Daha Mutlu Bir Dünyanın Aranışı; Üç Klasik Metin

İnsanoğlu, var ola geldiğinden bu yana her zaman kendisi için iyi olanı yapmayı hedeflemiştir. Bu çoğu zaman bir içgüdü olarak farkında olmadan yapılan bir eylem olmuş, sonrasında teknoloji, insan aklı ve yeteneğinin gelişmesi ile adına bilim dediğimiz ölçülebilen evrensel doğrular ışığında ve bilinçli olarak devam etmiştir.

Teknolojinin gelişmesi, yerleşik yaşam düzenine geçiş, toplumu doğurmuş ve bir kısım insan tekniği ilerletirken, bir kısım insan da bir arada daha iyi yaşamanın yollarını incelemeye başlamışlardır. Kendi tarihine görece aslında çok yeni olan toplu yaşam (birlikte yaşam), insan için pek çok teknik soruna göre çok daha karmaşık ve bir o kadar zorludur. Çünkü tekniğin evrensellik ve teklik ilkesi, toplum dediğimiz oluşumda yoktur.

3-thomas-moore-1779-1852-granger

İlk medeniyetleri kuran insanlardan bugüne dek, bu araştırma konuları kendi içerisinde farklı alt dallar oluşturmuştur. Sosyoloji, kamu yönetimi ve toplum psikolojisi gibi dallar bunlara örnek gösterilebilir.

İşte bu kapsamda, çağının ileri görüşlü düşünür ve yazarları, bir arada yaşama konusunu içinde bulundukları dönemin ihtiyaçlarına göre ele almışlar ve günümüze kadar adı ve ünü ulaşan yapıtlar ortaya çıkarmışlardır. Bu yazının konusu ise, bunlardan en ünlü olan üç tanesidir.

Milattan önce 427 – 347 yılları arasında yaşamış olan Platon (Eflatun), Devlet adıyla yazdığı kitapta, hocası Sokrates’in konuşmalarını aktarmış, o dönemki Antik Yunan şehirlerinin nasıl daha iyi yönetilebileceği konusunda fikirleri yazıya dökmüştür. Kendi dönemi içinde oldukça ilerici ve sivri olarak karşılanmış olan kitap, aynı zamanda o dönemin siyaset ve kamu yöneticilerine de bir eleştiridir. Bugün bile siyaset bilimi okuyan kişilere ilk tavsiye edilen eserlerden biri, bu kitaptır. Bu kitabı önemli kılan pek çok özelliğinden biri de, “mutluluk felsefesi” üzerine yazılmış en eski eserlerden biri olmasıdır.

campanella-tommaso

İnsanın toplumu oluşturması (ya da toplumun kendi kendine oluşup insanı toplumsal bir varlık haline getirmesi) sonucu bugün bile araştırmakta olduğumuz “toplumun nasıl mutlu olabileceği” konusu, Platon’dan bu yana aralıksız ve artan bir biçimde incelenmeye devam edilmiştir. Daha mutlu bir dünyanın aranışı konusunda günümüze gelmiş en ünlü ikinci kitap, “Ütopya”‘dır.

16. yüzyılda bir devlet adamı ve hukukçu olan Thomas Moore tarafından yazılan kitapta, olmayan bir dünyanın hayali kaleme dökülmüştür. Yunanca’da “yok yer” ve “iyi yer” anlamına gelen kelimeleri birleştirerek “olmayan yer” anlamına gelen ütopya kelimesini oluşturmuştur. Ütopya kelimesini hayatımıza sokması dışında, kitapta önerdiği hayali dünya okunduğunda, okurun içinde “neden olmasın?” heyecanını bugün bile oluşturmaktadır. Kendi döneminde büyük yankı uyandırmış ve zaten çevresinde saygı duyulan biri olan Moore’u, o dönemin tüm batı dünyasını temsil eden Avrupa’da da tanınır hale getirmiştir.

Head_Platon_Glyptothek_Munich_548

Kendisinden yaklaşık yüz yıl kadar sonra, yine Avrupa’dan bir şair ve yazar olan Campanella, “Güneş Ülkesi” kitabını bitirmiş ve kendi döneminin okurlarına sunarak aslında yüzyıllardır var olan arayışı farklı kelimelerle bir kez daha dile getirmiştir.

 

İnsanın sosyal bir varlık olarak mutluluk arayışını kaleme alan bu iç yapıtın herkesçe okunması gerektiği kadar aslında her bir bireyde “daha mutlu bir toplum” amacına yönelik neler yapabileceğini düşünmelidir. Adı geçen eserlerdeki dönemlerin kendi özellikleri, bugünkü modern toplumda olmamakla birlikte konunun özüne bakıldığında nihai amacın bireyin huzur ve mutluluğu olduğu, bu sonuca giden en önemli yolunda toplumun mutluluğu olduğu gerçeğini görüyoruz.

Kaynakça:
WİKİPEDIA

Yazar: Arda Işımer