günlükten ayrı tutmak gerekir. Günlük, günü gününe kaleme alınan olaylar, duygu ve düşüncelerden oluşur. Anı ise, genelde üstünden uzun yıllar geçmiş olay ve durumları işler. Bu yüzden gerçeğe uygunluk açısından günlükler daha inandırıcı olabilir. Hele geçmişte yapılan bir konuşmayı aktaran anı yazarının, uzun yıllar sonra bunu aynen olduğu gibi anlatmaları hiç kolay değildir.
Hatıra ve günlük arasındaki farkı Suut Kemal Yetkin şöyle açıklamıştır: “Günlük, ileriye doğru gider, hatıra geriye doğru iner. Biri yaşarken, diğeri yaşandıktan sonra yazılır.”

Anı Türünün Gelişimi

Anı, Batı edebiyatının en sık kullanılan türlerindendir. Eski Yunan edebiyatında Ksenophon’un “Anabasis” eseri bu türün ilk örneklerinden kabul edilmektedir. Avrupa’da Rönesans devrinden günümüze dek birçok sanatçı ve siyasetçi bu türde eserler kaleme almışlardır. Fransız edebiyatında Saint-Simon, Rousseau, Chateaubriand; İtalyan edebiyatında Silvio Pellico bu türde ün yapmışlardır.
Hatıra, özellikle 17.yüzyılda önem kazanmaya başlamıştır. Bu yüzyılda anı yazılarında büyük bir artış gözlenmiştir. Bu gelişmeler, daha sonra anı şeklinde roman yazılmasına da zemin hazırlamıştır.
Anı türü günümüzde çok yaygın bir tür haline gelmiştir. Hemen hemen her ay, çeşitli anı kitapları okurlarla buluşmaktadır. Bunlara sık sık gazetecilerin de anıları dâhil olur.
Tanınan sanat, düşünce, bilim ve siyaset adamlarının hatıraları, onların hayatlarını ve dönemleri yansıtmaları açısından büyük bir öneme sahiptirler.

Türk Edebiyatında Anı :Türk edebiyatının ilk anı örnekleri olan Orhun Yazıtları, kağanların yaptıkları görevleri milletlerine karşı nasıl yerine getirdiklerini anlatır. Bu anıların ilerleyen dönemlerde gidilecek yolu belirlemeleri açısından da büyük önemleri vardır. Eski Türk edebiyatında bu türün ilk önemli eseri, Babür Şah’ın anıların kaleme aldığı Babürname’dir. Hükümdar, komutan ve edebiyatçı olan Babür Şah, bu eserinde hayatını, gördüğü yerleri ve yaptıklarını dile getirmiştir. Ebülgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türkî’si de bir hatıra kitabıdır. Eski Türk edebiyatında başlı başına anı ismini taşıyan yapıtlara pek rastlanmaz; ama anıları kaleme almak geleneği başka isimlerle devam ettirilir. Örneğin, tezkire yazarlarından Âşık Çelebi, tanıdığı şairleri, onlarla en küçük ilişkilerine dek anlatır.Yeni Türk edebiyatında anı türünden eserler, Tanzimat devrinden sonra işlenmeye başlanmıştır. Anı alanında önemli yazarlarımızdan biri de Ahmet Rasim’dir. Rasim, hayatı boyunca yazmış, kendini bu toplumu geliştirmeye adamış bir edebiyat adamıdır. Gecelerim, Falaka, Fuhş-ı Atik onun anı türünde yazdığı eserlerinden bazılarıdır.

3771_images7Usta yazarlardan biri olan Halit Ziya Uşaklıgil’in Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye, Hüseyin Cahit Yalçın’ın ise, Edebi Hatıralar gibi pek değerli eserleri Türk edebiyatını anı türü açısından zenginleştirmiştir.

Edebiyata 1908 yılından sonra katılan şair ve yazarların büyük bir çoğunluğu da anılarını yazmaya devam etmişlerdir. Bu anıların her birinin dikkatlice okunup, incelenmesi ve çağdaşlarıyla karşılaştırmalarının yapılması gerekir. Bu şekilde ortaya konulacak araştırmalar, edebiyat tarihi için çok sağlam verilerin oluşmasını sağlayacaktır.
Bunların arasında Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yahya Kemal Beyatlı, Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay, Abdülhak Şinasi Hisar, Reşat Nuri Güntekin, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç gibi yazarlar, kendi sanat çevrelerini, yetişme koşullarını başarılı bir biçimde belirtmişlerdir. Genelde olgunluk dönemlerinde yazdıkları bu eserlerde, olayları daha rahat bir bakış açısıyla değerlendirerek onları tatlı ve sürükleyici bir anlatımla aktarabilmişlerdir.

Türk edebiyatına anı türünde önemli değerler kazandırmış olan, Anamın Kitabı, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Vatan Yolunda, Zoraki Diplomat, Politikada 45 Yıl eserlerinin sahibi Yakup Kadri, bu hatıralarını neden kaleme alma ihtiyacı duyduğunu ve yazarken nasıl bir yol izlediğini şu sözleriyle açıklamıştır:
“Ben bu hatıralarımda, benim gençlik hayatıma karışmış olan edebi hadiseleri gözden geçiriyorum. Bundan, gözden geçirmekten maksadım, her ihtiyarlayan edebiyatçı gibi, eski gençlik hatıralarını tazeleyerek, ‘Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer’ dedikleri bir zevke kapılmak değildir; aynı zamanda memleket gençliğine edebiyat tarihi bakımından bir hizmette bulunmak fikriyle bunları kaleme almış bulunuyorum. O zamanki büyük şahsiyetleri, hem insan olarak, hem yazar olarak, kendi görüşüme göre tahlil ediyorum.
Yazılarım bir edebiyat dersi telakki edilmemelidir. Aksi halde, sıkıcı bir şey olurdu. Bir edebiyat öğretmeni gibi davranmadım, hatıralarıma roman havası verdim.”

3771_ahmet_rasim

Anı türünde yazılmış eserlere Yahya Kemal’in Siyasi ve Edebi Portreler, Edebiyata Dair; Çocukluğum, gençliğim, siyasi ve edebi hatıralarım; Halide Edip Adıvar’ın İstiklal Savaşı anılarını anlattığı Türkün Ateşle İmtihanı, çocukluk anılarını dile getirdiği Mor Salkımlı Ev; Yusuf Ziya Ortaç’ın Portreler, Bizim Yokuş; Samet Ağaoğlu’nun Babamın Arkadaşları, Aşina Yüzler; Aziz Nesin’in Böyle Gelmiş Böyle Gitmez; Oktay Akbal’ın Şair Dostlarım; Salah Birsel’in Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu’nu örmek gösterebiliriz.Türk edebiyatında Atatürk’ü, onun unutulmaz yönlerini ve büyük atılımlarını işleyen anılar mevcuttur. Bu konuda en çok anı kaleme alanlar, Falih Rıfkı Atay, Ruşen Eşref Ünaydın, Afet İnan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi Atatürk’ü yakından tanıyan kişiler olmuştur.Edebiyat adamlarımızın yanı sıra Cumhuriyetten önce ve sonra da bazı devlet adamlarımız ve gazetecilerimiz de hatıralarını okuyucuların beğenisine sunmuşlardır.

Ülkemizde son yıllarda büyük dikkat çeken, ilgi gören birkaç anı kitabını da söylemekte fayda var. Bu ilgiyi üzerine çeken ve renkli eserlerden biri Mina Urgan’a ait olan Bir Dinozorun Anıları, biri Erdal İnönü’nün Anılar ve Düşünceler ve bir diğeri de Emre Kongar’ın Ben Müsteşarken isimli eserleridir.

Kaynakça:
Kudret Cevdet; Örneklerle Edebiyat Bilgileri, İnkılap ve Aka Kitabevi, İstanbul, 1980.

Yazar: Özge Beniz