Kim olduğumuz ve neyin bizi biz yaptığı tarih boyunca tartışılan bir konudur. Kişişel seviyede karakter; kibarlık, sıcakkanlılık, bencillik gibi özelliklerden oluşur. Daha ayrıntılı olarak; çevremizdeki dünyaya nasıl yanıt verdiğimiz ve duygularımızı nasıl yönlendirdiğimiz ile de ilgilidir.
Tarih boyunca, karakter özellikleri ve tecrübeler beyinden ve fiziksel kısımlarından ayrı olarak düşünüldü. Bu durumda, beyne bir zarar gelse de insanın kişiliğinin bundan etkilenmeyeceği varsayıldı. Fakat, Phineas Gage vakasıyla bu varsayım tartışılmaya başlandı.

1848 yılında 25 yaşındaki Phineas Gage, bir demiryolu şirketinde inşaat işçisi olarak çalışmaya başladı. Çalışması sırasında, kayaları yerinden oynatabilmek için patlamalar gerekiyordu. Bu prosedür patlayıcı bir toz ve demir bir çubuk ile ilgiliydi. Bir saniyelik dikkat dağılmasıyla, tozu patlattı ve çubuk sol çenesine girdi. Kafatası delindi, çubuk ön beyninden geçti ve yüksek bir hızla başının tepesinden çıktı. Günümüzün modern yöntemleri, bu olayda hasar gören bölgenin prefrontal korteks olduğunu ortaya çıkarttı.

Gage yere yattı, sersemlemiş ama bilinci yerindeydi. En sonunda vücudu iyileşti ama Gage’in davranışları sıradışıydı. Kazadan önce iyi huylu, saygılı ve akıllı bir çalışan iken, kazadan sonra sorumsuz, kaba ve saldırgan olduğu görüldü. Umursamazdı ve iyi kararlar veremiyordu.
Benzer durum, fotoğrafçı Eadweard Muybridge’te de görüldü. 1860’ta Muybridge bir araba kazası geçirdi ve orbitofrontal korteksinde (prefrontal korteksin bir parçası) bir hasar meydana geldi. Kazadan sonra, duygusal olarak dengesiz ve saldırgan olduğu görüldü.

Bütün bu vakalardaki ortak nokta, özellikle prefrontal kortekste bulunan orbitofrontal korteksin zarar görmesidir. Vakalar değerlendirildiğinde prefrontal korteksin; davranışları kontrol etme, duyguları yönlendirme ve uygun cevap verme konularında rolü olduğu ortaya çıktı.
İçgüdülerin yürüldüğü kısım, omuriliğin hemen üst kısmında bulunan beyinsapıdır. Beyinsapının işlevinin tanımlanmasının ardından, bu iç güdülerin kontrol edildiği kısım olarak prefrontal korteksin işlevi açığa çıkarılmıştır. Fakat prefontal korteksin beyin sapı üzerinde nasıl kontrol sağladığı henüz bilinmemektedir.

EMBL’den bir araştırma grubu prefrontal korteks ve beyinsapı arasında açık bir fiziksel bağlantı buldular. Bu bağlantı içgüdüsel davranışı engelliyordu. Fareler üzerinde yapılan deneyde, bu bağlantı bozulduğu zaman farelerin daha fazla korku hissettiği görüldü. Bu bulgular, saldırgan davranışlarımızı nasıl dizginleyebildiğimizi anatomik olarak gösterir. Fakat bu bağlantı, hislerimizi ve duygularımızı kontrol eden hipotalamus bölgesini etkilemez. Sonuç olarak, preforntal korteks davranışlarımızın kontrolünü elimizde tutmamızı sağlar ama bunu yaparken nasıl hissettiğimiz üzerinde bir etkisi yoktur. Ayrıca bu çalışma, prefrontal korteksin fonksiyonu ve olgunlaşmasıyla da ilişkili olan, depresyon ve şizofreni gibi hastalıkların nedenini aydınlatmaya yardımcı olur.
İnsanlarda prefrontal korteks, ergenlik dönemi başladığında olgunlaşmaya başlar. Bu da çocukların içgüdülerini neden tam olarak kontrol edemediğini açıklar. Bilim insanları bu baskılamanın tam olarak nasıl meydana geldiği ve akıl hastalıklarındaki etkisi üzerine araştırmalara devam etmektedirler.

Duyguların yönetilmesinde zorluk yaşamak, etkilenen kişide strese yol açmanın yanı sıra negatif yönde sosyal değişikliklere neden olur. Beyin hasarı sonrasında hayatta kalan çoğu kişi, depresyon, kaygı bozukluğu ve sosyal izolasyondan muzdariptir ve travma sonrasındaki hayatlarını dengelemekte zorlanırlar. Son yıllarda bu sorunla başedebilmek için, hastalara grup terapileri uygulanır.

Kaynakça:
1) https://medicalxpress.com/news/2018-04-brain-injury.html
2) https://medicalxpress.com/news/2017-01-neural-instincts.html

Yazar: Ayça Olcay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here