Biyometri Hayatımıza Nasıl Etki Edecek?

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Hepimiz filmlerde bir karakterin kimliğini doğrulamak için retina taramasından geçip çok gizli üslere girdiğini görmüşüzdür. Bu, biyometrik sistemin bir örneğidir. Biyometri, genelde insan fizyolojisi ve davranışlarının bir derlemesidir. Biyometrik bir sistem bir kimsenin parmak izlerini tarayabilir ya da bir klavyeye yazı yazma şeklin analiz edebilir. Pek çok biyometrik sistemin amacı bir kimsenin belirtilmiş kimliğinin doğrulamasını yapmaktır.

Biyometri, diğer kimlik doğrulama yollarından daha uygun olma eğilimindedir. Kapıya yöneldiğinizde kendi kimliğinizi unutabilirsiniz ancak hala biyometrik cihazlarınızı kullanabileceksiniz. Bir dükkânda alışveriş yaparken parmağınızla alıcıya ufak bir dokunuş yapmak suretiyle kimliğinizin onaylandığını hayal edin.

Ancak elverişlik ve güvenlik beraberinde gizlilikle ilgili bir endişeyi de beraberinde getirir. Biyometrik cihazların çalışması için her bir bireyin sistem tarafından onaylanması için amacına uygun bilgileri içeren bir veritabanına ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin, çok gizli bir üs için, tüm çalışanların biyometrik imzaları kayıt altında alınmalı ki, tarayıcılar her bir kimsenin kimliğini doğrulayabilsin.

Bu durumu kendi başına günümüz için bir sorun değildir. Eğer sistemin sakladığı bilgi, gerçek biyometrik ölçümlerle ilişkiliyse, gizlilik ihlalleri en azdır. Ancak doğası gereği biyometrik sistemler, kişilerin parmak izlerinden, retinasal düzenlerini ya da diğer biyometrik bilgilerden daha fazlasını toplar. Basit düzeyde pek çok sistem, bir kimsenin tarama yaptığı zamanı ve yeri kaydedecektir.

Biyometri kelimesini duyduğunda aklınıza parmak izi ya da retinasal taramalar gelebilir ancak bu terimin daha geniş bir tanımı vardır. Yüz tanıma teknolojisi de biyometri sınıfına girer. Piyasada yüzleri saptayabilen çeşitli kameralar zaten mevcut. Bazıları bir grup yüzü tanıyabilir ve hatırlayabilir. Bir arkadaşınızın resmini çekerek etiketleyin. Kamera otomatik olarak bu arkadaşınızın gelecekteki fotoğraflarını etiketleyecektir. Bu hem ilginç hem de ürkütücü bir durumdur.

Bu teknolojinin kamu alanlarında dolaşan insanların kimliğini tespit etmek için kullanıldığını düşünelim. Örneğin büyük bir şehirde, trafiğin çok yoğun olduğu bir bölgede suçluların kimliğini tanımak için bu sistem kurulabilir. Bu teknolojiyi bu şekilde kullanmak temiz bir düşünceyle gerçekleştirse de gizlilik problemleri ortaya çıkarabilir. Civarda gezen herkes kayıt altına alınabilir. Bu teknoloji herkese bir suçluymuş gibi davranabilir.

Şayet bu teknoloji hata yaparak bir kimseyi karıştırırsa ne olur? Hava şartları, giyim, saç stili ve hatta lenslerin temiz olup olmaması, kameralarının bir kimseyi tanımasını etkileyebilir. Eleştirmenler sorabilir “Güvenilir olmayan bir sistem neden kurulur?”

Eğer bir kimse hastalık ya da sakatlık dolayısıyla görünüşünde bir değişim yaparsa ne olur? Böylesi bir değişiklik biyometrik sistemlerde problem teşkil edebilir. Biyometrik sistemi değişime uyarlamak da kullanıcının gizliliğinin ihlal edilmesiyle sonuçlanabilir. Sistemin yöneticisi artık kullanıcılar hakkında daha fazla detayı öğrenir.

Biyometrik sistemin yayıldığı bir toplum sanal bir imkânsızlığı gizli saklı hale getirebilir. Bu toplum, nüfusa karşı baskıcı, diğer taraftan da kötü davranan bir hale gelirse, vatandaşlar kendi kimliklerinin açığa çıkmaması yönünde daha az tepki verme fırsatına sahip olacaktır.

Biyometrik Enstitüler biri gruplar gizlilik endişesinin farkındadır ve biyometri uygulamaların kişilerin gizliliğini tehdit etmeyi sınırlayacak işlemleri bulma çabasını göstermektedir. Diğer gruplar ise biyometrik bir sistem kurulumundan önce şirketlerin, hükümetlerin ve diğer kuruluşların bir gizlilik değerlendirmesi harekete geçirmeleri konusunu savunmaktadır. İhtiyatlı davranarak, biyometrik sistemlerle işbirliği yaparak hayatımızı sürdürüp, gizliliğimizi sürdürmenin yollarını bulabiliriz.

Yazar:Selim Ökten