Big Bang ve Öncesi

Okuma Süresi: 2 Dakika  | Yazdır

Bazı bilim insanlarının araştırmalarına göre evren bir tek noktanın patlamasıyla oluşmuştur ve bu patlamaya Big Bang denmektedir. Hatta bu olayın Kuran’da dahi geçtiği bilinir. O da şu ayet ile kanıtlanıyor. “Bizim göğü kitabın sayfaları gibi katladığımız gün, ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz…” (Enbiya suresi, 104). Burada geçen geri iade ediş işe Big Church olarak adlandırılmıştır.

Büyük patlama ya da Big Bang aslında evrenin 13,8 milyar yıl önce aşırı derecede sıcak yoğun bir noktadan meydana geldiğini varsayan evrenin evrimi kuramı ve herkes tarafından kabul edilen kozmolojik modeldir.

Big Bang kanıtı, galaksi kümeleri arasındaki uzaklığın gitgide artmakta olduğu biliniyor buda aslında en başta çok yakın olduklarının yani tek bir nokta olduklarının kanıtıdır.

Big Bang teorisince kabul edilen ilk nükleosentez sonuçlarına uygun olarak, daha evrenin ilk oluşmaya başladığı saniyelerde ki nükleer süreçlerde hafif elementlerin oluşmuş olduğu örtüşmektedir. Yani evrende var olan hidrojen ve helyum oranı yapılan sayısızca teorik hesaplamalara göre Big Bang dan arta kalması gereken hidrojen ve helyum oranı ile orantılıdır. Bu da bizlere eğer ki evrenin bir başlangıcı olmaması halinde var olan hidrojenin tümüyle yanarak helyuma dönüşmesi gerektiği gerçeğini sunmaktadır. Bu sonuç ile yani Big Bang evren oluşması teorisiyle bazı çekirdekler oluştuğuna bizlere lazım olan hidrojen, helyum ve lityum gibi maddelerin açığa çıktığına ulaşıyoruz.

Peki, ya bunun görsel kanıtları ne olabilir diyorsanız; iki kesin gözlemsel kanıt ile Big Bang modellerine hak veriyor. Evrenin geçmişte yaşadığı sıcak devrin bir kanıtı olan enerji ışıması, kozmik mikrodalga arka plan ışımasının bulunması ve ilk sıcak evre sırasında açığa çıkan hidrojen, helyum, lityumun farklı izotoplarının ölçülmesi bize bir gözlem olmuştur. Bunun yanı sıra birkaç milyar yıl ile günümüz ısı farkının ölçülebilmesi birer gözlem niteliğini taşıyor.

O halde Big Bang modeline göre, şimdilerde gözlemlediğimiz galaksiler sonradan oluşan galaksilerdir ve geçmişteki gezegenler bizlerin şu aralar gözlemlediği gezegenlerden çok daha farklı yapıdadırlar. Işık hızı hayal gücünün bile yetmediği kadar hızlı olduğu için geçmişte var olan evrenin neye benzediğini anlamak için çok uzaktaki gezegenleri incelemek yeterli olacaktır.

Yazar: Cansu Kutlu