Başarıyı Getiren Şey: Tutku

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Bazen bir yazıda bir resimde yada bir filmde kendinizi görürsünüz yada sizin yaşadığınız şeyi yaşayan birini görürsünüz ya o andan sonra filmi o yüzden izlersiniz çünkü devamında merak edersiniz; Aynı ben acaba yaşadıklarının devamı da o mu? Diye. Bu temel bir esere bağlama tekniğidir. Genelde sanatçılar bilerek kullanmaz ama bazı işlerde bilerek kullanılır, çünkü çekmek gerekir insanları ama ben bu yazıda bunun olmasını istemiyorum ben eminim ki bu yazıyı okuyan herkes kendini görecek. Yani sen şu an bu satırları okuyan saygıdeğer insan göreceksin. Senden tek bir isteğim kendini gördüğün için yazıyı okumaya devam etmemen, bu paragraftan sonrasını sadece gerçeği görmek için yani birilerini anlayabilmek için okuman…

Tutku dedik değil mi? Tutku!
Ben birçok düşünürün, büyük bilim adamlarının, büyük sanatçıların söylediğine katılıyorum; İnsan tutkusunun peşinde gittiğinde başarıyı kovalamaz başarı onu kovalar. Tarih bu konuda tekerrüründe istisna göstermedi göstermez. Kendimden örnek vereceğim ben şu an kendimi sorumlu olduğunu gördüğüm şeylerden dolayı ve mutlu etmek istediğim insanları mutlu etmek için hiç ama hiç istemediğim bir mesleği okuyorum. Şuan bilmiyorum ama, belki ilerde o mesleği yapacağım. Diyorsunuzdur okuma diye ama her zaman denildiği kadar kolay olmuyor yapmak. Bazen yapmak zorunda oluyoruz. Derler ya insan küçükten belli eder ne olacağını aslında yaşayacağı o koskoca ömrün bütün izleri daha çok küçükken bellidir. Ama aile baskısı, çevre baskısı hep bir baskı. Bunu neden artık aşamıyoruz.

Zaten bizden önce bunu aşamayan bir eğitim sistemi var dünyanın nerdeyse tamamı denebilecek kadar büyük bir kısmında. Tutku öyle bir şeydir ki; Onun için yok diye bir şey yoktur. İnsan tutkusunu yaparken yokluktan varlık yaratabilir. Her şeyi olumlu kullanabilir. Her şey gerçekten olumlu olduğundaysa harikalar yaratır. Ama tutkusu olmayan bir işte ister olumlu olsun ister olumsuz her şey ona engel olur. Ne kadar denerseniz deneyin bu böyle olur. Yaptığınız işin içinde aşk yoksa o işten o duygusuzluktan hiçbir şey olmaz. Küçükken sorulan şu soru yok mudur? Büyünce ne olacaksın? Ya bu soruyu sormak o kadar saçmadır ki. İnsan bunu söyleyemez gösterir. Zaten sen sormasan da o çocuğun yaptığı her davranış her iş sana büyünce ne işte iyi olacağını gösterir. Bu mükemmel bir toplumun ütopyası değil midir?

Bazen Her şey güzel korkacak bir şey yok demek gerek. Eğer yapabiliyorsak değil bunu demek gerek! Çünkü olacak göreceksiniz herkes tutkusu olanı yaptığında başarı onu kovalayacak o başarıyı değil. Korkmayıp denemeliyiz. İz bırakmak istiyorsak demeliyiz…