Çayın Tarihçesi ve Türkiye’de Çay Üretimi

Çay Üzerine

‘Tea’yani çay dünya çapında bütün yazım ve telaffuzları tek bir kaynaktan gelmektedir. ‘Te’ Çin’in Amoy lehçesine göre çay anlamındadır. Mandarin kelimesi olan çay anlamındaki ‘cha’ birkaç türetmeyle dünya çapında kullanılmaktadır.

Dünyada sudan sonra en fazla ikinci içecek olan çay (Camellia inensis), çaygiller (Theaceae) familyasından nemli iklimlerde yetişen, yaprak ve tomurcukları içecek maddesi üretmekte kullanılan bir tarım bitkisidir. Dünyada çay tarımına elverişli olan kuşak, kuzey yarım kürede 42. paralel; güney yarım kürede ise 24. paralel arasındadır. Coğrafik bölge olarak ise kuzeyde Kafkasların Karadeniz’e bakan etekleri ile Japonya’nın güney doğusu, güneyde Brezilya’nın güney ucu ile Güney Doğu Afrika şeklinde bir sınır olarak belirlenebilir.

Çay bitkisi 2 m’nin altında küçük ağaç görünümünde her mevsimde yeşil kalabilen bitkilerdir. Kuvvetli ana köke sahiptirler ve serbest bırakıldığında 9 m kadar uzayabilirler. Bitkinin yaprakları kısa saplı, tüysüz ve derimsidir. Oval şeklindeki yaprakların uçları sivri ve kenarları tırtıklıdır. Uzunluğu 2-3 cm arasında değişen yaprakların dibinde, üçü dördü bir arada bulunan beyaz renkli çiçekler biter. Bu çiçeklerin çevresinde kısa yaprakçıklar bulunur. Meyveleri, üç bölmeli kapsül biçimindedir. Her bölmede bir iki tohum yer alır. Yaprakların rengine ve kıvrılıp bükülmesine göre çayın birçok çeşidi bulunmaktadır. En bilineni siyah ve yeşil türleridir. Bu iki türün farklı ağaçlardan elde edildiği düşünülse de aynı ağaç ürünüdür. Renk farklılığı, yaprakların farklı hasat mevsimlerinde toplanmasından, kıvırma ve kavurma işlemlerindeki farklı tekniklerin uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Çayın fermantasyonu sırasında meydana gelen kimyasal tepkimeler sonucu yapraklar yeşilden siyah renge dönüşmektedir. Yeşil çay yaprakları, siyah çaya göre daha az işlemden geçmektedir. Yapraklar erken toplanırsa, olgunlaşmadığı için yeşil çay, ikinci aşamada siyah çay elde edilir.

Türkiye’de ise çay üretimi; dünya genelinde çay ekolojisinin oluştuğu 42 derece kuzey enleminde yer alan kuzey doğusu Kafkas Sıradağları, güney ve doğusu Kaçkar Sıradağları ile çevrili denize açık, mikro klima özelliğine sahip alanda yapılmaktadır. Coğrafi olarak söz konusu alan, Doğu Karadeniz Bölgesi’ni içermektedir. 1000 metre yükseltilere kadar ulaşan yamaçlarda ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılan çay, ekonomik değeri yüksek bir sanayi bitkisidir. Dünyada Türkiye’nin de içinde bulunduğu 40 kadar ülkede çay tarımı yapılmaktadır.
Çayın aromasının yoğunluğunun artması üretim alanının denizden yüksekliğine bağlıdır. Çay bitkisi ne kadar yüksekte yetişirse, aroması o kadar yoğun olur. Örneğin deniz seviyesinden 2400 m. yükseklikte yetişen Seylan Çayının aroması diğer çay türlerinden farklıdır.

Çayın Tarihçesi

M.Ö. IV.’ncü yüzyıla ait bilgilerden, çay tarımı ve tüketimine ilk defa Çin’de rastlandığı anlaşılmaktadır. Çayla tanışan ikinci ülke Japonya olmuş, Japonya’yı takiben diğer Asya ülkelerine de çay tüketimi yayılmıştır. Çay konusunda ilk geniş çaplı araştırma M.S. 733-804 yılları arasında yaşayan Lu Yu’ya aittir. “Çay Kitabı” adlı eserinde, çay hakkında; üretiminden tüketimine, sistemli ve kapsamlı bilgi vermektedir. Böylece çay üretimi ve tüketimi daha da yaygınlaşma imkânı bulmuştur.

Avrupa çayı ilk defa 1560 yılında Portekizli bir Cizvit olan Jesper de Cruz’un Çin’deki çay tarımı ve tüketimi hakkında yazdığı kitabıyla tanımış, hollandalıların 1610 yılındaki çay ticaretleri ile de fiilen tanışmıştır. Çay 1657’de İngiltere’ye sıçramış, ancak fiyatom yüksek olması sebebi ile halkın kullanımı XVIII. Yüzyılda gerçekleşmiştir. Çayın tüketiminin İngiltere ve sömürgelerinde hızla yayılması, İngiltere’nin gümrük vergilerini arttırarak önlem almaya itmiş ise de bu durum çayın iç piyasada fiyatını yükseltmiş, çay kaçakçılığına neden olmuştur. O dönemde Amerika Hollandalılar aracılığı ile Asya’dan çay ithali yoluna gitmişlerdir.

İngiltere Çin’in tek üretici olduğu ve çay yetiştirmenin karlılığı nedeniyle sömürgeleri olan ülkelerde çay yetiştirmeyi denemiştir. Denemeler özellikle Hindistan’ın Assam Bölgesi ve Sri Lanka’da başarılı olmuşlardır. Ancak Sri Lanka’da rejim değişikliği meydana gelince İngilizler, çayla ilgili bütün tecrübe ve teknolojilerini Kenya’ya yönlendirmişlerdir.

Bugün dünya çay sektöründe ön sıralarda adı geçen ülkelerin başarısı kuşkusuz gelişmiş bir ülke olan İngiltere’nin bu faaliyetlerine dayanmaktadır. Nitekim dünya çay sektörünün en büyük beş işletmesi özellikle İngiltere orijinli şirketlerdir. Bu şirketler, Brooke Bond, Lipton, Lyons-Tetley, Twinings olup dünya çay piyasasının %80’ine yakınına sahip lider durumundadırlar.

Bugün dünyada en fazla çay üreten ülkelerin başını çeken Hindistan, Sri Lanka ve Kenya gibi ülkelerde çay sektöründe iki temel yapılanma mevcuttur. Bunlardan biri, çay sektörü ile ilgili bütün yetkileri elinde tutan üst yönetim organı “Çay Kurulu”, diğeri ise sektörü kalite ve verimlilikte yarışır durumda tutan “Çay Borsası”dır. Çay üreticileri söz konusu ülkelerde çayı işleyen fabrikalar çay borsasında yüksek fiyattan satılacak kaliteli çay üretmeye odaklanmışlardır ve çayın paketlenme ve pazarlama faaliyetlerine karışmazlar. Çayın paketlenmesi ve pazarlanması bu konuda faaliyet gösteren işletmelere aittir.

Türklerin çayla tanışması ise Kazan Tatar Türklerinden Abdül Kayyum Nâsırî’nin “Favakihü’l-Cülesâ” adlı eserinde anlatılmaktadır. Nâsiri’ye göre çayı ilk içen Türk 12.y.y’da Kazakistan’da yaşayan Hoca Ahmed Yesevî’ydir.

Çay Türkiye’de ağaç olarak yaklaşık 100 seneden fazla bir zamandır bulunmaktadır. Tarım ve ziraat olarak ülkemizde yayılması 1930’ların sonralarına denk gelir. Bir asırdır topraklarımızda yetişmekle birlikte daha önceden dışarıdan getirtildiği bilinmektedir.

Çayın Osmanlı’ya gelişi ise 19.y.y’ın sonlarında İstanbul’daki bazı dükkânların az miktarda çay ithalini yapması ile başlamaktadır. Osmanlı’da çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk girişim ise Sultan II.Abdülhamid döneminde yapılmıştır.1892’de yayınlanan ‘Coğrafya-i Sınai ve Ticari’ adlı kitapta, dönemin Ticaret Nâzırı Esbak-ı İsmail Paşa’nın aracılığı ile Çin’den getirilen çay fidanları ve tohumların Bursa’da ekildiği ancak ekolojik koşulların uygunsuzluğu sebebiyle bu girişimin sonuçsuz kaldığı anlatılıyor.

Osmanlı Arşivi’nde bulunan çay ile ilgili ilk arşiv belgesi ‘Çay Tarifnamesi’ adını taşıyan Osmanlıca belgedir. Bu belgede, II. Abdülhamit tarafından numune çiftliklerinde çay bitkisinin yetiştirilmesi ve tarımının başlatılması için alt yapı çalışmalarının başlatılması emri ile aynı buyruk doğrultusunda yapılan çalışmaların bir sonucunu ve rapor şeklinde padişahın bilgilerine Orman, Madenler ve Tarım Bakanı tarafından sunulan bir belgedir.

Bu başarısızlıktan sonra çayın Anadolu coğrafyasında boy göstermesi için uzun bir zaman geçmesi gerekmiştir. 1918’de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından Ali Rıza Erten, I.Dünya Savaşı’nın ardından da Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin, Doğu Karadeniz’e gönderilmiştir. Erten’in Doğu Karadeniz’de çay yetiştirmenin uygun olduğu raporunun ardından Zihni Derin’in Rize’deki çalışmaları 1923’te ilk çay fidanlığının kurulmasıyla sonuçlanmış ve 1924’te yine Zihni Derin’in çabaları sonucu bölgede çay üretimini desteklemeye yönelik kanun teklifi meclise sunularak kabul edilmiştir. Ancak dönemin olumsuz ekonomik şartları bu girişimin devam etmesine engel olmuştur.
1935 yılında yurt gezisine çıkan Başbakan İsmet İnönü, Rize’ye geldiğinde çay üretimi için burada başlatılan ve yarım kalan girişimi görmüş ve konuya önem vererek Ankara Ziraat Fakültesi’nden bir heyeti bölgeye göndermiştir. Heyette bulunan Prof. Dr. Raşit Hatipoğlu çay ile ilgili ayrıntılı verileri araştırarak ‘Türkiye’de Çay İktisadiyatı’ adlı bir kitap yazmıştır. Bu çalışmaların ardından 1938’de Rize Çay ve Fidanlıklar müdürlüğü yeniden faaliyete geçerek Türkiye’de ilk kez büyük çaplı kuru çay üretimine başlanılmıştır.

İlk üretimin gerçekleşmesinden sonra çay, Rize’deki çay ocaklarına ücretsiz dağıtılarak halka tanıtılmıştır. Tanıtım çalışmalarının da olumlu sonuçlar vermesi ile Türk halkı yerli malı çay üretmeye ve tüketmeye başlamıştır. 1940 yılında İngiltere’den sipariş edilen çay makinelerinin Türkiye’ye gelmesi II:Dünya savaşanının sonuna doğru olmuştur. 1946 yılında Türkiye’ye ulaşan makinelerle 1947 yılında Rize’de ilk çay fabrikası açılmıştır.

Sonraki yıllarda çay bahçelerinden alınan ürün kalitesinin artması ile birlikte Doğu Karadeniz’deki ekonomik canlılık artmıştır. 1965 yılına gelindiğinde ise kuru çay üretimi iç tüketimi karşılar hale gelmiştir. Bugün ise Türkiye, yaklaşık 25 ülkeye kuru çay ithâl eden bir ülke konumundadır.

Kaynakça:
food-info.net – Tea History
turkcebilgi.org – Çayın Tarihi
Milliyet Blog – Binlerce Yıllık Öyküsü ile Çay
yilmazcay.org – Çayın Tarihi
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı Muhammet Safi Bey’in ‘Osmanlı’da Çay Tarımı (Safi) adlı eseri
Cemil Kalyonunun ‘Osmanlıda Çay Tarımının Belgeleri (A.Kalyoncu, 2006) isimli yazısı

Yazar: Funda Ergenekon