Psikoloji bilimi, yaratıcı düşünmeyi, uygarlığın ve kültürün ilerlemesinin kaynağı olarak görse de, yaratıcı sürecin nörobiyolojisi tam olarak anlaşılamamıştı. Nörogörüntüleme yöntemlerinde son on yılda sağlanan gelişmeler, yaratıcı düşüncenin sinirsel bağlantılarını keşfetmeyi mümkün kıldı. Daha önceki araştırmalarda elde edilen değişken sonuçlar, yaratıcılığın çok faktörlü bir süreç olmasından ve düşüncelerin farklı kültürlerde farklı biçimde yapılanmasından kaynaklandı. Bu durum, çeşitli nöropsikolojik kuramlar oluşturan geniş bir deneysel paradigmalar dizisine yol açmıştır.

Değişken sonuçlar, birçok beyin görüntüleme deneyinin tasarımının, yaratıcı süreç boyunca etkileşime giren çok sayıda önemli değişkenle ilişkili olarak farklılaştığı gerçeğine atfedilebilir. Bunlardan üçü özellikle önemlidir: 1- İncelenen yaratıcı sürecin evresi; 2- Deneysel konularda uzmanlık düzeyi; 3- Kişinin oluşturduğu ürünün niteliği, yani eserin izleyici üzerindeki etkisi. Bugün, tek bir deney bağlamında tüm özellikleri inceleyerek, kapsamlı bir yaratıcı etkinlik modelinin oluşturulabileceği artık bilinmekte.

Beyin, hiç de şaşırtıcı olmayan bir biçimde, basit bir sol / sağ ikiliden çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir ve bilimsel araştırmalar yaratıcı düşüncenin, beynin farklı görevleri olan farklı bölgeleri arasında ne kadar hızlı ve etkin biçimde iletişim kurup kuramadığıyla ilgili olduğunu göstermektedir. Açıkçası, beynimizin sağ tarafının yaratıcı ve yenilikçi düşüncenin, sol tarafının mantıklı ve analitik düşüncenin merkezi olduğunu ileri süren söylenti, basit bir efsanedir.

Son yıllardaki fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) teknolojisindeki gelişmeler, bilim insanlarına beynin aktiviteleriyle ilgili yeni bir bakış açısı kazandırdı. Yapılan çok sayıdaki araştırmada, şiir yazmaktan illüstrasyon çizimine kadar çeşitli yaratıcı sanatsal faaliyetlerdeki beyin aktivitesi ayrıntılarıyla haritalandırıldı. Beynin yalnızca özel ve tek bir bölgesinin”yaratıcı” olmadığı, aksine örneğin bir öykü yazılırken, genelde birlikte çalışmayan farklı birçok bölgenin benzersiz ve geniş bir işbirliği içine girdikleri anlaşıldı.

Uluslararası (Amerika, Avusturya, Çin) bir araştırma ekibi, klasik bir diverjant düşünce testine katılan 163 denekten elde edilen fMRI sonuçlarını inceledi. Test, deneklere gösterilen gündelik kullanımdaki nesnelerin, 12 saniyelik bir süre içinde en yaratıcı kullanımının bulunması üzerineydi. Yanıtlar daha sonra özgünlük ve yaratıcılık açılarından sıralandı. Harvard Üniversitesi araştırmacılarından Psikolog Roger Beaty, “Yaratıcı düşünme, yeni ve kullanışlı, uygulanabilir fikirler üretebilme kabiliyetidir” tanımından yola çıktıklarını açıkladı. Örneğin, bir kişiye çorap gösterildiğinde, sıradan ayağı ısıtır yanıtını verirken, diğer kişi üst düzey bir yaklaşımla, çorabın bir su filtreleme aracı olarak kullanılabileceği yanıtını vermekte. Araştırma sonuçları, sıralamalarda en yaratıcı düşüncenin anahtarının üç farklı beyin ağının birlikte çalışması olduğunu gösterdi. Bunlar, varsayılan ağ (beyin fırtınası ve hayal kurma ile bağlantılı), yönetici kontrol ağı (kişinin odaklanması gerektiğinde harekete geçer) ve çevresel uyarıları tespit eden, yönetici ve varsayılan beyin ağları arasında geçiş yapmayı da sağlayan dikkat ağıdır.

Bu üç sistemin senkronizasyonu ise yaratıcılık düzeyi için çok önemli. Daha esnek düşünebilen ve daha yaratıcı fikirler üreten kişiler, genellikle birlikte çalışmayan bu sistemlerin aralarındaki etkileşimi ve senkronizasyonunu daha ileri düzeyde harekete geçirebilme kabiliyetine sahipler.

Çalışmalar, konuya büyük bir adım daha eklenerek ilerletildi ve farklı beyin ağları arasındaki bağlantıların gücünün, kişinin düşüncesini ne kadar yaratıcı kılabileceğini öngören bir model geliştirildi. Sonuçlar çok başarılı oldu ve çalışmalarını yeni bir denek grubuyla sürdüren ekip, yalnızca fMRI tarama sonuçlarının incelenmesiyle, bir fikrin ne kadar yaratıcı olduğunun net bir şekilde tahmin edilebileceğini kanıtladı.

Araştırılacak bir sonraki konu, bu beyin ağlarının çalışmasında bir değişiklik ya da geliştirme yapılıp yapılamayacağını, eğer mümkünse nasıl yapılacağını bulmak. Beyin eğitilebilir mi, ya da bazı ağlar daha fazla bağlantı sağlayabilir mi? Ve eğer bu ağlar arasındaki bağlantılar geliştirilebilirse, o kişinin yaratıcı düşünme yetenekleri de artırılabilir mi?

Kaynakça:
-Siyuan Liu, Michael G. Erkkinen, Meghan L. Healey, Yisheng Xu, Katherine E. Swett, Ho Ming Chow, Allen R. Braun, “Brain activity and connectivity during poetry composition: Toward a multidimensional model of the creative process”, Human Brain Mapping Vol.36, Issue 9, Wiley, (2015).
-R.E. Beaty, M. Benedek, P.J. Silvia, D.L. Schacter, “Creative cognition and brain network dynamics”, Trends Cogn Sci 20:8795, (2016).
-Roger E. Beaty, Yoed N. Kenett, Alexander P. Christensen, Monica D. Rosenberg, Mathias Benedek, Qunlin Chen, Andreas Fink, Jiang Qiu, Thomas R. Kwapil, Michael J. Kane, Paul J. Silvia, “Robust Prediction of Individual Creative Ability from Brain Functional Connectivity”, https://www.researchgate.net/publication/321729749, (2018).

Yazar:Oben Güney Saraçoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here