Anti Kahraman Nedir?

8508_2Hayatın, sadece sözlü ürünlerle anlatıldığı devirlerden günümüze, edebiyat, sanat da değişmekte , karşımıza yepyeni bir gerçeklik ve terimler dünyasıyla çıkmaktadır. Anti kahraman , insanların kendilerini sonu iyi biten güçlü , başarılı kahramanların olduğu edebiyat ürünlerinden mutlak iyi, güzel ve tamamen mutlu gibi sonların olamayacağı gerçeğiyle yüzleştiği çağımızın organik metin ve film kahramanıdır.Herkesin değil belli bir kesimin sevgilisi olan, ne tam bir nefret ne de mutlak bir sempatinin öznesi olmayıp arada bir kahraman özelliğini temsil eder anti kahraman.

Daha çok post-modern edebiyat eserleriyle popüler hale gelen terimlerden biridir, anti kahraman. Öncelikle edebiyatta sıkça işlenen bu terim zamanla sinema dünyasının da sık kullanılan terimlerinden olmuştur. Anti kahraman, kavramını tanımlamadan önce kahraman teriminin edebiyat ve sinema dünyasında ne anlama geldiğini bilmek gerekiyor. Kahraman , herhangi bir eserde işlenen olayın meydana gelmesini sağlayan ve olayları yönlendiren ana karakterdir. Klasik edebiyat açısından bu kahraman genellikle kendi dünyasında yetersizlikler ve başarısızlıklar içinde boğuşan insanın özlem ve tesellilerini işleyen, yaşayan kişidir. Daha geniş anlamda kahraman okurun kendisinde eksik bulduğu her türlü özellik ve durumu başarılı bir şekilde hayata geçirdiği, yaşadığı için ideallerin insanıdır. Kahramanlar bir umudun temsilcisidir ve sürekli umut dağıtır. Özel olarak seçilmiştir, doğrudan böyle olmasa bile tesadüfler onu diğer inşalardan daha üstün ve özel kılmıştır, bu yönüyle idealize edilmiş birtakım misyonların temsilcisi gibidir. Kahraman, okurların/izleyicilerin hayran oldukları hayatın temsilcileri oldukları için her bakımdan dürüst, tutarlı, masumdan yana ve hak edilen adaletin olduğuna inanarak hareket eden insanlardır. Onları her bakımdan özel kılan yönlerinden biri de fiziksel olarak mükemmel estetik ölçülere sahip olmalarıdır. Sahip oldukları fiziksel güçleri daima iyi ve haklı için kullanırlar. Bu anlamda tipik özellikleriyle, Reşat Nuri’nin Feride’si Gorki’nin Ana’sı, Yaşar Kemal’in İnce Memed’i Jack London’ın Martin Eden’i, Namık Kemal’in Cezmi’si, Halide Edip’in Handan’ı… Kahraman olarak belirtilebilir.

Anti kahraman , eserlerde bize sunulan ideal ölçülerin değil günümüz gerçekliğinin model insanıdır. Kahramanların sahip olduğu ve yukarıda kısmen ifadesini bulan özelliklerin dışında uyumsuz ve hayatın adil olmayan akışı içinde yaşamak için amansız bir mücadele içindeki insandır. Onları hayatın adil ve merhametini kaybettiği dünyasında daima iyilik ve doğruluk peşinde olan yaşamlarıyla değil sık sık suça bulaşmış, bağımlılığa gark olmuş bir sefalet içinde görmek bizleri şaşırtmaz. Toplum tarafından dışlanmış, fiziksel olarak uyumsuz, pısırık tipler şeklinde karşımıza çıkmaları da pek ala mümkündür. Şans çoğu zaman onların yüzüne bir kez bile olsun gülmez ve hayatın bu zorlu dünyasında gücün ciddiyetinden ve yersiz asaletinden uzak olarak onları hayli komik kişiliklerin sahibi olarak görebiliriz. Kahramanın kendini bildiği andan itibaren adanmış bir şekilde giriştiği mücadelelerinde onlar karşı karşıya kaldıkları mücadelelere çoğu zaman gönülsüz bir şekilde atılmak zorunda kalırlar. Doğruyu ve haklıyı arama mücadelesinde anti kahraman kahramanın aksine; meşru olmayan yolardan mücadele eder.

Anti Kahramanın Sanat Dünyasındaki Mazisi

8508_4Anti kahraman terimi oldukça yeni bir kavramdır ve edebiyat sinema alanında 20. Yüz yılla birlikte kullanılmaya başlanmıştır. Pragmatist gerçeklerin şekillendirdiği, kapitalist yaşamın bireyci ve kişiyi toplum içinde değerli bir varlık olmaktan ziyade tüketim aracı olarak gören yozlaşmanın her alana yayıldığı , insani olan yüce tüm duyguların silikleştiği, adalet inancının kaybolmaya yüz tutuğu günümüz dünyasının insan tipinin ihtiyacının ürünü olarak ortaya çıkan bir tiptir anti kahraman. Eserlerde sıkça karşımıza çıkmasının asıl sebebi biraz da modern yaşam biçimlerinin değiştirdiği toplumsal ortamdır. Edebiyat araştırmacıları anti kahraman tiplemesinin edebiyat dünyasındaki izlerini sürerken onun ilk örneklerini Homeros’un İlyada ve Odysseia adlı eserine kadar götürmektedirler. Homeros bu eserde başkarakter olarak öne çıkan Hektor ve Achilles üzerinden insanın ahlaki değerler karşısındaki tutumunu , insanı iradesinden soyutlayan aşağılık zevklere tapınışını ve kötülüğe olan karşı konulmaz hırsını metnin akışı içerisinde oldukça başarılı bir şekilde işler. Anti kahraman kavramını en açık ve başarılı şekilde gördüğümüz eser ise aynı zamanda dünya edebiyatının ilk romanı olarak kabul edilen Cervantes’in Don Kişot(Don Quixote) adlı eseridir. Burada Don Kişot, her bakımdan uyumsuz ve aykırı özellikleriyle yaşamını sürdürürken, mücadelesindeki yöntemler de bir o kadar dolaylı bir eleştiriyi dile getirmektedir.

Anti kahraman, kesinlikle kötü adam değildir. Her ne kadar uyumsuz, aykırı özellikleri taşısa yere yer veya olayın akışı içerisinde büyük oranda olumsuz bir profil çizse de tek başına hiçbir zaman kötülüğün simgesi ya da faili değildir. O sadece olmuşuz hayat koşulları içerisinde yaşamaya tutunma gayreti içerisindedir.

Dünya edebiyatında ve günümüz sinemasında anti kahraman olarak Dostoyevski’nin “Yer Altı Adamı”, Camus’un Saçma adamı, Kafka’nın Joseph K’sının kardeşi, Batman, Örümcek Adam, Barbar Conan, Beavis and Butthead, Jackie Chan, kokuların efendisi Jean-Baptiste Grenouill gibi isimleri sıralamak mümkündür. Bizde ise anti kahramanı en açık görebileceğimiz eser Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ıdır. Ayrıca bazı edebiyat araştırmacıları Nasrettin Hoca’nın da bir anti kahraman olarak değerlendirilebileceğini ifade etmektedirler.
Kaynakça:
http://www.millifolklor.com/tr/sayfalar/78/03_.pdf

Yazar: Erdal Uğur