Çalışan Anneler ve Çocukları

Annelik, kız çocuklarına verilen dünyanın en güzel duygusudur. Anne-çocuk ilişkisi ise dünyanın en güzel, en özel ilişkisidir. Kurulan en tatlı bağdır. Gördükleri her bebeği sevip, onlara şefkat duymaları annelik rolünün bir parçasıdır. Bu annelik görevi onlar için adeta bir var oluş sebebidir. İnsana güç veren, katlanılmaz acıları bile katlanılabilir kılan, dayanılmaz şartları bile üstlenilebilir kılan güdü annelik güdüsüdür. Seve seve, her an yerine getirilen tek görev; annelik görevidir.

8810_anneler-gunu-hediyeleri-416Günümüz şartlarında, birçok anne çalışmak zorunda kalmaktadır. Çalışan annelerin en çok hissettiği duygu ‘suçluluktur’. Çünkü: anne, çocuğunu bırakıp iki dakikalığına bile olsa başka bir odaya gidemezken, içi rahat etmezken, mecbur kaldığı için tüm gününü işte geçirmektedir. Bu yüzden çalışan anneler kendilerini suçlamaktadır. Eve gelen tek maaşın yetersiz kalması, toplumumuzda kadınların iş yaşamına kabulü ve iş yaşamında kadınların artması ile “çalışan anneler” kabul edilebilir, normal bir hale gelmiştir. Toplum bunu kabul etmiştir etmesine de, bir de gelin siz bunu annelere sorun; diğer yarısını en değerli varlığını evde bırakıp çalışmak nasıl bir duygudur? İlk aylar, hatta 0-4 yaş arası bebek-anne bağı oluşumu, sevgi ve güvenlik ihtiyacının karşılanması için kritik dönemdir. Bu dönemde bebeğin, anneden birkaç saatliğine bile ayrılması çocuk için korku, panik oluşturabilir. Bu da, anneler için içinden çıkılmaz bir hal alan, çözümü yok gibi görünen bir sorundur. Bu durum çözümsüz gibi algılanmamalıdır. Anne- bebek ilişkisi, anne çalışırken başka biri ile de kurulabilir. Bu ilişki güvenli ve çocuğun ihtiyacını karşılayabilen bir türde ilişki olmalıdır. Günümüzdeki gibi, çalışan anne yerine, babaanne, anneanne veya güvenilir bir tanıdığa emanet edilen kişi ile kurulan ilişkilerdir. Böyle bir güven ilişkisi oluşturulduğunda bebeğin güven duygusunda hayati bir zedelenme olmaz.

8810_calisan-anneBazılarımız mecbur kalır, bazılarımız ise kariyer ve hedefleri için atılır iş yaşamına. Bazılarımız pes eder, bazılarımız ise hem çalışan kadın, hem de anne olmayı, evin işlerini, sorumluluklarını, işin sorumluluklarını başarabilir. Eğer imkan varsa, çalışmak anne için mecburi değilse ilk 4 yıl çalışmamak daha sağlıklıdır. Fakat, mecbur kalınan durumlarda, çalışmaya başlayacak bir anne, çocuğa bunu anlatmalıdır. Eğer çocuk ufaksa, anneler 6 aydan sonra çalışmaya başlamalı, çalışmaya başlamadan son bir kaç hafta anne-bebek ve bakıcı ile vakit geçirilmelidir. Yani ilk zamanlarda bebek birden bire bakıcı ile bırakılmamalı, sürece anne de dahil olup, çocuk alıştırılmalıdır. Bu bakıcı veya anneanne, babaanne gibi çocuğa bakan kişi ilk 3 yıl sabit olmalı. Bakıcı değiştirilmemelidir. Anne eve döndüğü zaman çocuk ile vakit geçirmelidir. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bazı anneler, çalıştığı için eksiklik duyup, çocuğu için üzülmekte ve akşam iş dönüşü eve hediyelerle gelmektedir. Burada asıl önemli olan nokta sürekli, her gün eve hediye ile gelip çocuğun gönlünü bu şekilde almak değil, çocukla gerçekten severek vakit geçirmek, onu özlediğini belli etmek, onun ihtiyaçlarını karşılamak daha faydalı olacaktır. Bazı annelerimiz ise sabahları işe giderken suçluluk hisseder veya çocuk arkamdan ağlamasın diye üzülerek sessizce evden çıkar. Evden çıkarken çocuk ile konuşulmalı, vedalaşmalı ve akşama döneceğini söylemelidir. Böylece çocuk , annenin geri geleceği güvencesini taşır, hem de annelerin içi daha rahat olur.

8810_alisan-anneBazen çalışmayan hanımlar da çocuğunu ihmal edebilmektedir. En sık görülen nedeni ise; ev işleri, diğer çocukların ve eşin sorumlulukları dolayısı ile ufak çocuğa çok vakit ayıramıyor olabilirler. Buradan yola çıkarak, çalışan-çalışmayan ayırt etmeksizin, asıl önemli noktanın çocukla geçirilen vaktin niteliği olduğunu söyleyebiliriz. Çalışan anneler de eve geldiği zaman çocuğu ile kaliteli vakit geçirebilir. Çalışmayan anne de aynı şekilde çocuğu ile kaliteli vakit geçirebilir. Peki nedir bu kaliteli vakit geçirmek? Çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı olmak, onu anlamak, gözlerine bakarak gerçekten dinlemek, birlikte etkinlik yapmak, gününün nasıl geçtiğini sormak, onunla duygularını paylaşmak ve kısıtlı bir zamanınız bile olsa çocuğa gerçekten sevdiğinizi, onu özlediğinizi hissettirmek onu mutlu edecektir. Bazı anneler çocuğun üzerine çok fazla düşmekte, çocuğa hiçbir işi kendi başına yapması için müsaade etmemekte, çocuk ile aşırı ilgilenmektedir. Bu sevgi değildir ya da çocuğun gelişimini olumlu yönde etkilemez, tam aksine çocuğun bireyselleşmesine izin vermezsek, bazı işleri kendi başına da yapabileceğini görmezse, çocuk ileride aşırı hassas, bağımlı ve çekingen bir çocuk olabilir. Tabi ki tam aksi yönde davranmak, çocuğu her konuda serbest bırakmak, tüm ev işlerini çocuğa yüklemek, yaşının üzerinde davranış beklemek de çocuğu olumsuz yönde etkiler. Çocuğa kaldıramayacağı şekilde aşırı yük yüklenmiş olur. Bu nedenle orta yolu bulmak, çocuğu bazı kendi başına yapabileceği konularda serbest bırakıp cesaretlendirmek, fakat gerektiğinde de yardımını, desteğini esirgememek doğru olacaktır.

Çalışan annelerin çocuklarında görülen bazı durumlar mevcuttur, bunlar: çocuk uykudan ağlayarak, anneyi arayarak uyanabilir. Gün içinde anneyi özleyip, sık sık anneyi sayıklayabilir. Annenin geri gelmeme endişesi görülmektedir. İlk başta, çalışan anne çocukları bu duruma uyum sağlamak için içine kapanık olabilir. Yemek yememe, kendine güvensiz olma, suçluluk duyguları gibi sorunlar görülebilir.

Tüm bunların üstesinden nasıl gelinir?

Anne, çocuğa neden çalıştığını anlatmalıdır. Çocuğun sosyal çevresi genişletilmeli, çocuğun, akraba, arkadaş gibi yabancı gördüğü kişilere alışması sağlanmalıdır. Çocuk, eğer mümkünse çalışılan yere götürülmelidir. Böylece çocuğun endişesi azalmış olur.

Evden çıkarken çocuğa yalan söylenmemelidir. Örneğin; “markete gidiyorum, şimdi geleceğim…” gibi yalanlara başvurulmamalıdır. İşe gidildiği, akşama döneceği anlatılmalıdır.

Çocuğu çevresinden, arkadaşlarından, akrabalarından uzaklaştırmamak, çocuğu eve hapsetmemek, çocuğun duruma daha kolay uyum sağlamasına katkıda bulunur.

Kaynakça:
doktorsitesi.com

Yazar: Nur Altn