Atabetü’l-Hakayık

Yeni bir edebiyat çığırının başlangıcı olan İslamiyet’le birlikte verilen ilk eserler oldukça kıymetlidir. Geçiş dönemi olarak adlandırılan bu dönemde verilen ilk eserler İslami ve İslam öncesi edebiyatının özelliklerini bir arada barındırmakla birlikte yeni denen ve uygulanan ölçü ses sitemi nedeniyle de çeşitli bakımlardan hatalar ihtiva eder. Karahanlı dönemine denk gelen bu eserlerden Atabetü’l-Hakayık dini içeriği ve dili kullanışı bakımından dikkat çekicidir.

8452_2Edebiyat tarihçileri tarafından “Hibetü’l-Hakayık” , “Aybetü’l-Hakayık” ve “Gaybetül-Hakâyık” adları ile adlandırılan eser onu edebiyatımıza ilk kazandıran isim olan Reşit Rahmeti arat tarafından Atebetü’l Hakayık (Hakikatlerin Eşiği) olarak isimlendirilmiş ve birçok kaynakta da bu isimle anılır olmuştur. 12. Yüzyılda Yüknekli Edip Ahmet tarafından Karahanlı beylerinden Melikül’l Azam Sipehsalsar Emir Muhammed Dad’a ithafen yazılan eser edebiyatımızda yeni başlayan dini temelde edebiyatın ilk örneklerindendir.

Eserin Yapı Özellikleri

Türk edebiyatının İslam medeniyet dairesinin etkisine girmesinin ilk numuneleri olan eserlerden biridir. Bu bapta Kutadgu Bilig Türk edebiyatında bu çerçevedeki (İlk mesnevi, aruzla yazılan ilk eser, ilk alegorik eser gibi) birçok ilki temsil etmektedir. Atabetü’l Hakayık İslam etkisine giren edebiyatımızın en esaslı örneklerinden birini temsil etmektedir. Eseri teknik olarak incelediğimizde: Atabetü’l-Hakayık on dört bölümden oluşur. Baştaki beş bölüm giriş bölümünü teşkil ederken Yükneki’nin “nevi” adını verdiği sonraki sekiz bölüm asıl konuyu en sonda yer alan bir bölüm de bitiriş bölümünü oluşturur.

Giriş bölümleri kaside biçimiyle (aa ba ca da…) beyitler halinde yazılmışken asıl konu ile ilgili bölümler ve bitiriş bölümü ise Türk edebiyatının milli nazım birimi olan dörtlüklerle (aaba) yazılmıştır. Giriş bölümünde toplamda 40 beyit, asıl konu ve bitiriş bölümlerinde 101 dörtlük bulunmaktadır. Eserin tamamı ise toplamda 484 dizeden oluşur. Eser Türk edebiyatının yeni ölçüsü olan aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Ayrıca eserin yazım düzenine bakıldığında ise mesnevi nazım şekline uyularak bölümlerin sıralandığı görülmektedir. Beyitlerin kafiye şeması gazel düzenindeyken (aa, ba,ca,da..) dörtlüklerin ise yine oldukça yerli ve eski olan mani ( aaxa) kafiye şemasıyla yazıldığı görülmektedir.Eser yazıldığı dönemde oldukça yaygın olan “Şehname” vezni diye bilinen aruzun feulün feulün fe’ûlürı fe’ûl vezniyle yazılmıştır.Kutadgu Bilig’in de aynı aruz vezniyle yazılmış olması geçiş dönemin özelliklerini göstermesi adına dikkat çekicidir.

Eserin Dil ve Üslup Özellikleri

8452_3Dil ve üslup özellikleri bakımından esere baktığımızda geçiş dönemi eseri olarak bu dönemi en iyi yansıtan eserlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Yükneki, eserini özellikle İslam’la yeni tanışan kitlelere İslam’ı en anlaşılır ve sade dille anlatmak istemiştir. Bu bakımdan Atabetü’l-Hakayık’ın müellifi eserini kaleme alırken sanatsal olmasını değil anlaşılır olmasını öncelemiştir. Eser bu yönüyle dil araştırmaları bakımından da oldukça faydalı ve önemli bir eserdir. Geçiş dönemi eserleri içerisinde Uygurca yazılması yönüyle de ayrıca önemlidir. Eser Hakaniye Türkçesi’yle yazılmıştır.* Eserede Karahanlı Türkçesinin tüm dil özelliklerini görmek mümkündür. Aruza ve İslami edebiyatın nazım şekillerine yeterince hakim olunmadığı için eserde aruz kusurlarına çokça rastlanır. Yine İslamiyet Öncesi Türk edebiyatında görülen dize başı kafiyelerine rastlanılması ayrı bir özelliktir. Edebi sanatlar bakımından da eserin oldukça yalın olduğu söylenebilir, sadece halk edebiyatında ve İslamiyet öncesi edebiyatta oldukça yaygın olan aliterasyon ve asonanslar tercih edilmiş yanı sıra şair beyit ve dörtlüklerini dini olay bilgi ve şahıslarla destekleyerek anlamı güçlendirmek için sık sık telmih (hatırlatma) sanatından istifade etmiştir. Eseri günümüz Türkçesine çeviren Reşit Rahmeti Arat’a eserin dil özelliklerini şöyle tarif etmektedir: “Umumiyetle kuru, en mütevazı duygu parıltılarından uzak, kendi işini bilen ve vazifeşinas bir ahlak hocası gibi, malum bir programı sonuna kadar takrir eden, sert ve bir dereceye kadar kaba ve cansız bir ifade tarzı”

Eserin İçerik Özellikleri

Eser İslamiyet’le tanışan Türk toplumuna İslamiyet’i en sade en anlaşılır dille anlatılmak amacıyla yazılmıştır. Eserin yazılış amacına baktığımızda Kutadgu Bilig gibi tamamen didaktik bir üslupla insanlara doğruluk ,iyilik, cömertlik ve cimrilik gibi iyi insan olmanın ve olumlu sağlıklı insan ve aile ilişkilerinin nasıl olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Kutadgu Bilig daha sanatlı ve alegorik bir dille daha yüksek ve eğitimli zümrelere hitaben yazılmışken Atabetü’l Hakayık doğrudan doğruya eğitimsiz halk kitlelerinin anlayacağı bir dille yazılmıştır. Eser, hikmet tarzı şiirleriyle eksiksiz bir doğru yaşam ve ahlak kitabıdır. Eserde sık sık hadis ve surelerle desteklenen sözlerle dindarlığın faziletlerinden, ilmin mutluluğa götüren yol oluşundan, cömertliğin bütün ayıpları, kirleri yıkayan, hatta şeref, şan ve güzellik artırıcı bir tabiat olduğundan, tevazuun iyiliğinden, kibrin ve ihtirasın kötülüğünden bahsedilmiştir. Susmanın erdemlerinden ve insana kazandırdıklarından ayrıca bahsedilmiş ve diline sahip olabilen insan övülmüştür. Yine sağlam iman sahibi olmanın Allah’a layık bir kul olmanın gereklerinden ve üstünlüklerinden bahsetmiştir. Aşağıdaki şiirde de Allah’a olan kulluk vazifesinin değer ve öneminden gayet anlaşılır bir dille bahsetmiştir.

“Yok erdim yarattın yana yok kılıb
İkinç bar kılur-sen mukir men muna”

“İlahi öküş hamd ayur men sana
Senin rahmetin din umar men ona”

“Senin barlıkınta tanıklık birür
Cemad canvar uçgan yürürgen nene”

“Senin birikinke delil arkagan
Bulur bir nen içre deliller mine”

“Bu kudret idisi uluğ bir bayat
Ölüglerini tirgüzmek asan ana”

Yok idim yarattın, yine yok kılıp
Yine var edeceksin, bunu ikrar ederim

Allah’ım! sana çok hamd ederim
senin rahmetinden hayır umarım

Senin varlığına tanıklık verir
Cansız canlı uçan ve koşan her şey

Senin birliğine delil arayan
Bir tek şey içinde binlerce delil bulur

O kudret sahibi ulu bir tanrıdır
Ölüleri diriltmek o’nun için kolaydır

Edip Ahmet Yükneki’nin Hayatı ve Kişiliği

8452_111. Yüzyılın sonlarında yaşayıp 12. Yüzyılın ikinci yarısında hayatını kaybeden Yükneki’nin hayatı hakkında pek bilgi bulunmamaktadır. Kaynaklar doğuştan kör olduğunu belirtse de tahminimizce kısmi görme bozukluğu yaşadığı yönündedir. Hayatını tümüyle İslam’a ve esaslı bir Müslüman olmaya adayan Edip Ahmet , şimdiki Özbekistan’ın Samerkand iline bağlı bir nahiye olan Yüknek’te doğduğu için doğduğu şehre izafeten kendisine “Yükneki” denilmiştir. Ayrıca dini temelde yazması ve parmakla gösterilen bir zahid olmasının yanında edebi,yatla uğraşan bir şahıs olmasının verdiği namla kendisi “Edip” unvanıyla anılmıştır. Eğitimi konusunda pek bilgi olmasa da eserindeki bilgi birikiminden hareketle , tefsir , hadis , fıkıh ve kelam ilimlerinde kendini iyice yetiştirdiği sonucu çıkarılabilir. İnanç olarak tasavvufa yakınlığı nedeniyle hakkında çeşitli iddialar olmakla birlikte eserlerinde peygamberi ve dört halifeyi övmesi münasebetiyle ehlisünnet inancına mensup bir sufi olduğu belirtilmektedir. Ayrıca uzun yıllar İmam-ı Azam’a talebelik yaptığı da bilinen bir gerçektir.

* Karahanlı Türkçesi, Hakaniye Türkçesi veya Hakaniye lehçesi Türk dilinin tarihinde konuşulmuş ve yazılmış olan tarihî dönemlerinden biridir. Türk dilini, eski, orta, yeni olarak üç döneme ayıran Türkologlar’a göre Karahanlı Türkçesi, Orta Türkçenin ilk dönemini oluşturur.
Kaynakça:
http://dilimizistikbalimizdir.blogspot.com.tr/2012/01/atabetul-hakayik-hakikatlerin-esigi.html
Atabetü’l-Hakâyık, Çeviren: Ayşegül Çakan, İş Bankası Kültür Yayınları, İst. 2016.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Atabet%C3%BC%27l-Hakay%C4%B1k

Yazar: Erdal Uğur