Dişin Yapısı, Özellikleri ve Diş Hastalıkları

Okuma Süresi: 6 Dakika  | Yazdır

Çene kemikleri üstünde dizili olan, ısırmaya ve çiğnemeye yarayan organlarımıza diş diyoruz. Diş, ağız mukozasının üst tabakasının bir ürünüdür. Her diş, bir boyunla iki bölüme ayrılır; görünmeyen bölüme kök, görünen bölüme ise taç denir. Dişler taç bölümünün şekline göre sınıflandırılır ve dişlerin görevleri de bu taç bölümünün şekline bağlıdır. Ana olarak kesici dişler, azı dişleri ve köpek dişleri olmak üzere üç ana grupta sınıflandırılan dişlerin her birinin farklı birer fonksiyon ve işlevi vardır. Ayrı olarak belirtmek gerekir ki, azı dişleri de kendi aralarında büyük azı dişleri ve küçük azı dişleri olarak sınıflandırılır.

Azı dişlerin öğütücü yüzeylerinde koni biçimli çıkıntılar vardır. Bazı dişlerin bir bazılarının da birden fazla kökü vardır. (genellikler ön dişlerde bir, küçük azılarda iki, büyük azı dişlerde ise üç kök bulunur)

Dişler, kemik ana maddesine benzeyen bir madde ile amorf kireçten (fosfat ve kalsiyum karbonat) oluşmuşlardır. İçlerinde ince diş kanalcıkları bulunur. Dişin taç bölümü mine denen bir tabakayla kaplıdır. Diş minesinin yapısında çok sert bir kireç bulunur. Kök ise kemik yapılı seman ile kaplıdır. Diş, çene kemiğindeki diş yuvasına bir kirişle bağlıdır. Bu kirişin lifleri semandan kaynaklanır ve dişyuvası kemiğinde son bulur. Dişin içinde kan damarlarını ve duyu sinirlerini içeren canlı bir bölüm bulunur ve bu bölüme dişözü denir. Bu sinirler alt ve üst çene sinirlerinin dallarıdırlar ve kökte bulunan bir ya da birden çok delikle dişözüne girerler.

SÜT DİŞLER
İnsan dişsiz doğar. Aslında yeni doğmuş bir bebek, kesici dişleri oluşumlarını tamamlamış olarak doğar ama üçüncü aydan itibaren çıkarlar. Bu ilk diş çıkartma çoğunlukla ateş yükselmesi ve ağrılı diş iltihaplarıyla birlikte görülür. Dişler belli bir sırayla çıkarlar; ilk önce alt çenenin ortasındaki iki kesici diş, ardından üst-orta iki kesici, üst-yan iki kesici, alt-yan iki kesici, ilk dört küçük azı, dört köpekdişi ve en son ikinci dört küçük azı sıralamasıyla çıkar.

Bir yaşındaki bir çocuğun on ya da on iki, on sekiz aylık bir çocuğun on altı, iki yaşındaki bi çocuğun ise yirmi dişi vardır. Bu yirmi diş, süt dişi diye adlandırılır.

Süt dişlerin görünümü, kalıcı dişlerin görünümüne çok benzer fakat farklı olarak süt dişleri daha ufak, daha beyaz ve daha yuvarlak hatlıdırlar ve kökleri de daha kısa ve kıvrıktır. Süt dişleri 6-12 yaş arasında dökülürler.

SÜREKLİ DİŞLER
Diş gelişmesi altıncı yaşa kadar duraklar; o yaşta, altı yaş dişi de denen ilk büyük azı dişi belirir. Bu diş çok dayanıksızdır ve çok çabuk çürüyebilir. Süt dişleri diye tabir edilen ilk dişler belli bir yaştan sonra dökülüp yerini sürekli dişlere bırakır. Sürekli dişler de tıpkı süt dişleri gibi belirli bir sıraya göre çıkar; ilk önce orta kesiciler, sonra yan kesici dişler, ilk küçük azılar, köpek dişleri, ikinci küçük azılar, ikinci büyük azılar ve en son üçüncü büyük azılar. Bu sıralamayı izleyen dişler, 12 yaş civarlarına kadar tamamlanır.

Yetişkin bir insanın 32 dişi vardır; üçüncü büyük azılar ve yirmi yaş dişi her kişide çıkmayabilir ya da sancılı bir süreçte çıkabilir.

Normal olarak ağız kapatıldığında alt ve üst çene dişleri tam olarak birbirlerine değerler. Bu durumun uygunluğu, besinlerin sağlıklı çiğnenmesinde çok önemlidir. Dişler aynı zamanda insanda seslerin çıkması ve konuşma, sözcüklerin oluşturulmasında ve mimiklerin oluşmasında önemlidir.

DİŞ HASTALIKLARI
Sağlam dişler, ileri yaşlara kadar varlıklarını sürdürürler. Fakat çeşitli bozukluklar ve hastalıklar, dişlerin çürüyüp yok olmasına neden olur. Ayrıca, dişler kök salmamış, küçük, çok büyük ya da çarpık olabilir veya alt-üst çenenin ileri doğru çıkıntı-girinti yapması sebebiyle dişler arasında boşluklar olabilir. Ayrıca komşu iki dişin kökleri birbirleriyle bağlanarak dişlerin çıkmasını engelleyebilirler. Hutchinson dişi denen, dişlerin kötü gelişmesi genellikle üst orta iki kesici dişte görülür. Bu dişlerin alt kenarı yarım ay biçiminde çentiklenmiş, üst bölümleri daralmıştır; diş ekseninde de bir sapma görülebilir.

Piyore, diş yuvası ile diş çevresindeki dokuların nedeni bilinmeyen bir şekilde iltihaplanması hastalığıdır ve dişi, diş etine bağlayan yapının yıkılmasına yol açıp diş kaybına sebep olur. Tedavisi güç bir hastalıktır.

Diş çürümesi, genellikle en sık görülen diş hastalığıdır. Çürüme, tedavi edilip önüne geçilmediği zaman diş kaybıyla sonlanır. Diş çürümesinin safhalarına bağlı olarak dereceleri vardır; ilk derece birinci dönemdir ve dişteki kireçli tabakanın ortadan kalkması sonucu mine tabakasının bozulmasıyla ortaya çıkar ve diş üzerinde kahverengi lekeler şeklinde görülür. Daha sonra diş çürümeye devam ederse ikinci dereceye geçerek çürük fildişi tabakasına ilerler ve mikroplar işin içine karışır. Üçüncü derecede ise çürük diş özüne ulaşır ve bu dayanılmaz ağrılara sebep olur. Dördüncü derece çürükte ise diş özü artık ölür ve diş arık kurtarılamaz.

Bütün çürüklerin tedavi edildikten sonra doldurulması gerekir. Derin çürüklerde bütün diş özü ve sinir ağı çıkartılıp kök kanalları tıkanmalıdır. Dişte oluşan boşluk, metal bir karışımla ya da özel bir maddeyle doldurulur. Bu olaya da dolgu yapmak denir. Dolgu yapmak, çok geç kalınmış bir tedavi şeklidir. Diş çevresi enfeksiyonları, diş apseleri ve diş yuvası eklem iltihapları da sık görülen diş hastalıklarındandır. Bir dişin taç bölümü tamamen yıkıldığı zaman, kökün üzerine porselen veya metal bir diş tacı protezi yapılır.

DİŞ BAKIMI
Dişlerin ve diş etlerinin bir fırçayla ve mikrop öldürücü özelliği olan bir diş macunuyla günde en az iki kez fırçalanması gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken fırçadır. Diş macunu pek farketmese de fırçanın tipi, özelliği çok önemlidir. Ayrıca diş ipi mutlaka kullanılmalıdır.

Mine tabakasında çatlaklara yol açabileceği için çok sıcak veya çok sıcak içecek ve yiyeceklerden sakınılmalı ve çok sert maddeler dişler ile ezilmemelidir. Düzenli olarak diş kontrolleri ve bakımı uzman bir diş hekimince yapılmalıdır.

Yazar:Gazanfer Tufan