Saydam veya yarı saydam olabilen camın, ana maddesi silisyumdur. Cam orijinalinde inorganik bir sıvıdır ancak işlenerek sert ve kırılgan bir hale getirilir. Antik çağlarda camın kumdan yapıldığı bilinmektedir. Eskiden kumun ana madde olarak kullanılmasının nedeni, silisyumun doğada en çok kumda bulunmasıdır.

Cam, insan yapımı ve doğal cam olmak üzere iki grupta sınıflandırılabilir. Yanardağlardan püsküren lavların, yanardağın eteklerinde soğuması ile doğal camlar oluşur. Doğal cam, yarı değerli taş olarak değerlendirilmektedir. İnsan yapımı cam ise günlük hayatımızda gördüğümüz ve hepimizin bildiği camlardır.

Cam, eskilerden günümüze kadar birçok objenin yapımında kullanılan bir hammaddedir. Cam işleme ise, endüstriyel tarafının yanı sıra aynı zamanda bir el sanatıdır. Cam işleme sanatı bir zamanlar nesli tükenmeye yüz tutan sanatlar arasına girmiştir. Bunun sebebi, atölye sayısının az olması ve yeterince usta yetişmemesidir. Ancak gün geçtikçe cam işleme sanatına olan ilginin artması bu sanatın tekrar canlanmasına neden oluyor.

Erken Dönem Cam Sanatı

Camın tesadüf olarak bulunduğu yaygın olarak inanılan bir durumdur. Yunan tarihçi Piny’in camın keşfine dair yaptığı açıklama en çok bahsedilen açıklamadır. Ping’e göre, birkaç tüccar nehir kıyısında kamp kurmuşlar ve nehir yatağında ateş yakmışlar. Bir sonraki gün ateşin külleri arasında şeffaf ve parlak olan cam parçaları bulmuşlar. Bu şekilde cam keşfedilmiş. Cam sanatı erken dönemlerde, en çok Mısır ve Mezopotamya’da gelişmiştir. Bu bölgelerde odunla yanan cam ocaklarının bulunduğu düşünülmektedir.

Cam Sanatının Tarihi

Mısırlılar ve Finikeliler tarafından, M.Ö 2500’lü yıllarda ilk kez insan yapımı cam üretilmiştir. Camın ilk kullanım alanı ise süsleme amacıyla kullanılan boncuklar olmuştur. Kıymetli taşların yerini alması için cam boncuklar üretilmiştir.
Aynı dönemde Mısır’a komşu olan Babil’de bir kil tabletin üzerine ilk cam reçetesi kazınmıştır. Bu durum, Babil’de de cam sanatının gelişmeye başladığını göstermektedir. Özellikle İran’da büyük ilgi gören cam işleme sanatı daha sonra geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Cam işleme sanatıyla ünlü diğer bölgeler İtalya’nın Murano Adası, Bohemya ve Fransa’dır. O zamanlar renksiz cam üretme tekniğini bilen az usta olduğu için, batıda renksiz cam çok değerliymiş.

Camın İslami sanatlara girmesi “revzen” adı verilen alçı pencerelerde kullanılmasıyla başlamıştır. Daha sonra kandil, ibrik ve tabak gibi günlük eşyalarda kullanılmıştır. Osmanlı döneminde, İstanbul fethedildikten sonra, cam sanatının merkezi durumuna gelmiştir. İlk cam atölyesi 3.Selim döneminde, Mevlevi Dervişi Mehmet Efendi tarafından Beykoz’da açılmıştır. Mehmet Edendi cam sanatının inceliklerini Venedik’te öğrenmiştir. Zamanla, atölye sayılarının artmasıyla birlikte Camcılar Ocağı kurulmuştur. Daha sonra 1847 yılında İncirköy’de ilk cam fabrikası kurulmuştur. Cam sanatını batı bölgelerinden öğrenen Türk ustalarla, Avrupalı ustalar beraber çalışarak özgün eserler üretmiştir. Cam sanatının ender örneklerinden olan, Beykoz işi cam objelerde, hem İslami sanatların etkisi hem de batı teknikleri bir arada görülür. Bu camların özelliği ışığa tutulduğunda kırmızı rengini yansıtmasıdır.

Cam İşleme Sanatı Nedir?

Cam işleme sanatı, camın şeklen işlenmesi ve cam eşyanın üzerine boya ve desen işlenmesi şeklinde iki bölüme ayrılır. Camın şeklen işlenmesi adeta sıradışı bir sanattır. Peki ustalar bu sıradışı sanatı nasıl icra ediyorlar? Cam işleme sanatında kullanılan teknikler nelerdir?

Kalıplama Tekniği

Cam işleme sanatında kullanılan en eski tekniktir. Önceden hazırlanmış olan kalıba dökülen cam, donduktan sonra kalıptan ayrılır. Bir diğer teknik ise “üfleme tekniği” dir. Pipo adı verilen içi boş boruyla üflenerek, eriyik ve sıvı halde bulunan cam şekillendirilir. Bu teknikle; bardak, sürahi, vazo gibi dekoratif malzemeler üretilir. Cam eşyanın üzerine boya ve desen işlenerek yapılan cam işleme sanatına “vitray” denilmektedir. Aslında vitray tekniğinin orijinalinde, kırılmış olan camların kullanılarak desen oluşturulması esastır. Ancak oldukça zor bir yöntem olduğundan pek tercih edilmemektedir.

Kalıp İçi Cam Şekillendirme Tekniği

Diğer bir adı “fırında şekillendirme” olan bu tekniğin heykel ve seramikle benzer birçok yönü bulunmaktadır. Elde şekillendirme yöntemi ile yapılır. Kilden modeli hazırlanan cam heykelin, alçı kalıbı alınır. Daha sonra cam parçaları kalıba yerleştirilerek, yüksek ısıda fırınlanır. Cam kalıbın içinde eriyerek modelin şeklini alır. Fırınlama süresinin camın kalınlığına göre değiştiği bilinmekle beraber ortalama iki hafta bir süre olduğu söylenebilir. Kalıbın kırılarak cam heykelin temizlenmesi ve ardından üzerine parlatma işlemi yapılması cam soğuduktan sonra gerçekleşir. Bu işlemler yapılarak cama son şekli verilir.

Cam Füzyon Tekniği

Cam üzerine resim yapma sanatıdır. Özel olarak üretilmiş, renkli ve şeffaf düz camlar, plakalar halinde ve soğukken istenilen formda ve elde kesilerek şekillendirilir. Camların birbiriyle kaynaşması için özel olan fırınlarda 800 derecede fırınlanır. Yapılan bu işlere “cam füzyon” denir. Elle yapılan bir teknik olduğundan objeler birbirine benzer ancak kesinlikle aynı olmaz.

Cameo Cam Tekniği

Çeşitli renk katmanları halinde cam üst üste yerleştirilir. Daha sonra cam eritilir ve üst katmandaki camın oyulması ve aşındırılması ile desenler ortaya çıkar. Cameo cam tekniği ilk kez Roma’da görülen lüks bir cam sanatı tekniğidir.

Cam Üfleme Tekniği

Cam üfleme sanatının tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Bu teknikle cama farklı şekil, motif ve desenler verilerek muhteşem eserler ortaya çıkar. Son zamanlarda bu teknikle orijinal vazolar, aydınlatma lambaları ve hediyelik eşyalar üretilmektedir.

Cam üfleme dikkat ve sabır isteyen bir sanattır. Cam üflemeden önce uygulanması gereken bazı teknikler vardır. Özellikle el kıvraklığının iyi olması gerekir. Cam hiçbir zaman alevden uzaklaşmamalıdır. Ufak bir uzaklaşmada dahi ani ısı kayıpları nedeniyle tüm emekler boşa çıkabilir. Ayrıca sürekli hareket ettirilerek camın her noktasına aynı derecede ısı gelmesi sağlanmalıdır.

Cam sert ve katı bir malzemedir. Gevrek bir yapıya sahip olan cam, sert bir yüzeyle karşılaştığında kırılmaya meyillidir. Ancak kimya literatüründe sıvı olarak tanımlanmaktadır. Örneğin, sıvı koymak için tasarlanan bir bardak aslında yine sıvının kendi formudur.

Türk Cam Sanatı

Osmanlı ve Selçuklu dönemi, geleneksel cam ürünlerinin yapıldığı dönemler olarak nitelendirilebilir. Selçuklu ve Artuklular döneminden kalma mimari ya da dekorasyon amacıyla tasarlanmış eserleri müzelerde görmek mümkündür.

Osmanlı döneminden kalan eserlere bakıldığında, cam sanatının oldukça ilerlediği anlaşılmaktadır. Osmanlı cam endüstrisi İstanbul merkezli gelişmiştir. Eyüp, Balat, Ayvansaray, Bakırköy, Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu ve İncirköy’de gibi bölgelerde farklı cam üretim yapan cam atölyeleri bulunduğu bilinmektedir. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Türk cam endüstrisi yepyeni bir yön kazanmıştır. Özellikle Paşabahçe, çok sayıda cam ustasını bir araya toplayarak, Türk tarihi için önemli bir cam yapım merkezi haline gelmiştir. Geleneksel Türk cam ürünleri Çeşme-i Bülbül ya da Türk filigranosu, Beykoz işi olarak da bilinir.

Çeşm-i Bülbül

Anadolu atölyeleri tarafından çıkarılan bir ürün olan Çeşm-i Bülbül son derece kalifiye bir tekniktir. Bu tekniğin kullanımındaki her aşama titizlikle yerine getirilmeli ve çok kısa bir sürede gerçekleştirilmelidir. Bu teknik, hata kabul etmez. Oluşan hatayı düzeltmek neredeyse imkansızdır. Çeşme-i Bülbül tekniğinin aşamaları aşağıdaki gibidir.

• Pipo, fırında eriyik halde bulunan cama daldırılarak, camı toplamak için döndürülür.
• Daha sonra cam potadan ayrılarak ocak dışında şekillendirilir ve soğutulur.
• Biraz daha soğuk olan cam, düzenli bir şekilde dizilmiş renkli çubuklar ile hazırlanan bir kalıba sokularak üflenir. Çubuklar cama yapışır.
• Oluşturulan form tekrar potaya götürülerek cam çubukların iyice yapışması sağlanır.
• Cama son şekli kalıp içerisinde elle gerekli döndürme işlemi yapılarak verilir. Bu büyük yetenek gerektiren bir aşamadır.
• Şekil verilen ürün soğutulur ve metalden ayrılır.

Cam Boncuk Yapımı

Bir halk sanatı olan cam boncuk yapımı, küçük fırınlarda yapılır. Cam odun ateşinde yumuşatılarak, boncuklar elle kullanılan basit aletlerle çeşitli formlara büründürülür. Cam boncuk üretiminde kullanılan yöntemler ve üretilen ürünler eski dönemlerden beri pek farklılık göstermemektedir.

Yazar: Dilara Yeten

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here