Isı pompası en basit tanımıyla elektrik enerjisini kullanarak ısıyı bir yeren başka bir yere taşıma işlemini gerçekleştiren sistemdir.  Bilindiği üzere enerji vardan yok, yoktan da var edilemez, yalnızca biçim değiştirir.

Isıtma sektöründe çoğu insan için ısı pompası terimi yenidir. Oysa ki evlerimizdeki buzdolabı, klima, nem giderici ve dondurucular aynı mantığın ürünüdürler. Çalışma prensibi ısıyı taşıma mantığına uyduğundan “ısı pompası” başlığı altında toplanabilirler.

HeatPump []Fosil yakıtlarin tükenmekte olması ve her geçen gün bu yakıtlarin fiyatlarında ciddi artışlar yaşanması ayrıca çevre bilincinin gelişmesi gibi birçok sebepten ısı pompasının çok yakın bir gelecekte ülkemizde de yaygınlasması kaçınılmaz bir sonuçtur. Soğutma makinaları ısıtma veya ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılırlarsa ısı pompası adını alırlar. Örnek olarak evlerimizde kullanılan buzdolaplarını alalım. Buzdolaplarında yiyeceklerin bulunduğu iç ortam soğuktur ve arkasındaki borular oluşan ısıyı ortama bıraktıklarından sıcaktır. Hemen hemen her kişi bu olayın farkındadır ve bu ısının nereden geldiğini merak etmektedir. Örnekte de görüldüğü gibi soğutma makinaları ısıyı ve soğuğu aynı anda üretirler. Anlaşılacağı gibi ısı pompalarından bahsedildiğinde soğutma makinalarına başvuruyoruz. Isı pompasının günümüze kadar soğutmada izlediği yükselen grafikle olduğu gibi, gün geçtikçe ısıtma amaçlı kullanımda da çok büyük bir rolü olacaktır.

Isı pompaları genel anlamda ısıyı üretmek yerine taşımayı amaçlar. Bunun içinde ısının alınacağı bir ısı çukuruna ihtiyaç vardır. Ülkemizde kullanılan ısı pompalarının hemen hemen hepsi ısı çukuru olarak havayı kullanmaktadırlar. Günümüzde havayı ısı çukuru olarak kullanan ısı pompaları Split Klima ve çiller olarak adlandırılmaktadırlar. Hava kaynaklı cihazların verimleri , dış hava sıcaklıklarının değişimlerinde , farklı değerler alırlar. Verim değerlerinin gün içinde dahi sabit kalmaması sebebiyle , işletme maliyetlerinde beklenmeyen artışlar meydana gelir. Bu verim değişimlerini önleyen sıcaklığı sabit kabul edilebilecek ısı çukurları da mevcuttur. Bu amaçla kullanılan sıcaklığı sabit kabul edilebilen ısı çukurları toprak ve sudur. Toprak – Su Kaynaklı Isı Pompası teknolojisi yeryüzünün belirli bir derinliğinde sıcaklığın yıl içinde nispeten sabit kalması gerçeğine dayanır. Bahsedilen derinlikte toprak tabakası kışın havadan daha sıcak, yazın ise daha soğuktur. Toprak – Su Kaynaklı Isı Pompaları kışın yeryüzünün altında veya yer altı sularında depolanmış ısıyı binaya, yazın bina içindeki ısıyı yeraltına taşıyarak doğanın bize verdiği bu avantajı kullanırlar. Kısaca yer altı; kışın bir ısı kaynağı, yazın ise bir ısı çukuru olarak davranır. Toprak – Su Kaynaklı Isı Pompaları günümüzde ısıtma – soğutma ve sıcak kullanım suyu eldesinde kullanılmaktadırlar. Bu ihtiyaçların tümüne tek makinayla cevap verebildikleri için de tercih sebebi olmuşlardır.

Nasıl Çalışır?
Alkol su karışımı ile doldurulmuş polietilen boru toprağın içine yerleştirilir ve toprakla olan ısı alışverişinin gerçekleşmesini sağlar. Sirkülasyon pompası, alkol su karışımını, ısı çukuru ile ısı pompası arasında dolaştırır. Alkol su karışımı, ısı enerjisini ısı çukurundan alır, buharlaştırıcıya transfer eder ve ısı pompasının işletilmesi için gerekli enerjiyi sağlamış olur. Buharlaştırıcıya aktarılan enerji sayesinde soğutucu akışkan (R407A) buharlaşır. Soğutucu akışkan, kapalı bir devre içinde ve basınç altında dolaştırılır. Soğutucu akışkanın basıncı arttırıldığında sıcaklığı da yüksek mertebelere ulaşacaktır. Soğutucu akışkan buharlaştırıcıdan gaz halinde çıkarak kompresöre ulaşır. Kompresörde sıkıştırılan gaz halindeki soğutucu akışkanın, basıncıyla birlikte sıcaklığı da artar. Kompresörden geçen soğutucu akışkan, yoğuşturucuya ulaştığında ısısının büyük bir kısmını, plakalı ısı değiştiricileri yardımıyla, ısıtma tesisatı çevrimine aktarır. Soğuyan akışkan yoğuşur ve sıvı faza geçer. Daha sonra genleşme valfinde basıncı düşürülür ve düşük sıcaklıktaki soğutucu akışkan çevrimin başına dönmüş olur. Yazının Devamı »

Dünya çapında bloggerlar tarafından her gün milyonlarca içerik girilmekte ve yine bu yazılar aynı hızla kopyalanıp tabiri yerindeyse acımasızca yağmalanmakta. Size bu yazımda blogunuzu içerik hırsızlarına karşı koruyabileğiniz birkaç online hizmetten bahsedeceğim.

logo_tynt‘İnternet üzerinde sitenizden yapılan kopyala-yapıştır işlemlerini takip edip size ne kadarının geri dönüş yaptığını izleyen ve raporlayan işlevsel bir online hizmet.’

Tynt Insight adıyla hizmete başlayan bu servis sayesinde sitenizin içeriğindeki metinleri ve resimleri kopyalayan kişi sayısını görebilirken bu sayede sitenizin hangi içeriğinin daha popüler olduğuyla ilgili net bir sonuca ulaşabiliyorsunuz. İlave olarak servisin “attribution link” özelliği sayesinde kopyalanan tüm içeriğinizin sonuna sayfa linkiniz de otomatik olarak ekleniyor ve bu size backlink olarak geri dönüyor.

Tynt Insight’e Kayıt Olmak

Öncelikle sisteme kayıt olmak için bu sayfadan domain isminizi ve şifrenizi sisteme girmelisiniz. Daha sonra “link setup” kısmındaki “attribution link” özelliğini aktifleştirmeniz gerekiyor.

t4

Dil seçimi kısmından Türkçe’yi işaretlediğinizde kopyalanan içeriğiniz için metin sonuna eklenecek bağlantı “devamı” şeklinde düzenlenmiş oluyor. Yani bu seçenek sistemi Türkçe kullanmanızı sağlamıyor, umarım en kısa sürede panele Türkçe desteğini eklerler.

Creative Commons lisansı Türkçe içerikler için pek mühim bir nokta değil o nedenle ona tik atmasanız da olur. “Update preview” deyip scriptinizi güncelediğinizde tynt özelliklerini kullanmak için gerekli olan ayarlar tamamlanmış oluyor. Şimdi bu kodu sitenize eklemeniz gerekiyor, blogger ve diğer sistemler için burada anlatımlar mevcut fakat ben Wordpress için orada anlatılandan çok daha kolay bir yöntemini anlatacağım. Wp admin panelinde widgets altında basit bir text widget oluşturup bu kutucuğu sitenin her sayfasında açılan sidebar kısmına ekliyorsunuz. Daha önceden kullandığınız mevcut bir text widget’iniz varsa onun sonuna bu kodu ekleyebilirsiniz. Eğer yoksa da başlıksız yeni bir text widget açıp içerisine bu script kodunu yapıştırmanız yeterli oluyor.

Bu noktadan sonra sistem hemen çalışmaya başlıyor ve kopyalanan tüm içeriğinizin sonuna sayfa linkiniz otomatik olarak ekleniyor. Dilerseniz bilgiustam.com sayfalarında özelliğin nasıl çalıştığını deneyebilirsiniz. Sitenin herhangi bir yerinden bir yazıyı kopyalayıp word’e yapıştırın, link’in eklendiğini göreceksiniz. Tabi bu bağlantının bir özelliği de içine girdiğinizde sayfanın neresinden kopyalanmış olduğunun sarıyla işaretliyor olması. İçeriği kopyalayan kişi elbette bu bağlantıyı farkedip silebilir. Veya kopyalarken olası bağlantılar temizlensin diye önce not defterine yapıştırabilir. Bu durumda kod işe yaramaz. Fakat ben bu özelliği 2 gündür kullanmaktayım ve özellikle postçular tarafından alınan içeriklerle genellikle saçma sapan sayfalar da olsa backlink geldiğini görmekteyim. Postçu dediğimiz şeyi bilmeyenler için açıklamam gerekirse, belirli bir fiyat karşılığı sitelere konu açan kişiler olarak tanımlayabiliriz. Bu kişilerin özgün içeriğin ö’sünden bile haberleri olduğunu zannetmiyorum açıkçası. Zaten işi bu kişiye verenlerin de özgün içerik gibi bir dertleri yoktur. Postçu olan kişi sağdan soldan işi verenin istediği konularda doğrultusunda bulduğu içerikleri kopyala-yapıştır yaparak siteye ekler. Burada sözü geçen konu sayıları 500-1000 adet gibi rakamlar olduğundan kişi artık otomatiğe bağlamıştır herşeyi ve hiç dikkat etmeden kopyala-yapıştı yapar. Bu da tynt servisinin eklediği link’leri backlink’e dönüşmesini sağlar. (Postçu ilanları ve durumun vahameti için R10.net’in Editörlük İşleri sayfalarına bakmanızı öneririm. Türk internet mecrasının gün be gün nasıl çöpe dönüştürüldüğü tahmin bile edemezsiniz…)

Kazanılan bu backlink’ler genellikle “Pr 0″ sayfalardan olduklarından pagerank açısından pek bir faydası olmaz, şayet bu kopyacı siteler Google tarafından çok iyi tanınır ve yükselmelerine izin verilmez. Ama arama sonuçlarında yazınızın daha yukarılara taşınmasına etki ederler. Sırf bu açıdan bile kullanılmasının oldukça yararlı olduğunu söyleyebilirim. Sitenizin sahip olduğu toplam backlink sayısını ve pr değerlerini toplu halde buradan görebilirsiniz. Eklenen yeni backlink’leri takip için ise, backlink watch aracını kullanabilirsiniz. Yazının Devamı »

Son dönemde adını sıkça duyduğumuz 3G (görüntülü görüşme teknolojisi) ile hayatımıza aniden ve hissettirmeden yeni bir teknolojik virüs daha girdi. 3G teknolojisinin sağladığı yararlar yazılı ve görsel basında öyle güzel işlendi ki, insanlar hayatlarına giren bu şeyin zararları da olabileceğini pek aklına getirmedi veya getirmek istemedi. Birçok kampanyayla beraber kullanılması yönünde inanılmaz ölçüde teşvik edilen bu teknolojiye insanların iyice alışıp olmazsa olmazları arasına girmeden bazı şeyleri idrak etmesi gerekiyor.

Sitenin editörü olarak konu hakkındaki nacizane birkaç görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum,

3gElektrikle çalışan tüm aygıtlar az veya çok bir elektromanyetik alan oluşturmaktalar. İnsan beyni de nöronların elektrik sinyallerini iletimi sayesinde çalıştığından kendine özgü bir elektromanyetik alana sahiptir. Denge halinde bulunan bu elektriksel alana yapılan tüm müdahaleler beyne zarar vermekte ve sinir hücrelerinin(nöronlar) ölmesine neden olmaktadır. Bilindiği gibi sinir hücreleri insan vücudunda bebeklik döneminden sonra daha üretilmeyip sabit sayıda kalmakta ve ölen hücreler bir daha yerine gelememektedir. Bu nedenledir ki, boksörlerde erken yaşta bunama başta olmak üzere türlü beyin rahatsızlıkları sıklıkla görülmektedir. 3G’nin yaptığı da beynimize hissettirmeden yumruk atmakla eşdeğer hatta daha kötü boyutlarda olanıdır.

Baz istasyonları yoğun bir manyetik alan üreterek dairesel alan içerisinde kapasitesinin yettiği kadar kişiye hizmet vermektedir. Bu manyetik alan radyo frekanslarının oluşturduğu bir tür ağ şeklinde düşünülebilir. Bu ağda hem cep telefonun pillerinin yaydığı elektromanyetik alan hem de radyo frekanslarının oluşturduğu alıcı-verici iletimi toplamda yoğun bir manyetik alan oluşumuna sebep olmaktadır. Kulağımıza yapışık olarak kullandığımız cep telefonları düşünüldüğünde ise beynimize 1-2 cm yakından etki eden bu manyetik alanın beynimizi ne denli fazla etkilediğini az çok tahmin edebiliriz. Radyo frekansları 20 santimetre kalınlığına kadar olan beton duvarları geçebilmektedir. Dolayısıyla baz istasyonlarının yaydığı sinyaller çevresindeki tüm binaların içlerine hatta bodrum katlarına kadar rahatlıkla girebilmektedir.

3G ile beraber yayılan verici sinyal miktarı 10 kata kadar artış göstermektedir. Bu durumda yakın gelecekte alzheimer, migren vs. gibi beyin-sinir hastalıklarında artış görülecek olmasını ve daha ileriki safhalarda beyin tümörü oluşumuyla beraber kanser vakalarının neden olacağı toplu ölümlerin kuvvetle muhtemel yaşanacak olması sonucunu çıkarabiliriz.

Felaket tellallığı yapmak istemiyorum fakat hayatımıza kendi insiyatifimiz dışında sokulan bu yeni teknolojilere olan tutumun daha bilinçli hale gelmesi için herkesin elinden geldiğince fazla kişiye durumu izah etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Dileğim şudur ki, internet mecarasında söz sahibi önde gelen blog yazarlarının 3G konusundaki bilgilendirici yazılara sitelerinde yer vererek 3G’nin tam da hedef kitlesi olan bu insanları bilgilendirmesidir. Bu amaçla TeakolikGüneşin Tam İçinde, Webrazzi, Wolkanca, Nahnu, Yakuter, M. Serdar Kuzuloğlu, Burak Bayburtlu, Ferruh Mavituna, Melih Bayram Dede, Beyn, Henster, Damacana, Sesebian, Dmry, Fikir Atölyesi, Siberkültür, Burak Budak, Selçuk Hoca, Sunipeyk, Hamdi Yaman, Goldenblog ve Spaksu‘nun konuya duyarlılık göstermesinden son derece memnun olacağımı belirtmek isterim. Yazının Devamı »

Dünyanın yedi harikasından biri olup günümüze  kadar zarar görmeden ayakta kalabilmeyi başarabilmiş tek yapı Mısır‘daki Gize piramitlerinden Keops piramitidir.

Piramit şeklindeki yapılar sadece  Mısır’a özgü olmayıp dünyanın başka yerlerinde de inşa edilmiş örnekleri bulunmaktadır. Fakat sayıca en çok Mısır’da bulunduklarından bölgeyle özdeşleşerek “Mısır Piramitleri” olarak anılmaktadırlar.

Gize_PiramitleriDünyadaki Önemli Piramitler:

  • Keops Piramidi (145,75 metre)
  • Mikerinos Piramidi(66,5 metre)
  • Kefren Piramidi (143,56 metre)
  • Sakkara Piramidi (63,17 metre)
  • Maldum Snefru Piramidi (93,26 m)
  • Dahahur Bent Piramidi (104,85 m)
  • Dahahur Snefru P. (103,95 metre)
  • Sakkara Pepi II P. (52,555 metre)
  • Uxmal Tapınağı (Meksika)
  • Teotehuacan (Meksika)
  • Tiahuanaco (Bolivya)
  • Dohan Tapınağı (Çin Halk Cumhuriyeti)

Piramit Nedir?
Tabanı kare şeklinde olup köşelerin tepede tek bir noktada birleşmesiyle oluşan geometrik şekildir. Dört eşit büyüklükte üçgen yüzeye sahip olan piramitler, inşa edildiklerinde mühendislik açısından son derece sağlam bir yapı sergilemektedirler.

Piramitlerin Tarihçesi
Bent_piramidiPiramitlerin firavunun mumyası ile onun değerli hazinelerini ve dönemin eşsiz sanat eserlerini saklamak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Fakat bugüne kadar hiçbirisinin içerisinde herhangi bir mumyaya veya hazineye rastlanmamıştır. Dünyanın ilk inşa edilen piramidi Sakkara’da olup yapımı M.Ö 2620 yılında tamamlanmıştır. İlk örnekleri basamaklı yapıda olan piramitlerin birçoğu tamamlanamamış veya yapım aşamasında yıkılmıştır. Bunun ilk örneği M.Ö 2570 yılında yapımına başlanan Meidum piramidi olup, sekizinci basamak yapılmak istenirken yıkılmıştır.

Piramitleri inşa edenler bundan ders çıkararak daha yüksek piramitler yapabilmek için tabanı mümkün olduğunca geniş tutarak eşkenar bir geometri kullanmanın gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. Nil nehri yakınlarındaki Dahahur bölgesinde M.Ö 2570 yılında inşasına başlanmış olan Bent piramidi, üçte ikilik bölümü tamamlandıktan sonra daha önceki tecrübeler baz alınarak eğim açısı düşürülmüş ve yükseltilmeye devam edilmiştir. Bu yöntemle M.Ö 2565 yılında başarıyla tamamlanan Bent piramidi çok daha rijit bir yapıya kavuşurken, eşsiz bir görünüme de sahip olmuştur. Bu tarihten sonra yapılan tüm piramitler daha küçük sabit bir açı ile yükseltilerek inşa edilmiştir.

Piramitleri Kimler İnşa Etti?
Önceleri piramitlerin Mısırlı köleler tarafından yapıldığı düşünülmekteyken 1990 yılında bir turistin bindiği atın ayağı bir çukura düşer ve bu çukur gizemli bir mahzene açılır. Burası piramit yapımında çalışan işçilerin ustabaşı olan kişinin mezarıdır. Kubbeli mezar olarak da bilinen mekan, duvarları işlemeli ve ihtişamlı bir yapıya sahiptir. Böylesine güzel bir mezarın işçi sınıfındaki birisine yapılması, çalışanların esir olmadığının göstergesiydi. İşçiler gündüzleri çalışıyor ve geceleri buradaki köylerde bulunan evlerine gidiyordu. Daha sonra bu bölgede yapılan kazılarda 250’den fazla farklı mezar daha bulunmuştur. Ustabaşının çevresindeki mezarlar seçkin işçilerin mezarlarıyken normal işçiler biraz daha uzakta toplu halde bulunmaktaydı.

Ölen herkes için bir mezar yapılmakta olduğu anlaşılan bölgedeki kazılarda mezarların girişlerinde işçilerin statülerini gösteren hiyeroglif yazılar bulundu. Bu yazılarda “mezar inşaatı denetçisi”, “mezar inşaatı yöneticisi” gibi ibareler yazmaktaydı. Ayrıca bu mezarlarda işçilerin minyatür heykelleri ve sanat eserleri de yer almaktaydı. Yazının Devamı »

Anketler

Çoktan Seçmeli Anketler

Açıklama ve Notlar

Bilgiustam Theme V3: Editleme yoluyla değil, sıfırdan yaptığımız bir tema olup yaklaşık 4 aydır kullanmaktayız. Genel istek üzerine bu temanın paylaşılması konusunda sizlere danışmaktayız.

Yazarlık Sistemi: Yaklaşık 3 aydır aktif olan yazarlık sistemimize olan talepten ve yazarlarımızın performansından çok memnunuz. Fakat takip edenler son 1 aydır yazarlık başvuru formunun aktif olmadığını bilirler. Bunun sebebi yazar panelimize yapılan saldırılar sonucu aşırı yüklenme nedeniyle sunucumuzun zarar görmesidir. Herhangi bir veri kaybı yaşanmasa da başvuru formundaki bir açık bu duruma zemin hazırlamıştı. Şimdi ise açığı kapatıp sistemi tekrar devreye sokabilecek durumdayız. Bu konu hakkında da sizlere danışıyoruz.

Yorumlar: Rahatsızlık duyduğunuz veya olmasını istediğiniz başka şeyler varsa yorum kısmından veya iletişim bölümünden yazınız. Sizlerin görüşleri bizim için gerçekten çok önemli ve hepsini dikkate aldığımızı bilmenizi isteriz.

Ankete katılan herkese teşekkürler.

Sayfa 1 (140)12345678910...Son »