Beyin Efsaneleri

Okuma Süresi: 6 Dakika  | Yazdır

Nöromitler, yani beynimizin işlevleri üzerine yanlış bilgiler içeren yaygın efsaneler nöropsikoloji uzmanlarını uğraştıran sorunların başında geliyor. Bu efsaneler nedeniyle beyinle ilgili bilimsel bilgiyle kurguyu birbirinden ayırmak güçleşiyor, hastalarla iletişimde problemler yaşanıyor. OECD’nin de doksanlı yıllardan bu yana öncülük ettiği araştırmalarda, nöromitlere olan inancın, halk arasında yaygın olmasının yanı sıra, beyinle ilgili alanlarda çalışanlar ve öğretmenlerde de yaygın olduğu bulundu.

Harvard Tıp, Denver ve Houston üniversitelerinin çeşitli fakülteleri gibi farklı akademik kurumların uzmanlarından oluşan geniş bir ekibin yaptığı nöromitlerle ilgili yeni bir araştırmanın bulguları “Frontiers in Psychology”de yayınlandı. Houston Üniversitesi’ndeki Gelişim Nöropsikolojisi Laboratuvarı’ndan Kelly Macdonald, bu çalışmanın öncülüğünde kilit rol oynadı. Macdonald, bir öğretmenlik eğitimi sınıfında karşılaştığı yaygın beyin efsanelerinin nasıl oluştuklarını ve sürüp gittiklerini merak etti.

Bu çalışma için, Macdonald ve arkadaşları çevrimiçi bir ankete verilen yanıtları ve demografik bilgileri topladı. Anket, katılımcıların geçmişiyle ilgili çeşitli sorularla birlikte, 32 sorudan oluşan bir dizi beyin efsanesine ‘Doğru’ veya ‘Yanlış’ yanıtını vermelerini istiyordu. İşte söz konusu beyin efsanelerine örnekler:

– Bazılarımızın “sol beyinli”, bazılarımızın “sağ beyinli” olması öğrenme biçimlerimizdeki farklılıkları açıklamaya yardımcı olmaktadır. (Yanlış: Beynimizin sol ve sağ hemisferleri birlikte çalışır. Öğrenmenin, bir yarımkürenin diğerinden daha egemen olmasına dayalı önemli farklılıklar gösterdiğine yönelik bir kanıt bulunmamaktadır.)

– Çocukların ergenliğe erişmeleriyle beyin gelişimi sona erer. (Yanlış: Beynin gelişimi ergenlik döneminde ve yetişkinlikte -özellikle de beyin ön loblarının gelişimi- devam eder.)

– Öğrenme, beyne yeni hücrelerin eklenmesinden kaynaklanmaktadır. (Yanlış: Öğrenme, beyin hücreleri arasındaki bağlantı değişikliklerinden kaynaklanmaktadır.)

– Disleksinin en önemli belirtisi, harflerin ters görülmesidir. (Yanlış: Disleksisi olan insanlar yazılı sözcüklerin şifresini çözmekte belirli bir zorluk çekerler. Disleksisi olan çoğu birey için bu kod çözme zorluğu, sözcüklerin görsel görünüşünden ziyade seslerin harflerle eşleştirilmesiyle ilgilidir. Disleksisi olan bazı kişiler, okuma yazma sırasında harfleri tersine çevirebilirler, ancak bu çok yaygın bir durum değildir. Disleksisi olan ve böyle bir belirti göstermeyen çok sayıda vaka vardır.)

– Zihinsel kapasite kalıtsaldır ve çevre etkisiyle veya tecrübe ile değişmez. (Yanlış: Zihinsel yeteneklerin genetik bileşenleri elbette var, ancak bu yetenekler aynı zamanda çevresel faktörlerden ve deneyimlerden çok etkilenerek gelişiyorlar.)

– Beynimizin yalnızca yüzde 10’unu kullanıyoruz. (Yanlış: Sağlıklı bir insan beyninin yüzde 100’ünü kullanır.)

– Uyurken beyin kapanır. (Yanlış: Uykuda beynimizin çalışma kalıpları değişir, ancak beyin biz uykudayken de uyanıkken de günde 24 saat aktiftir.)

– Klasik müzik dinlemek, çocukların akıl yürütme yeteneğini arttırır. (Yanlış: Klasik müziğin herhangi bir yaştaki çocukların akıl yürütme yeteneğini etkilediğine (Mozart etkisi) dair tutarlı kanıtlar yoktur.)

Yukarıdaki nöromitleri doğru sananlar ne yazık ki çoğunluğu oluşturdular. Örneğin, disleksi konusundaki beyin efsanesi sorusunu halkın yüzde 76’sı, eğitimcilerin yüzde 59’u ve sinirbilimi alanlarıyla ilgilenenlerin yüzde 50’si “doğru” şıkkını seçerek hatalı yanıtladı.

Genel olarak, halkın anketteki nöromitlerin yüzde 68’ine, eğitimcilerin yüzde 56’sına, ve sinirbilimi eğitimi alanların ise yüzde 46’sına inandığı görüldü. Bir faktör analizinde araştırmacılar, “klasik” nöromitlerin birlikte kümelenmiş olduğunu da keşfettiler. Bu küme, öğrenme biçimleri, disleksi, Mozart etkisi, sağ beyin / sol beyin ve beynin yüzde 10’unu kullanma konularındaki mitleri içeriyordu.

Bu bulgular, hem eğitimin hem de sinirbilim eğitiminin nöromitlerin azalmasına yardımcı olabildiğini, ancak tamamen ortadan kaldıramadığını ortaya koyuyor. Araştırma ekibi için gelecek adımlar arasında, her yaş grubundan insanlar için nöromitlerin sistematik olarak silinmesi için tasarlanmış çeşitli eğitim araçlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması yer alıyor. Ayrıca, eğitimciler için, öğrenme hakkındaki genel yanlış anlamaları ve aynı zamanda en yaygın beyin efsanelerini ortadan kaldırmak üzere beyin konusunda kapsamlı çevrimiçi eğitim modülleri geliştirmeyi düşünüyorlar.

Eğer siz de beyin efsaneleriyle ilgili doğru ve yanlışları merak ettiyseniz, anketin bütününe göz atabilirsiniz:

01. Beynimizi günde 24 saat kullanıyoruz (D).
02. Çocuklar, ikinci bir dili öğrenmeden önce ana dilini öğrenmelidir. Aksi durumda, her ikisini de tam olarak öğrenemezler. (Y).
03. Erkeklerin beyni kızların beyinlerinden daha büyüktür (D).
04. Öğrenciler yeterli miktarda su içmiyorsa (günde 6-8 bardak) beyinleri küçülür (Y).
05. Yağ asidi takviyelerinin (omega-3 ve omega-6) akademik başarı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır (Y).
06. Bir beyin bölgesi zarar gördüğünde beynin diğer kısımları işlevini üstlenebilir (D).
07. Beynimizin sadece % 10’unu kullanırız (Y).
08. Beynin sol ve sağ yarımküresi daima birlikte çalışır (D).
09. Hemisferik hakimiyetteki farklılıklar (sol beyin, sağ beyin) öğrenciler arasındaki bireysel farklılıkları açıklar (Y).
10. Erkek ve kızların beyinleri aynı oranda gelişir (Y).
11. Çocuklar liseye başlarken beyin gelişimleri sona erer (Y).
12. Çocukluk çağında bazı şeylerin sonradan öğrenilemeyeceği kritik dönemler vardır (Y).
13. Bilgi, beyinde, beyne dağılmış hücrelerin ağında saklanır (D).
14. Öğrenme, beyne yeni hücrelerin eklenmesiyle gerçekleşmez (D).
15. Bireyler tercih ettikleri öğrenme stilinde (örneğin işitsel, görsel, kinestetik) eğitim aldıklarında daha iyi öğrenirler (Y).
16.Öğrenme, beynin sinirsel bağlantılarının değişmesi yoluyla cereyan etmektedir (D).
17. Kahvaltıdan kaçmak akademik başarıyı etkiler (D).
18. İnsan beyninin normal gelişimi, beyin hücrelerinin doğumunu ve ölümünü içerir (D).
19. Zihinsel kapasite kalıtsaldır ve çevre veya tecrübe ile değişmez (Y).
20. Yoğun alıştırmalar zihni güçlendirir (D).
21. Uyarıcıdan zengin çevre okul öncesi çocukların beynini geliştirir (Y).
22. Şekerli içecekler ve / veya yiyecekler tüketildikten sonra çocukların dikkati azalır (Y).
23. Vücut saati ergenlik döneminde değişir ve öğrencilerin okul gününün ilk derslerinde yorgun olmalarına neden olur (D).
24. Düzenli olarak kafeinli içeceklerin içilmesi uyanıklığı azaltır (D).
25. Motor-algılama becerilerinin koordinasyonunu geliştiren alıştırmalar okuma yazma becerilerini de geliştirir (Y).
26. Bazı zihinsel süreçlerle ilgili uzun süreli alıştırmalar beynin bazı bölümlerinin şeklini ve yapısını değiştirebilir (D).
27. Bireysel öğreniciler, tercihlerine göre çalışma eğilimi gösterirler (örn., görsel, işitsel, kinestetik) (D).
28. Beynin işlevlerindeki gelişimsel farklılıklar ile ilgili öğrenme sorunları eğitim yoluyla düzeltilemez (Y).
29. Beyinde yeni bağlantıların üretilmesi yaşlılık yıllarında da sürer (D).
30. Koordinasyon egzersizleri, sol ve sağ hemisferik beyin fonksiyonlarının bütünleşmesini geliştirebilir (Y).
31. Çocukluk çağında öğrenmenin daha kolay olduğu dönemler vardır (D).
32. Biz uyurken beynimiz kapanır (Y).

(D) doğru; (Y) yanlış.

Kaynakça:
– OECD-CERI Center for Educational Research and Innovation: “Understanding the Brain: The Birth of a Learning Science”, ISBN: 9789264029125, 2007.
– Kelly Macdonald, Laura Germine, Alida Anderson, Joanna Christodoulou, Lauren M. McGrath: “Dispelling the myth: Training in education or neuroscience decreases but does not eliminate beliefs in neuromyths” Frontiers in Psychology, 2017.
– Pasquinelli, Elena. “Neuromyths: Why do they exist and persist?” Mind, Brain, and Education 6, no. 2 (2012): 89-96.
– Dekker, Sanne, Nikki C. Lee, Paul Howard-Jones, Jelle Jolles: “Neuromyths in education: Prevalence and predictors of misconceptions among teachers.” Frontiers in Psychology, 2012.

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu