Beyin; Anlam ve Tarih Çerçevesinde Kısa Bir Bakış

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Beyin, Türkçe bir kelimedir. Birçok farklı anlama gelmekteyken öne çıkan anlamları kafatasındaki organ, irade merkezi, şuur ve histir. Eski Türkçe’de iki farklı kökenden geldiğine dair araştırmalar vardır. Bir grup araştırmacı beyin sözcüğünün “bengi” sözcüğünden geldiğini diğer bir grup araştırmacı ise “meng” sözcüğünden geldiğini savunmaktadır. Eski Türkçede beyin kelimesinin m harfiyle başlayan sözcük türleri b harfiyle başlayan sözcük türlerinden daha eskidir. Eski Türkçede men sözcüğü birinci tekil şahıs zamiri ile mengi sözcüğünü çağrıştırmaktadır. Mengi sözcüğü, ebedi ve sonsuz anlamına gelmektedir. Sözcüğün anlamları düşünüldüğünde benlikle olan ilgisi kolayca anlaşılmaktadır. Türkçede ilgili sözcük, ben ve benlik sözcükleriyle ilgili bir kavram alanına işaret etmektedir. Beyin, Türkçe bir kelimedir. Birçok farklı anlama gelmekteyken öne çıkan anlamları kafatasındaki organ, irade merkezi, şuur ve histir. Eski Türkçede iki farklı kökenden geldiğine dair araştırmalar vardır. Bir grup araştırmacı beyin sözcüğünün “bengi” sözcüğünden geldiğini diğer bir grup araştırmacı ise “meng” sözcüğünden geldiğini savunmaktadır. Eski Türkçede beyin kelimesinin m harfiyle başlayan sözcük türleri b harfiyle başlayan sözcük türlerinden daha eskidir. Eski Türkçede men sözcüğü birinci tekil şahıs zamiri ile mengi sözcüğünü çağrıştırmaktadır. Mengi sözcüğü, ebedi ve sonsuz anlamına gelmektedir. Sözcüğün anlamları düşünüldüğünde benlikle olan ilgisi kolayca anlaşılmaktadır. Türkçede ilgili sözcük, ben ve benlik sözcükleriyle ilgili bir kavram alanına işaret etmektedir.

Beyinle ilgili ilk çalışmaların Eski Mısır’da başladığına dair araştırmalar mevcuttur. Beyin kelimesi tarihte ilk kez MÖ 17. Yüzyılda yazılan bir Eski Mısır yazıtında sekiz kez geçmektedir. Bu yazıtın içinde kafatasları yarıldıktan sonra inme ortaya çıkan iki insanın tıbbi durumlarının tartışıldığı sırada 20 ayrı sembolle beyin anlatılmaktadır. Bu yazıt göz önünde bulundurulursa MÖ 17. Yüzyılda Eski Mısır’da kafatasının açılması, bu durumun beyni etkilemesi ve inme hastalığının bilindiği ve tıbbi açıdan konu hakkında çalışıldığı anlaşılmaktadır. Tıbbi açıdan bu durumlar bilmesine rağmen, Eski Mısır’da kişilik ve davranışın beyinle ilişkilendirilmediği, beyin yerine kişilik ve davranışın kalp ile ilişkilendirildiği anlaşılmaktadır. Eski Mısır döneminde bu yazıtların dışında beyinle ilgili araştırmalara dikkat çeken ilk bilim insanı Pisagor’un öğrencisi Alkmeon olduğu düşünülmektedir. Alkmeon döneminde Eski Mısır’dan döneminden itibaren yaygın olan düşüncenin aksine akılsal yeteneklerin kalp ile ilgili değil beyin ile ilgili olduğunu ileri sürerek yaygın inancın ilk kez kırılmasına yardımcı olunmuştur. Alkmeon’un düşünceleri bilimsel açıdan belirli bir olgunluğa erişememiş olmasına rağmen kendinden önceki çalışmalardan ve Eski Mısır yazıtlarından çokça etkilenmiştir.  Bu dönemler içerisinde Alkmeon’un düşüncelerinden daha aykırı ve dönemi için kanıtlanması daha zor olan bilim insanı Corton’lu Alkmaion’dur. Bu bilim insanı döneminde zihinsel faaliyetlerin beyinle ilişkilendirilmesinde hala büyük problemler vardı ve Alkmaion tarafından bu düşünce yıkılarak yerine gözlerden beyne giden bağlantıların varlığı gösterilmiş ve beynin düşüncenin ve zihinsel faaliyetlerin tek merkezi olduğu iddia edilmiştir.

Kaynakça:
Eagleman, D. (2016). Beyin Senin Hikâyen. (Çev. Z. A. Tozar). İstanbul: Domingo Yayınları.
Onan, B. (2010). Beynin Bilişsel İşlevleri Üzerine Yapılan Araştırmalar ve Ana Dili Eğitimine Yansımaları. Türklük Bilimi Araştırmaları Dergisi, 27, 521-561

Yazar: ömer Eraslan