Deniz Yılanları Nasıl Canlılardır?

Okuma Süresi: 5 Dakika  | Yazdır

Antik çağ “deniz sürüngenleri” için okyanusları aşan, gemilerin etrafını saran, gemileri güvertelerinden koparan dev yaratıklar olarak bahsedilsede, gerçek deniz yılanları çok daha gösterişsiz boyutlardadır ve daha iştahsız beslenme alışkanlıklarına sahiptir.

Yılanlar farklı gerekçelerle denizleri kolonileştirmişlerdir. Bu yılanların fosilleri Tersiyer çökellerinden bilinmektedir ancak 35 milyon yıl önce Eosen döneminde ölmüşlerdir. 50 yıl ya da daha fazla yaşayan deniz yılanı, karadan yapılan en az üç istilanın bir sonucudur. Doğu Asya deniz yılanı olarak da bilinen 5 farklı tür, Laticuda, denize en az adapte olan türdür. Denizde doğuran türler olan “gerçek” deniz yılanları, deniz ortamına daha iyi uyum sağlamıştır. Avustralya’da bol miktarda bulunan ve canlı yavru doğuran diğer kara yılanlarından evrimleşmişlerdir. Böyle olsada, kimileri diğerlerinden daha az adapte olmuştur. Aralarından 3 tür sadece haliçlerde, sulak Mangrov ormanlarında ve çamur düzlüklerinde yaşar.

Bunlar Ephalophis greyi, Hydrelaps darwiniensis ve Metron deniz yılanı, Parahydrophis mertoni’dir. Diğer deniz yılanlarından, üzerlerinde daha geniş pullar bulunması, silindirik vücutları ve sadece hafif basık kuyruklarıyla ayrılırlar. Bunlar alt familyanın geri kalanını andırırlar, bu yüzden hem kara yılanı hem de deniz yılanı özelliklerine sahiptirler. Belli sayıdaki deniz yılanı da sığ resiflerde yaşar. Bunlar kaplumbağa başlı deniz yılanları, Emydocephalus türü ve Aipysurus cinsindeki yılanlardır.

Yüzmek İçin Yaratılmış

Tüm deniz yılanları, karada büyük oranda ya da tamamen çaresizdirler. Yılanlar genelde sucul yaşama iyi uyum sağlayan canlılardır ve temel vücut tasarımları, deniz ortamının sıkıntılarıyla baş etme konusunda bir atlama tahtası olmuştur. Sürünerek yer değiştirme suda çok işe yarar ve üç boyutta hareket etmesine olanak sağlar. Bazı deniz yılanı türleri, özellikle sarı belli yılan, Pelamis basitçe kıvrımlı hareketleri ters yaparak, geriye doğru da ileri yüzebildiği kadar iyi yüzebilir. Uzunca vücutları oldukça geniş kapasiteli, ince, uzun ve büyük akciğerlere sahiptir. Tüm deniz yılarları zehirlidir, zira karadaki kobragillerden evrimleşmişlerdir. Avlarını hızlıca uyuşturma yetenekleri, deniz altındaki kaygan balıkları zaptetmelerine yardımcı olur.

Özel Adaptasyon

Deniz yılanları performanslarını daha da geliştirmek için yeni özelliklere evrimleşmişlerdir. Vücutları yanlara doğru basılarak, özellikle kuyruğa doğru düzleşmiştir, kuyruk bazı türlerde “kürek” şeklini almıştır. Açık denizlerde türler, omurgalarını düzleştirerek bu “küreği” desteklemiş ve ona daha fazla itiş gücü kazandırmıştır. Yılanın dilini dışarı çıkarmak üzere kullandığı alt çenede, açıklığın kıvrık bir plaka sayesinde mühürlenmesiyle ise ekstra su yalıtımı sağlanmıştır. Nehir ağızlarında yaşayan üç yılan türü dışında, deniz yılanlarının üst kısmındaki pullar dardır ve altlarında yer alan pullardan daha geniş değildir. Açık deniz türlerinden birkaçının dar boyunları ve kafa bölgesine doğru gittikçe incelen, kalın vücutları bulunur. Kaplumbağa başlı deniz yılanı, Emydocephalus annulatus, burnunda kalın ve konik bir omurgaya sahiptir ve kirpikli deniz yılanının, Acalyptophis peroni, her iki cinsinde de baş pulları dikilmiş projeksiyonlar oluşturur.

Deniz Ürünleri ile Beslenme

Tüm deniz yılanları bir noktaya kadar balık ve deniz ürünlerine bağlı beslenirler. Zeytuni deniz yılanı, Aipysurus laevis ve Hardwicke deniz yılanı, Lapemis hardwickii gibi bazı türler aynı zamanda yengeç, karides, kalamar ve mürekkep balığı ile de beslenir. Görüldüğü üzere deniz yılanlarının çoğu, avları konusunda uzmanlaşmışlardır ve bazı avları özellikle tercih ederler, oyuk ve girintilerde yaşayan neredeyse tüm yavaş hareketli deniz canlılarını avlayabilirler. Ancak açık denizlerde yaşayan sarı belli deniz yılanı, Pelamis platurus, su yüzeyinde gruplar oluşturan küçük balıkları avlar.

Derin Dalış

Deniz yılanları normalde sığ sularda yüzüp, her yarım saatte bir deniz yüzeyine çıkıyor olsa da, bazı türler 152m derine dalabilir ve su altında 2 saate yakın kalabilir. Su altında bu kadar uzun süre kalabilmek için, diğer kara türlerinden çok daha geniş bir akciğer kapasitesine sahip olmaları gerekir. Akciğerin, saküler akciğer olarak da bilinen ve geriye doğru genişleyen kısmı, deniz yılanlarında çok daha geniş bir kapasiteye sahiptir. İşlevsel değildir ancak geniş bir hava deposu barıdırır. Akciğerler kaldırma organları olarak da görev görür ve yılanı hem dalarken hem de çıkarken destekler.

Tuz Dengesi

Yılan balıkları kendi vücut sıvılarından daha yoğun, tuzlu çözeltiler olan denizlerde yaşadıklarından, ozmosa eğilimli suyun vücutlarından çıkarak susuzluğa neden olmasını da engellemek zorundadırlar. Ana savunma mekanizmaları, diğer yılanlardan daha az geçirgen olan derileridir. Buna ek olarak, dillerinin altında fazla tuzu depolayan (mesela besinlerinden gelen) ve dil altı bezi olarak bilinen özel bir organ bulunur. Bu bezden dili sarmalayan yapıya doğru bir tüp uzanır, yılan dilini her dışarı çıkardığında depolanan tuzun bir kısmı konsantre bir çözelti içerisinde dışarı atılır.

Üreme

Tüm deniz canlıları yavru doğurur. Eşleşme genelde deniz yatağında meydana gelir, ancak sarı belli deniz yılanları, P. Platurus, su yüzeyinde, erkeğin dişiyi sarmalaması sonucu çiftleşirler. Diğer türler geniş kümelenmeler oluşturur ancak çiftleşme davranışları çok ender görülebilir ve üzerinde çalışılması imkansızdır.
Su yılanlarının akciğerlerinin vücut boşluğunun büyük bölümünü kaplamasından ve içeride bir yavru geliştirmenin verimli yüzmelerine engel olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Kaynakça:
BBC

Yazar: Tuncay Bayraktar