Çocuklarda Yıkıcı Davranış Bozuklukları, Sebepleri Ve Tedavisi

Okuma Süresi: 8 Dakika  | Yazdır

Çocuk olmak dünyadaki belki en güzel belki de en zor şeydir. Doğduğu andan beri bebekler ağlayıp mızıldanarak kendilerini ifade etmeye çalışır. Aylar ve yıllar geçtikçe ifade biçimleri değişir. Önce hecelemeyi, anne, baba, mama demeyi, sonra da diğer kelimeleri öğrenir ve kullanırlar. Ailelerin bazıları bir çocuk sahibi olmak için öyle uzun zaman beklemiştir ki doğan bebek onların her şeyi olmuştur. Doğal olarak her istediğini yapmaya çalışan anneler, babalar, büyük anne ve büyük babalardan dolayı çocuk elbette şımaracak, dünyanın etrafında döndüğünü zannedecektir. Ekonomik duruma da bağlı olarak çocukların istedikleri her şey ya yapılabilir ya da yapılamaz. Elde edemediklerini ağlayarak, kendini yerden yere atarak, etrafına şiddet göstererek yaptırmaya çalışan bir çocukla karşılaştıklarında aile ne yapacağını şaşıracaktır. Öyle ki bazı aileler çocuklarının öfke nöbetlerini nasıl yeneceğini bilemeyerek bir uzmandan yardım isteyecek noktaya gelmektedir. Çünkü davranış değişiklikleri anlarında bazı çocuklar kendine de zarar verebilmektedir.

Çocuklarda Öfkenin Anlamı Nedir?

Israrcı ve öfkelenmiş çocuklar kimsenin sözünü dinlememekte, olur olmaz her şeye tepki vermektedir. İstediklerini yaptırma çabasına giren çocuklar ortalığı dağıtmakta, ellerinde ne varsa yere atmakta, duvara çarpmakta sakınca görmemekte, hiçbir şey umurlarında olmamaktadır. Anne babasına bile vurma noktasına gelen çocukların ısrarcı tutumlarının ve davranış değişikliklerinin sebebine inilerek tedavisi yapılmalıdır. Bu tür sorunları olan çocuklar eğer okul çağındaysa sınıflarında da sorun çıkarmakta, yerinde oturmayıp kalkıp dolaşmakta, kuralları umursamamaktadır. Arkadaşları ve öğretmenleriyle olan fikir ayrılıklarına katlanamayan öfkeli çocuklar okullarında da sağı solu tekmeleyerek, elindekileri fırlatarak, devamlı kızgın bir halde dolanarak çevresindekileri bezdirmektedir.

Aileler Kendini Suçlamaya Başlar

Evde, sokakta, okulda yaşanılan sorunlar o denli dayanılmaz bir hale gelir ki artık aileler biz neyi yanlış yaptık, belki de çok şımarttık diyerek kendini suçlamaya başlar. Suçlamalar o derece ileri gider ki bazı evlerde eşlerin arası bile açılır hatta boşanma noktasına gelinir. Aile çocuğunun bazen bir misafirlikte bazen çarşıda, pazarda, alışveriş merkezinde birden öfke patlaması yaşaması sebebiyle gerginlik yaşamakta, ne yapmaları gerektiğine karar verememektedir.

Hangi Yaşlarda Başlayabilir?

Çocuklarda öfkeli davranışlara 1,5 -2,5 yaş arasında sık rastlanır. Küçük bebekler öfkelendiğinde suratları kıpkırmızı olana kadar ağlamakta, kollarını, bacaklarını sallayarak tepki vermektedir. 1,5 yaşından sonra adeta sinir krizlerine dönüşen davranış değişiklikleri 2 yaşından sonra konuşarak az da olsa kendilerini ifade edebildikleri için biraz azalmaktadır.

Öfke nöbetleri geçiren çocuklar sürekli ağlar, istediği konuda direnir, kendini yerden yere atıp kafasını duvarlara vurabilir. Elbette bebekler arasında bile mizaç farklılıkları olacaktır ama adı geçen davranışlar dikkatle takip edilmeli, konu hakkında bilgilenerek engel olmaya çalışılmalıdır. Yıkıcı türde davranış değişikliklerinin belirtileri 5–6 yaşlarında başlayabilmekte, 9–10 yaşlarında daha belirgin bir hal almaktadır. 18 yaşından büyük olan çocukların davranışları anti sosyal kişilik bozukluğu kapsamına alınmaktadır. Aile veya öğretmenin isteklerine karşı gelme ya da diğer davranış bozukluklarına şehirlerde yaşayan çocuklarda daha sık yaşanmaktadır.

Ne Zaman Uzman Yardımı İstenmeli?

Kurallarla dolu bir dünyaya ve aile yaşamına uyum sağlamaya çalışan çocukların kavgacı, alaycı tavırları, etrafındaki yetişkinlerle zıtlaşması, sözlerini dinlemeyip aksini yapmaları çocukların gelişim evrelerinde rastlanabilen olaylardır. Bu demektir ki her yaşta her çocuk bazı zamanlarda az da olsa öfkeli davranışlar sergileyebilmektedir. Saldırganlık derecesinde olmayan ve aşırıya kaçmayan davranış bozuklukları normal karşılanmalıdır çünkü çocuklar yavaş yavaş kuralları öğrenecek ve uyum sağlanması zaman alacaktır. Ancak eğer bir çocuğun aşırı öfkeli olması ve bunun sık yaşanması ve en az 1 yıl boyunca devam etmesi durumunda aileler mutlaka bir uzmandan yardım istemelidir.

Küçük çocuklar 4 yaşını geçtiği halde öfkeli ve yıkıcı davranışlarını hala sürdürüyorsa, çocuklar kendine ya da etrafındaki kişi ve eşyalara zarar veriyor, saldırganlaşıyorsa, aile çocuğa karşı nasıl davranması gerektiğini artık bilemez durumdaysa kesinlikle bir uzman desteği alınmalıdır. Tedavi edilmeyen çocuklar daha sonraları başka büyük sorunlar yaşanmasına da sebep olabilmektedir. Öfkeli ve kontrol edilemeyen çocuklar içsel dünyalarında negatif duygular olabilmekte ve nasıl başa çıkacaklarını bilemedikleri için dışarı öfke şeklinde yansıtmaktadırlar. Sözü edilen ve ailenin şikâyetine ve uzmana başvurmasına neden olan durumun ismi “Yıkıcı Duygu Durum Düzensizliği” olup depresyon bozuklukları kapsamında ele alınmaktadır.

Başlangıç Aşamasındaysa Aile Neler Yapabilir?

Davranışlarında bozukluk olan çocuklar duygularını ifade edemeyen çocuklardır. Aileler daha başlangıç aşamasındayken çocukların hangi konuda öfke yaşadıklarını anlamaya çalışılmalıdır. Anlayabilmenin yolu da etkin bir dinlemeden geçmektedir. Bu görevi sakin davranabilen, onu dinleyip anlayabilecek bir yetişkinin üstlenmesi gerekir. Çocukların hatalı davranışlarında kızıp bağırmak, azarlamak, yaptıklarını engellemeye çalışmak çocukların daha fazla öfke duymasına ve davranışının kalıcı bir hal almasına neden olabilmektedir. Doğru olan şey çocuğun sakinleşmesini beklemek ve nedenini öğrenebilmek umuduyla tahrik edici olmamak şartıyla basit sorular sormaktır. Bu yöntem çocuğun kendisiyle ve duygularıyla ilgili farkındalığını artıracaktır.

Alınan cevaplardan çocuğun duygu düzensizliğine sebep olan şeyin birilerinin dalga geçmesi mi, alay etmesi mi, utanç verici bir duruma düşürmeleri mi olduğu anlaşılabilecektir. Sebepler anlaşıldığında içinde bulunduğu farklı durumlara karşı alternatif olarak nasıl davranabileceği hakkında tavsiyelerde bulunulmalıdır. Olumlu davranışların birdenbire yerine oturması beklenmemeli, çocuk gözlenerek kalıcı değişiklikler oluşturabilmesine yardımcı olunmalıdır. Örneğin karşılaştığı bir olayda öfke duymadığı, zor da olsa sakin kalmayı başarabildiği zamanlarda çocuk takdir edilmelidir. Çocukla gerekirse belirli bir süre kendisini denetlemeye çalışmasıyla ilgili anlaşmalar yapılmalı, sonuçları hakkında da ayrıca oturulup konuşulmalı, değerlendirmesi yapılmalıdır. Davranışlarını denetlemekte zorluk çeken çocuklara içinden geçen duyguları ifade edebileceği günlük tutmaları ya da henüz okuma yazma bilmeyen küçük çocuklar için resim yapmaları önerilebilir. Çocukların kendini doğru ifade edebilmeleri ne kadar önemliyse büyük aile bireyleri içinde aynı durum geçerlidir. Aile çocuktan beklediği davranışları kendisi göstermiyorsa onun hatalı davranışlarını değiştirmek zor olacaktır.

Davranış Bozukluklarının Sebepleri

Geçimsizlik gibi aile içi sorunlar, ekonomik sıkıntılar, yaşanılan mahalleden başka bir yere taşınılması, çok sevilen bir aile bireyinin kaybı, çocuğun yaşadığı bir istismar olayı, sinir sistemiyle ilgili bir sıkıntı duygu durum bozukluklarının sebebi olabilir. Bu tür bozukluklar çevresel olabildiği gibi kalıtsal da olabilir. Ailede çocuğa karşı aşırı disiplin uygulanması, ağır cezalara yer verilmesi veya yeterince denetlenmeyip ilgisiz davranılması, tutarsızlıklar, kuralsızlıklar, çocuk bakıcılarının sık değişmiş olması, suça karışmış çocuklarla yapılan arkadaşlıklar, çocuğun bir kurumda yetişmiş olması gibi pek çok sebep davranış bozuklukları oluşturabilmektedir. Yaşamının erken bir döneminde kafa travması yaşayan, ateşli havaleler geçirmiş olan, EEG’lerinde düzensizlik tespit edilen çocuklarda da yıkıcı davranış bozuklukları ortaya çıkabilmektedir.

Çocuğu sorunlu olan bazı ailelerin kendi psikolojik sorunları olduğu, alkol veya uyuşturucu kullandıkları, anti sosyal bir kişiliğe sahip olup suça karıştıkları bilinmektedir. Hamile bir kadın sigara içmeye devam ediyorsa, çocuklar küçük iken ihmal edilmişler, cinsel istismar kurbanı olmuşlar ya da şiddete uğramışlarsa % 25 oranında suç işlemeye meyilli olmaktadırlar.

Tedavi Edilmezse Neler Yaşanabilir?

Davranışla ilgili bozukluğu olanlar kendi hayatları kadar başkalarının hayatlarını da olumsuz etkilemektedir. Eğitimlerine genellikle devam etmeyen bu çocukların hayattan beklentileri de azdır. Zamanında önemsenmeyen ve tedavi yolları aranmayan bozukluklar çocukların yetişkinlik dönemlerinde suça meyilli bir yapıya daha ileride ise anti sosyal bir kişiliğe sahip olmalarına yol açmaktadır. Davranış bozuklukları devam ettikçe alkol ve uyuşturucu kullanan, şiddete meyilli olan, sorunlu ilişkiler yaşayan bu çocuklar ceza evine de girebilmekte, kızlar küçük yaşta hamile kalabilmekte, buldukları hayat arkadaşları da kendilerine benzer davranışlar sergileyebilmektedir. Düzeltilemeyen, tedavisi yapılmayan yıkıcı davranış bozuklukları ailelerde bezginlik yaratmakta, çocuklarından daha da uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Bu öyle bir kısır döngüdür ki aile uzaklaştıkça çocukların isyankârlığı büyüyecektir. Ağır vakalarda alkol ve uyuşturucunun da etkisi varsa böyle çocuklar ailelerine de şiddet gösterebilmektedir. Toplumdan izole olan aileler de en az çocuklar kadar tedaviye muhtaçtır.

Yıkıcı Davranış Bozuklukları Nasıl Tedavi Edilir?

Yıkıcı davranış bozukluğuna sahip çocukların yaşadıkları bir kişilik bozukluğu değildir çünkü kişilikleri henüz oluşmamıştır. Davranış bozuklukları hafife alınmamalı, kendi haline bırakılmamalıdır. Bilinmelidir ki bozuk duygular kendiliğinden düzelmeyecektir ve tedaviye erken başlanırsa başarılı olunmaktadır. Bozukluğu olan bireyler tedaviye yanaşmayacak olsalar da çocuğun çevresindeki bireyler ya da uzmanlar motive etmeye, tedaviye razı etmeye çalışmalıdır. Aileye nasıl davranması gerektiği konusunda yardımcı olmak bile bir başlangıçtır. Tedavi aile, çocuk ve öğretmenle birlikte uygulanmalıdır.

Çocuğun çevresindekiler onu pozitif anlamda destekler, yüreklendirirse psikoterapilerden beklenen olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Aileler çocuklarına karşı göstermeleri gereken davranışlar konusunda danışmanlık alırken kendini ifadede zorluk yaşayan ve duyguları yıkıcılık şeklinde dışa taşan çocuklar da davranış terapilerine alınmalıdır. Şiddete eğilim varsa çocuğun içinde bulunduğu durum artık tehlikeli boyutlara ulaşmışsa psikoterapi yetmeyecek, ilaç tedavisi de gerekecektir. Yıkıcı davranış bozukluğuna ek olarak hiperaktiflik, dikkat eksikliği, kaygı bozuklukları ve depresyon da varsa ilaç tedavisi kaçınılmazdır. Her şeyden önemlisi tüm diğer hastalıklarda olduğu gibi erken tanıdır. Bu davranış bozuklukları kişinin kendisine ve çevresine zarar verme boyutuna ulaşabileceği için erken tanı koyulabilirse zaman kaybetmeden tedaviye başlanacak ve yol alınacaktır.

Kaynakça:
http://www.isikseli.com/cocuklarla-ilgili-yazilar/cocuklarda-yikici-davranis-bozukluklari
http://kadinvehastaliklari.com/cocuklarda-yikici-davranis-bozuklugu-ve-hemsirelik-bakimi/
http://www.izmirpsikolog.com/cocuklarda-davranis-bozuklugunda-cozum-icin-bilinmesi-gerekenler/
http://www.psikolojik.gen.tr/davranis-bozuklugu.html
http://www.larapsikiyatri.com/psikiyatri-makaleleri/cocuklarda-ofke

Yazar: Müşerref Özdaş

 

Editör : Suna Korkmaz