Beden Dilinde Oturma Şekilleri ve Anlamları

dil4

Beden dilinde oturma şekilleri ve oturma düzenleri kişiler hakkında bazı ipuçları verebilmektedir. Kişiler arasında oturma mesafesinde ki yakınlık, kişilerin birbirleriyle olan samimiyet derecesini, oturma mesafesindeki uzaklık ise samimiyetsizliği göstermektedir.

Kişiler birbirlerine ne kadar yakın oturuyorlarsa kişilerin birbirleri arasındaki ilişki o kadar fazla demektir. Birbirlerinden çok uzak mesafelerde oturan insanların genelde ilişki dereceleri düşüktür ya da aralarında herhangi bir ilişki söz konusu değildir. Bir kişinin yönü kiminle iletişim içinde bulunmak istediğini veya kiminle iletişime geçmek istemediğini gösterir. Kişinin yönü kime doğru dönükse kişi o bireye daha fazla ilgi ve alaka gösteriyor ve o bireyle iletişime geçmek istiyor demektir. Kişilerin arkalarını dönerek oturdukları bireyler genelde iletişime girmek istemedikleri, dargın oldukları veya yabancı oldukları bireylerdir.

Genellikle kişiler dargın oldukları kişilere sırtlarını dönerek otururlar ki bu hareket ben sana kapalıyım, sana karşı bir duvarım var, sana direnç göstermekteyim ve seninle iletişime geçmek istemiyorum anlamına gelmektedir. Otururken herhangi bir kişiye eğilmek o kişiye ilgi gösterdiğinizi gösteri. Kişiler genellikle iletişim kurmak istedikleri ve hoşlandıkları kişilere doğru eğilmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki bir kişiye doğru eğilmek her zaman için seninle iletişime geçmek istiyorum anlamına gelmemektedir. Toplum içinde tartışan bir karı koca ya bir anne çocuk da birbirlerine eğilerek konuşurlar. Bunun nedeni birbirlerine söyledikleri şeyleri başkalarının duymaması, başkalarına deşifre olmamak içindir, birbirleriyle iletişime geçmek istedikleri için değil. Bazen yapılan hareketler aynı olmasına rağmen taşıdıkları anlamlar farklı olmaktadır. Bu hareketler ile anlamları arasındaki nüansı( ince ayrım ) gözden kaçırmamak gerekmektedir.

 

dil3

KARŞI KARŞIYA OTURMAK
Karşı karşıya oturmak genellikle muhalefeti anlatmaktadır. Ancak bu anlam samimi ilişkilerde anlamını yitirir. İki sevgili gittikleri bir lokantada ya da pastanede karşı karşıya oturmaktadır bu oturuş şeklinde arada bir muhalefetten söz edilmesi mümkün değildir. Burada ki oturuş sekli adabımuaşeret kurallarından kaynaklanmaktadır.

Eğer arada herhangi bir samimiyet soksa ve karşı karşıya oturuluyorsa karşı karşıya oturan kişiler arasında bir rekabet var demektir. Bu oturuş şekli hem cinsler arasında tamamen rekabeti tetiklemektedir. Kadınlar arasında bu oturuş şekli oldukça fazladır.

Karşı karşıya oturmak, göğüs göğse muharebe gibidir. Göğüs göğse muharebe; karşı karşıya gelmenin, bir mücadelenin olduğunu belirten bir cümledir. Çocuğuyla herhangi bir problemi olan anne babalar, aldım onu karşıma diyerek başka birisine anlatmaya başlarlar. Aslında burada söylemde bile bir olumsuzluk vardır. Çünkü bir kimseyle aynı düşüncede değilsen, o kişiyle aynı tarafta değilsen o kişiyi karşına alırsın. Bundan dolayı karşılıklı olmak veya karşı karşıya oturmak olumsuzluk, muhalefet, muharebe ve rekabet göstergesidir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi adabımuaşeret kurallarından dolayı karşı karşıya oturmak bu anlamların dışında kalmaktadır.

Birbirlerini tanımayan insanlar aynı masayı paylaşmak zorunda kaldıklarında genellikle karşı karşıya oturmaktadır. Burada da bir muhalefetten ya da rekabetten söz edilemez burada ki karşı karşıya oturmak bireylerin birbirlerine yabancı olduklarından kaynaklanmaktadır. Eğer bu yabancı bireyler birbirleriyle sohbet etmeye başlar ve birbirlerinden de hoşlanırsa birbirlerine yaklaşır ve birbirlerine doğru eğilirler. Ancak birbirlerinden hoşlanmazlarsa birkaç söz söyledikten sonra kişiler başka taraflara döner, başka şeylerle ilgilenmeye başlarlar ki bu hareket senden hoşlanmadım, sana karşı kendini kapattım, seninle ilgilenmiyorum, seninle iletişime geçmek istemiyorum anlamındadır.

Yan yana oturmak, omuz omuza mücadele gibidir. Omuz omuza mücadele;  aynı düşüncede olanların ve aynı konuda mücadele eden insanların yan yana olduğunu anlatan bir cümledir. Aynı düşünceleri paylaşan ve önemli konular hakkında konuşan insanlar genellikle yan yana oturmayı tercih ederler çünkü birbirlerine hem fikir oldukları imajını vermek isterler. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki zorunluluktan dolayı yan yana oturan insanlar söz konusu olduğunda bu oturma şekli gerçek anlamını yitirmektedir. Birbirlerine yabancı olan insanların yan yana oturması birbirleriyle aynı düşüncede olduklarından değil genelde mecbur olduklarından, yan yana oturmak zorunda kaldıklarındandır( hastanede, postanede, bankada vb. olduğu gibi)

YAN YANA OTURMAK
Yan yana oturmak işbirliğinin bir göstergesidir. Bu oturuş şekli yanındakine seninle aynı yöne bakıyorum seninle aynı şeyleri düşünüyorum mesajı vermektedir. Yan yana oturan kimseler arasında herhangi bir rekabetten, muhalefetten, muharebeden ya da olumsuzluktan söz edilemez. Bu oturuş şekli tamamıyla anlaşmanın, uzlaşmanın, hem fikir olmanın bir göstergesidir.

Bir iş görüşmesi yapacaksanız, genellikle iş alacağınız kişinin yanına oturmanız tavsiye edilmektedir. Bu oturma şeklinizle karşı tarafa, seninle aynı yöne bakıyorum, senin tarafındayım, seninle aynı şeyleri düşünüyorum, seninle aynı fikirdeyim, seninle aynı şeyleri savunuyorum vb. imajı verirsiniz. Çünkü bu oturma şekli bu anlamalara gelmektedir. Hatta işi alacağınız kişi hangi yemeği söylüyorsa hangi içeceği ısmarlıyorsa sizde aynısından alırsanız bu davranışınızla bile karşınızdakine ortak noktalarınız olduğu imajını verebilirsiniz. Bu davranış sadece iş görüşmelerinde değil duygusal bağ taşıyan insanlar arasında da uygulanabilir. Eşinizin veya sevgilinizin yediği yemekten yemeniz veya içtiği içecekten içmeniz ikinizin arasında ortak noktaların olduğu imajını vermektedir. İki kişi arasında ortak nokta ne kadar çok ise bu kişilerin anlaşmaları ve birbirlerine muhabbet beslemeleri o kadar çok olmaktadır. Bu küçük ayrıntılar hayata geçirildiğinde etkileri büyük olmaktadır.

90 DERECELİK AÇIYLA OTURMAK
90 derecelik açıyla oturmak en önemli iletişim oturuşudur. Özellikle ortak nokta bulmak istediğiniz kişilerle bu şekilde oturmalısınız. Bu oturuşta belli bir noktada kesişme vardır. 90 derecelik açıyla oturan kişilerin bakışları mutlaka belli bir noktada kesişmektedir. Böylelikle karşınızdaki kişiye seninle ortak bir nokta bulabiliriz mesajı verirsiniz. Bu oturuş şeklini tercih ettiğinizde karşı tarafa, biz seninle aynı şeyleri düşünüyoruz, seninle belli bir noktada kesişiyoruz, seninle ortak noktalarımız olabilir ve biz bu ortak noktaları bulabiliriz imajını verir ve anlaşma yolunda ilk adımı atmış olursunuz.

İş hayatında özellikle amirlerin çalışanlarıyla bu şekilde oturmaları tavsiye edilmektedir. Bu oturuş şekli tabi ki sadece iş hayatında kullanılmaz. Özel hayatımızda da çok etkili bir oturuş şeklidir. Uzlaşmak istediğiniz, anlaşmaya varmak istediğiniz insanlarla da bu şekilde oturmak olumlu sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Eşinizle, sevgilinizle, annenizle, babanızla, kardeşinizle, çocuğunuzla vb. anlaşamadığınız konularda 90 derecelik açıyla oturmayı tercih ederek konuşursanız anlaşma yolunda ilk adımı atmış olursunuz ve karşı taraf üzerinde olumlu etkiler bırakabilirsiniz.

BEDEN DİLİNDE MASA DÜZENİ VE TAŞIDIĞI ANLAMALAR
Özellikle Türk toplumunda oda ve masa kişinin prestijini( saygınlık ) ve bulunduğu konumun önemini anlatır. Masa ne kadar büyükse, oda ne kadar büyükse, kişinin bindiği araba ne kadar çok benzin yakıyorsa, bindiği arabanın camları siyahsa, kişi arabanın arkasında ve sağ tarafta oturuyorsa, kişinin bindiği araba kırmızı plakalıysa bu kişinin o kadar önemli olduğu düşünülmektedir. Bunların hepsi kişiye prestij ve önem katmaktadır.

Masada kişiye önem katmaktadır. Aynı zamanda masa, oturan kişiye güç ve statü vermektedir. Masanın üzerinde bulunan aksesuarlar, plaketler, dosyalar vb. kişinin ne kadar önemli bir kişi olduğu imajını verir. Kişinin masasının üzerinde ne kadar çok dosya, kitap, evrak vb. varsa kişinin o kadar yoğun bir kişi olduğu anlamı çıkarılmaktadır. Makam koltukları misafir koltuklarından daha yüksektir burada ki maksat, gelen misafire buranın hâkimi benim, burada üstte bulunan kişi benim imajı vermektir. Herhangi bir şey ne kadar üstte ise o şey o kadar değerlidir, bir şey ne kadar aşağıda ise o şey o kadar değersizdir. Yukarıda olmak her zaman ve herkes için önemlidir. Hatta bir kişi yukarı bakıyorsa mutludur aşağıya bakıyorsa depresyondadır. Makam koltukları tekerlekli iken misafir koltukları tekerleksizdir. Burada verilmek istenen mesaj benim hareket alanım geniş, ben istediğim gibi hareket edebilirim, senin hareket alanın yok ve sen benim istediğim yerde oturup orada sabit kalırsın, hâkimiyet bende çünkü ben hareketiyim sen ise değilsindir.

Bir kişinin odasına girildiğinde, masasında oturan kişi masasından, otoritesinden ne kadar çok uzaklaşıyorsa içeriye giren kişiye o kadar çok değer veriyor, ne kadar az uzaklaşıyorsa o kadar az değer veriyor demektir.

Mahkemelerde hâkimler daha yüksekte otururlar ve heybetli kıyafetler giyerler. Buradaki maksat ben büyüğüm, ben güçlüyüm, ben doğru karar veririm, bana güvenmek zorundasın imajını ve mesajını vermektir.

Herhangi bir şeyin kötü olduğunu anlatmak için yerin dibine girdim denilirken, herhangi bir şeyin iyi olduğunu anlatmak için havalara uçtum denilmektedir. Çünkü ne kadar yüksekse o kadar iyidir, değerlidir ne kadar aşağıda ise o kadar kötüdür, değersizdir. Cehennemin dibi denilerek cehennemin aşağıda ve kötü olduğu anlatılmaya çalışılır. Cenneti ise yedi kat yukarıda ararız çünkü iyi şeyler hep yukarıda kötü şeyler ise her zaman aşağıdadır. Değerli bulduğumuz ve saklamak istediğimiz bir şeyi genellikle yukarı bir yerlere saklamayı tercih ederiz çünkü o şey bizim için değerlidir ve aşağıya konulamaz.

dil

DİKDÖRTGEN MASA
Genellikle bu masalarda uzun toplantılar yapılmaktadır. Dikdörtgen masalar sahibine güç ve otorite vermektedir. Masanın kısa kenarında ve sırtı duvara dönük yani kapıyı ön tarafına alacak bir şekilde oturan kişi otorite sahibi olan kişidir, masanın sahibi ve lideri odur. Bu masada ikinci önemli kişi genellikle sağ tarafta ve birinci sırada oturan kişidir. Yani otorite sahibi kişinin sağ tarafında ve hemen yanında oturur. Dikdörtgen masalarda lidere en uzak olan kişi en güçsüz ve sözü en az dinlenen kişidir. Bu masada sağ tarafta oturan kişiler daha etkili kişiler iken sol tarafta oturan kişiler daha etkisiz kişilerdir. Sen benim sağ kolumsumsun sözü de bu durama güzel örnektir. Liderden uzaklaşıldıkça kişilerin etkisi azalmaktadır. En etkisiz olan kişi ise liderden en uzakta ve liderin sol tarafında oturan kişidir. Tam liderin karşısında oturan yani diğer kısa kenarda oturan kişi ise gizli olan ikinci güçtür. Bu kenarda oturan kişi genellikle muhalefet olan yani karşı görüşte, düşüncede olan kişidir. Gizli ikinci güç olan kişi, lidere en uzak olan kişidir ve muhalefeti temsil ettiğinden dolayı ikinci güçtür. Gizli ikinci güç olan kişi masada yüzü duvara dönük ve sırtı kapıya dönük bir şekilde oturur

dil2KARE MASA
Kare masada genellikle kısa toplantılar yapılmaktadır. Bu toplantılar beyin fırtınası gerektirmeyen, kısa, anlık toplantılardır. Bu masada statüler eşitlik imajı verir çünkü masanın her tarafı eşit uzaklıktadır. Bu masada lider duvara sırtını veren yani kapıyı ön tarafına alan kişidir. Bu masada oturan herkes eşit statüye, öneme, konuşma hakkına sahiptir yani lider dışındaki kişiler de bir eşitlik söz konusudur. Bu masada da güç ve otorite liderin elindedir. Ancak bu masada gizli ikinci güç yoktur.

YUVARLAK MASA
Bu masada güç, otorite ve statü iyice azalır. Yuvarlak masa tamamen eşitliğin bir simgesidir. Bu masada herkes aynı etkiye ve değere sahiptir ve kişiler kendilerini bu masada daha değerli hisseder. Eşitliğin simgesi olduğundan dolayı genellikle evlerimizde ki yemek masalarımız yuvarlak tercih edilmekte böylelikle bütün bireylerin kendilerini aile içinde değerli hissetmeleri sağlanmaktadır. Bu masa sonuçların kolay alındığı, birlik ve beraberlik imajının verildiği masadır. Bu masalarda yapılan konuşmalar sıcak ve samimidir. Bundan dolayı genellikle iş hayatında tercih edilmezler. Yuvarlak masa aile ortamı için en çok tercih edilen ve önerilen masadır.

Kaynakça:
Beden dili kursu

Yazar: Derya Talas