Beyin Gelişimi Ve Dış Uyarıcı Etkiler

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Romanya yetimhaneleri örneğinden önce hamilelik dönemi beyin gelişimine değinmek konuyu anlamak açısından daha çok işimize yarayacaktır. Anne-babanın genetik yapısı, hamilelik dönemi beslenme özellikleri, alınan kimyasal maddeler, alkol ve sigara tüketimi, hamilelik döneminde annenin psikolojik özellikleri bebeğin beyin gelişimini etkileyen önemli özelliklerdir. Yeni doğan bir bebeğin sinir hücrelerini birbirinden oldukça farklı ve bağlantısızdır. Yaşamın ilk iki yılında, aldıkları duyusal bilgilere bağlı olarak sinir hücreleri birbirleriyle çok hızlı biçimde bağıntı kurmaya başlarlar; öyle ki, bebeğin beyninde saniyede yaklaşık iki milyon yeni bağlantı yani sinaps oluşur. İki yılın sonunda bebekteki sinapsların sayısı yüz trilyonu aşarak, bir yetişkindeki sinaps sayısının iki katına ulaşır.

Yetişkinliğe yaklaşırken bebekteki sinaps sayısı yüzde elli oranında düşer. Bu sinaps kaybolma işlemi sırasında beyin tarafından kullanılmayan bağlantılar kaybolur. İçine doğduğunuz aile, içinde yaşadığınız kültür, arkadaşlarınız, işiniz, izlemiş olduğunuz her film, yapmış olduğunuz her bir sohbet sinir sisteminiz üzerinde iz bırakır. Bu kalıcı, mikroskobik izler birikerek bizi biz yapan bütünü oluşturur ve nasıl birine dönüşebileceğinizle ilgili sınırlamalar getirir (Eagleman, 2016).

Romanya yetimhanelerine benzer bir örnekte deney hayvanları üzerinde yapılmıştır. Laboratuar ortamında fareler üzerinde yapılan bir çalışmada denekler iki gruba ayrılmıştır. Bir grup fare yalnız başlarına kafeslere konulmuş ve herhangi bir oyuncak konulmamış halde bırakılmışlardır. Diğer grup ise hem başka farelerle aynı kafese konulmuş hem de düzenli aralıklarla değişen oyuncaklara sahip olmuşlardır.

Bu durumda farklı uyaranlara sahip fareler daha büyük beyinlere, daha büyük sinir hücreleri, daha fazla sayıda gliya hücresine ve daha fazla sayıda sinapsa sahip oluyorlar. Bu durum farklı yaş gruplarındaki denek hayvanlarına uygulanmış ve her yaş grubundaki farelerde aynı durum gözlenmiştir. Bu da insan için hiçbir zaman geç olmadığına işaret ediyor olabilir. Bilim insanları çok yakın bir zamana kadar beyin gelişiminin bebeklik çağıyla beraber bittiğini düşünürken şimdilerde gelişen araştırma yöntemleriyle beraber insan beyninin 25 yaşın sonuna kadar gelişmeye devam ettiği bulunmuştur.

Aslında beyin her daim öğrenilenlerle değişmeye devam etmektedir. Londralı taksi şoförleri üzerinde yapılan bir araştırma beyin yetişkinlikte de değişmeye devam ettiğini kanıtlamıştır. Hipokampüsün arka kısmı taksi şoförlerinde taksi şoförlüğü yapmayan kontrol grubuna göre belirgin olarak daha büyüktür ve uzun süredir taksi şoförlüğü yapanlardan bu alanın daha da büyük olduğu belirlenmiştir (Eagleman, 2016).

Yazar: ömer Eraslan

 

Editör : Suna Korkmaz