Avrupa Birliği’nin Kurumsal Yapısı

Okuma Süresi: 5 Dakika  | Yazdır

Genel Olarak…

Avrupa Birliği’nin kurumsal yapısında her şeyden önce güçler ayrılığı ilkesi benimsenmiştir. Bu özelliğiyle birlik bir devlete benzese de, kurucular bu birliği bir devlet olarak görmemişlerdir. Füzyon çalışmalarıyla gelişim gösteren örgütsel yapı, Amsterdam Antlaşmasıyla birlikte “ortak kurumsal yapı” ilkesi çerçevesinde eskimiş ve ayrık haldeyken yenileşmeye tabi tutulmuştur. Avrupa Birliği’nin birincil hukukunda yer bulmuş olan “sınırlı yetki prensibi” , ikincil hukuk bakımından birliğin tüm organlarında var olan bir ilkedir.

Temel Organlar

1-)Avrupa Birliği Parlamentosu

Avrupa Birliği’nin kamu vicdanı bu organ aracılığıyla temsil edilmektedir. 1979 yılından öncesi için seçim söz konusu değildir. Bu yıldan sonra yapılan protokol ile birlikte Avrupa Birliği vatandaşları, beş yılda bir yapılan seçimlerle milletvekillerini doğrudan seçmektedirler. Parlamentonun merkezi Lüksemburg’dadır. Genel kurul toplantıları Strazburg’da yapılmakta ve komite çalışmaları Brüksel’de yürütülmektedir. Avrupa Birliği Parlamentosu, zamanla istişare organı niteliğinden sıyrılıp karar verme aşamasında etkin rol oynamaya başlamıştır. Avrupa Tek Senedi’nden başlayıp, Lizbon Sözleşmesi’ne uzanan bu gelişim ve değişim sürecine göz atıldığında; Parlamento’ya başlarda, işbirliği prosedürü adı verilen zorlaştırıcı bir rol biçilmiştir. Maastricht Antlaşması ile birlikte işbirliği prosedürünün yanına, ortak karar prosedürü de eklenmiştir. Daha sonra Amsterdam ve Lizbon sözleşmeleri ile birlikte işbirliği prosedürü tamamen terkedilirken ortak karar prosedürü tam anlamıyla benimsenmiş ve karar alma aşamasında Parlamento, Konsey’e ortak olmuştur. Şeffaflık ilkesinin benimsenmiş olmasından ötürü, ulusal mahkemelerden gelen temsilcilere Parlamento faaliyetlerini izleme hakkı tanınmıştır. Parlamento, Komisyon Başkanını seçmek, uygun görüş vermek, iptal davası açmak, ombudsmanı seçmek gibi yetkilere sahiptir.

2-) Avrupa Birliği Komisyonu

Komisyonun örgütsel yapıdaki yeri adeta Bakanlar Kurulu gibidir. Avrupa Birliği’nin yürütme organıdır. Komisyon, birliğin çıkarlarını korumakla yetkilendirilmiştir. Daha önceleri Komisyon Başkanı ve Üyeleri’nin belirlenmesi seçim yoluyla olmuyordu. Lizbon sözleşmesiyle birlikte Başkan, Parlamento’daki mutlak çoğunluk ile seçiliyor, Avrupa Birliği Konseyi tarafından atanıyor, seçilen bu kişi kendi kabinesini oluşturuyor ve bu kabine Parlamento tarafından onaylanıp, Konsey tarafından atanıyor. Komisyonun, en önemli yetkilerinden biri de, Avrupa Birliği’nin dış ilişkide temsilidir. Bu hususta, komisyon başkanı ve başkan yardımcısının yetkileri bulunmaktadır. Komisyon’un diğer yetkilerine baktığımızda;

•Avrupa Birliği adına antlaşmaları müzakere etme yetkisi,
•Parlamento’ya öneri hazırlama yetkisi,
•İhlal davası açabilme yetkisi gibi yetkilere sahiptir.

3-) Avrupa Birliği Konseyi

Birliğin yasama organı veya karar organı niteliğini taşımaktadır. Şu an ki adını Lizbon Sözleşmesiyle almış olup daha öncesinde Bakanlar Konseyi adı verilmiştir. Konsey kararlarını iki şekilde almaktadır; nitelikli çoğunluk ve oy birliği. Nitelikli çoğunlukla alınan kararların artırılması ve oy birliği yönteminden olabildiğince uzaklaşmak hedeflenmiştir.

Bunun altında supranasyonel bir hedefin belirlenmiş olması, parlamentonun nitelikli çoğunlukla karar almada daha etkin olması gibi sebepler yatmaktadır. Buradan hareketle Konseyin olağan karar alma biçimi nitelikli çoğunluk, olağanüstü karar alma biçimi oy birliği yöntemidir denilebilir.
Konsey, üye devletlerin her birinin ilgili bakanları tarafından oluşmaktadır. Avrupa Birliği’nin siyasi platformu olarak anılmaktadır. Avrupa Birliği Konseyi, ayrı bir organ olma niteliğini Lizbon Sözleşmesiyle kazanmıştır. Konsey’in kendi içinde dönem başkanları bulunmaktadır. Bu dönem başkanları altı ay görevde kalmaktadır. Dış ilişkilerde temsil konusunda dönem başkanları ve Avrupa Birliği Başkanı’nın da yetkili olduğunu söylemek gerekir. Bu konuda uyumluluk esası önem arz eder.

4-) Avrupa Birliği Adalet Divanı

Avrupa Birliği Hukuku’nun yorumlanması ve uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili organdır.  İlk zamanlarda iş yoğunluğu nedeniyle bir takım problemler yaşanmıştır. Avrupa Tek Senedi ile birlikte Adalet Divanı’na yardımcı olması amacıyla İlk Derece Mahkemesi kurulmuştur. Söz konusu mahkeme kurulduğu 1989 yılında, bağımsız bir mahkeme değildir. Adalet Divanı’na bağlıdır. Nice Antlaşması ile bağımsızlığına kavuşabilmiştir. Lizbon Antlaşması ile birlikte isimlerinde değişiklikler olmuş; Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Avrupa Birliği Adalet Divanı adını alırken, İlk Derece Mahkemesi, Avrupa Birliği Mahkemesi adını almıştır. Sınırlı yetki prensibinin buraya da sirayet ettiğini görmekteyiz. Bunun anlamı şu olacaktır; Avrupa Birliği Yargısı kendisine tanınmış olan yetkilerle sınırlı olacak ve bu yetkileri Avrupa Birliği Hukuku üzerinde geçerli olacak, ulusal hukuk düzenleri üzerinde bu yetkilerin bir hükmü olmayacaktır. Yargıçlar belirlenirken üye devletler arasında gerçekleşen uzlaşı önemli rol oynar. Yargıçları ve Kanun Sözcüleri’ni denetlemekle görevli olan, yedi kişiden oluşan bir Denetleme Komitesi mevcuttur. Yargıçlar, dokunulmazlık ve bağışıklıktan yararlanırlar. İkinci görev yasağı vardır. Lüksemburg’da her üye devletin yargıcı bulunmaktadır. Savcı niteliği taşıyan Kanun Sözcüleri, davanın profilini belirleyip, dava hakkında görüşlerini bildirirler. Bu arada belirtmek gerekir ki, Kanun Sözcüleri yalnızca Avrupa Birliği Adalet Divanında mevcuttur. Hakim Raportörleri ise yargıçlara yardımcı olmak için ön çalışma yapar ve görüşlerini bildirirler. Hem Kanun Sözcüleri’nin hem Hakim Raportörleri’nin görüşleri yargıçları bağlamaz.

Kaynakça:
ab.gov.tr/avrupa-birliginin-kurumlari_45641.html
akademikperspektif.com/2012/08/24/avrupa-birliginin-tarihsel-gelisimi/
ab.gov.tr/files/pub/antlasmalar.pdf

Yazar: Erdem Oğuzhan