Ağaçlar tüm hayatımız boyunca bize oksijen sağlamaları ve doğanın muhteşem birer parçaları olması dolayısıyla bize eşlik eden canlılardır. Modern hayatın içerisindeki koşuşturmada ağaçlara yeteri kadar önem verip korumasak da insanoğlunun varlığını sürdürebilmesi için ağaçlara ihtiyacı vardır. Doğal varlık olarak kazandırdığı onca güzelliğin yanında ağaçlar bizim her konuda işimize yarar. Tarihsel çağlarda çeşitli ağaç dalları ve kaya parçaları birleştirilerek yapılan araç gereçlerle hayvanların avlanmasıyla başlayan bu birlikteliğimiz daha sonraları mutfak araç gereçlerinden tutun çeşitli pek çok alanda araç üretilmesi için farklı ağaçların farklı versiyonlarının kullanılmasıyla sürmüştür. Günümüzde ise evlerimizdeki ahşap aksamdan tutun da yazdığımız kağıda kadar her şeyin üretimi için ağaçlara muhtacız.

Milyonlarca yararı olan bu ağaçlar tarih boyunca pek çok mitoloji ve bölgesel gelenek kavramlarında da önemli olmuşlardır. Peki ya bu çok fazla yararı olabilecek ağaçlardan hiç “ölüm ağacı” diye söz edilebilenlerinin olduğunu biliyor muydunuz? Mitolojiyle ilgilenenler az çok bilir: bazı ağaçlar bazı mitolojilerde uğursuzluk getirirler, bazıları ise lanetlidirler. Buna ek olarak bazı cins ağaçlar geleneksel olarak pek beğenilmedikleri için o toplumun yaşadığı ortamda istenilmez. Toplumun istemediği bu ağaçlar tarihten beri ya görüldüğünde kesilip yakılır ya da hükümlülerin mahkum edildiği kafesleri yapmak için kullanılırdı. Mitolojik ve kültürel bir çok anlam atfedilen bu ağaçların çoğu aslında zararsızdır, sadece insanlar onlara uğursuzluk, kötü şans v.b. anlamlar atfettiğinden zararlı ağaçlar olarak adlandırılırlar. Bu son derece zararsız olmasına karşın ölüm ağacı diye adlandırılan ağaçlara ek olarak gerçekten insan sağlığı açısından son derece zararlı olan ağaç cinsleri de bulunmaktadır. Bu insan sağlığını yüksek derecede olumsuz etkileyen ağaçlardan bazıları başlı başına ölüme bile sebebiyet verebilmektedir. Bu ağaçların zararlarından kaçınmak için bazılarının meyvesini yememek yeterli olurken bazılarına dokunmamız bile zarara uğramamıza neden olabilmektedir. Bazı cins ağaçların yakınından geçmek bile insan sağlığında son derece ciddi hasarlara yol açabilmektedir. Ağaçlar bu zararlı özelliğini genelde çevreye adaptasyon ve çevredeki vahşi hayvanlar ve sinek benzeri kanatlılardan korunmak için geliştirirler. Tabii ki bu durumu bilmeyen insanlar ağaçlardan etkilenip hasta olabilmektedir. Peki bu son derece zararlı ve hatta ölümcül olan ağaçları ne kadar tanıyoruz. İnsan sağlığını olumsuz etkileyen bu en ölümcül ağaçları listemizde görebileceksiniz.

10. Manchineel Ağacı

Manchineel ağacı, ağaç olarak bir elma ağacını andırmakla birlikte meyvesi de elmaya benzemektedir. Fakat bu elmaya benzeyen meyveye sahip olan ağaç aslında son derece tehlikelidir. Ağacın sadece meyvesini yemek insana zarar vermez. Yağmurlu bir günde bu ağacın altında yağmurdan kaçmak için sığınmanız sizin derinizde ciddi yanıklar oluşturabilir. Hatta duruş zamanınıza bağlı olarak bu yanıklar ölümcül dahi olabilmektedir. İspanyolcada ölümcül küçük elme olarak adlandırılan bu ağaçlar genellikle Orta ve Güney Amerika’da bulunmaktadırlar. En yoğun Florida ve Meksika’da bulunan Manchineel ağacı Karayip Kıyıları’ndaki en tehlikeli ağaç türüdür.

Manchineel ağacı, elma ağacına o kadar benzemektedir ki bir bakışta ayırt etmek neredeyse imkansızdır. Daha çok plaj bölgelerinde bulunduğundan plaj elması olarak bile adlandırılan bu ağaç daha tam olarak çözülemeyen bir toksik kimyasala sahiptir. Ana maddesi phorbol olan son derece karsinojenik (kanser yapıcı) ve zehirleyici bu salgı ağaçla doğrudan temas halinde cilde aşırı acı verir ve cilt yüzeyinde derin yanıklar oluşmasına neden olur. Bu ağacın meyvesi olan plaj elmalarının yutulması da genellikle ölüme sebebiyet vermektedir. Dahası bu ağaca dokunmasanız ve meyvesini yemeseniz bile bir yağmurda ya da bir rüzgarda az miktarda bile salgısına maruz kalmanız ciddi zararlara yol açabilmektedir. Araştırmalara göre Manchineel ağacının odunlarının yakılmasında dumana maruz kaldığında geçici ya da kalıcı görme kaybına uğrama ihtimaliniz son derece yüksektir.

9. İntihar Ağacı

İntihar ağacı ne kadar zararlı olduğunu ona konan isimden belli etmektedir. Bir filmde bir cinayet silahı olarak ya da intihar aracı olarak bir ağacın kullanıldığını pek görmeyiz. Yine de bazı yazarlar bu ağacı ilham alarak yazdıkları eserlerinde birkaç insanın intihar ağacıyla kendini öldürdüğünü yazmışlardır. Yaygın olarak intihar ağacı olarak bilinen bu ağaç dış görünüm olarak son derece masum gözükmektedirler. İnsanlar için ölümcül olan çok güçlü birkaç zehirli kimyasallardan oluşan son derece kuvvetli bir salgıları mevcut olan intihar ağaçları şaşırtıcı bir biçimde botanikle fazlaca uğraşılan bölgelerde cinayet silahı olarak kullanılmıştır.

Doğal olarak Hindistan’a özgü olan bu intihar ağacı zehirli bir ağaç olarak davetsiz misafirleri caydırıcılık yetenekleri nedeniyle özel peyzaj projelerinde sıklıkla çit şeklinde kullanılmaktadır. Toksik olmasına rağmen bu ağacın salgısı ne kokuda ne de tat olarak farklı keskin bir farklılığa sahip olmadığından maruz kalındığında fark edilmesi son derece güçtür. Tarih boyunca birçok cinayette yemeğin içine katılan zehir olarak kullanıldığından, öldürücü bir dozunun baharatlı bir yemeğin içerisinde sunulmasıyla yiyen kişi neye maruz kaldığını anlayamadan hayata veda etmiştir. Hatta zamanında Madagaskar’daki cadı çatışmaları sırasında bu intihar ağacının yutulmasının söz konusu olduğu durumlarda birçok cadı o zamanın terimiyle avlanmış yani öldürülmüşlerdir.

8. Hindistan Cevizi

Hem tatlandırıcı hem de muhteşem sağlıklı bir ürün olarak neredeyse hepimiz Hindistan cevizi tüketmişiz ve tüketiyoruz. Son derece besleyici olan Hindistan cevizi sayesinde ıssız adaya düştüğümüzde yiyebileceğimiz gıdalar arasında en fazla akla gelen yiyecek haline gelmiştir. Son derece nefis bir tadı olan Hindistan cevizi, diğer ağaçların aksine zehriyle insanlara zarar vermemektedir. Filmlerde apaçık gösterilenin aksine çoğu hindistan cevizi ağacın dışından kolaylıkla görülememektedir. Meyvesinin dışarıdan pek belli olmadığı bu ağaç türü bu durumlarda bir Hindistan cevizi ağacı gibi değil de normal bir palmiye ağacı olarak gözükmektedir. Hindistan cevizinin bilindiği üzere ağırlığı en az 3 kilodur ve son derece sert bir kabuk tarafından korunmaktadır. İşte dışarından bakıldığında Hindistan cevizi ağacı ve palmiye ağacının fark edilememesi dolayısıyla Hindistan cevizi meyvesi düştüğünde çok büyük hasarlar verebilmektedir. Ne kadar zararlı olabilir diye düşündüğümüzde aslında düşüncelerimizin çok daha üstünde ölümcül bir etkiye sahip olabilmektedir bir Hindistan cevizi meyvesinin düşmesi. Son derece ölümcül olan bu kazalar sanılanın aksine son derece yaygın olarak yaşanmaktadır. Çok uzun bir ağaç olması dolayısıyla görünemeyen Hindistan cevizi meyvesi düştüğünde de mesafenin de getirmiş olduğu hızla birlikte bir kurşun gibi aşağıya inebilmektedir. Özellikle Malezya, Tayland, Sri Lanka ve Yeni Gine gibi yerlerdeki Hindistan cevizi cinslerinde bu şekilde kazalar daha fazla görülmektedir. Bu kazalar sonucunda ülkelerde görgü tanığı hesaplarına, doktor raporlarına ve tıbbi dergilere bakılarak kafa travmasından, trajik ölümlere kadar birçok vaka ortaya konmuştur. Bu durumun medyada abartıldığını tek tük ölümlerin Hindistan cevizi ağacının zararlı olabileceğini gösteremez diye düşünüyorsanız aslında yanılıyorsunuz. Son yıllarda meydana gelen 1770 yaralanmada 15 belgelenmiş ölüm vakası bulunurken birçok da kalıcı hasar ortaya çıkmıştır. Bir de bölgedeki tıbbi faaliyetlerin her noktaya ulaşamadığını da hesaba katarsak Hindistan cevizine bağlı kazaların aslında hiç de az olmadığını anlayabiliriz.

7. Strychnine Ağacı

Strychnine Ağacı’nın eski zamanlardan beri ölüm iksiri olarak kullanıldığını bilmek insanın tüylerini diken diken yapmaya yeter. Latin bölgelerde daha çok bulunan bu ağaç eski zamanlarda suikast için sıklıkça kullanılırmış. Ağacın ilk öldürücü etkisi üzerine tırmanan böceklerin ve konan kuşların öldüğünün gözlemlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Hindistan ve Güneydoğu Asya bölgesinde de bulunan bu ölümcül ağaç türü bir zaman böcek ilaçlamasında da kullanılmıştır. Kimyasal böcek ilaçlarının piyasada bu kadar kolay bulunamadığı zamanlar insanlar mahsullerini böceklerden korumak için Strychnine Ağacını kullanmasına karşın insan sağlığı için de çok tehlikeli olabileceğini düşünmemişlerdir.

Strychnine Ağacının korkutucu olmayan ve sıradan görüntüsü dolayısıyla çok kişiyi zehirlediği bilinmektedir. Zehirsiz gibi görünen aldatıcı, sıradan dallar, kalın yapraklar ve zehrin asıl kaynağı olan koyu renkli çekirdeğiyle oldukça olağan bir görünüme sahip olan ağaç aslında çok zehirlidir.Tohumların yutulması halinde acılı bir ölüm insanın karşısına çıkabilmektedir. Zehirlenme belirtileri de çok tipik olan göz ağrısı, baş dönmesi ve kas kramplarıdır. İlerleyen süreçte ağız ve dil çevresinde başlayan ve çevreye doğru yayılan felç ortaya çıkabilmektedir. Bu kadar yüksek toksisitesine rağmen günümüzde bu ilaç kanser tedavisinde de kullanılmaktadır. Tabii ki kanser hastalarının bilinçsiz tüketiminin son derece sakıncalı olması sadece yüksek ilaç araştırma merkezlerinde üretilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.

6. Bunya Çamı

Bir çam kozalağı tarafından öldürülmek çok popüler bir ölüm olabilir. Çünkü bir çam kozalağının öldürücü etkisi olduğunu kimse düşünemez. Ancak Bunya Çamı öldürme potansiyeli çok yüksek bir ağaç türüdür. Çok yüksek uzunluklara kadar çıkabilen Bunya Çamının kozalakları da devasaldır. Kalın kabuklu, büyük çam iğneli olan bu ağacın ölümcül bir tehdit oluşturan devasal çam kozalakları vardır. Literatürde bu kozalaklardan ciddi şekilde yaralanmalar mevcuttur. Ne kadar zararsız gözüken bir çam türü olsa da çok yüksekten düşen kozalaklar beyin sarsıntıları dahil birçok etkiye yol açabilir.

Rüzgarda kırılıp dökülen ağaç dallarının aksine Bunya Çamının kozalaklarının aslında ağacın üremesi için düşüp yere yayılması gerekmektedir. Bu yüzden rüzgarsız sıradan bir havada da Bunya Çamının altında duran bir kişi kozalak düşmesi sonucunda ciddi bir biçimde yaralanabilir. San Francisco’da bir parkta dolaşan adam hiç beklemediği bir zamanda kafasına düşen devasal bir konik cisim tarafından ciddi şekilde yaralandı. İlk başta ne olduğu anlaşılamayan Bunya Çamı kozalağı adamı ölümün eşiğine getirdi. Kökeni tarih öncesi devirlere dayanan Bunya Çamı ilk olarak Avustralya topraklarında bulunmasına karşın günümüzde neredeyse her yerde bulunmaktadır. Çok büyük olan kozalaklarının sayısı aynı zamanda çok da fazladır. Kozalağın büyüklüğünden ötürü başka hayvanlar onu taşıyamaz ve yüksekten düşen kozalağın vermiş olduğu güçle parçalanması çamın yayılıp gelişmesi için tek yoldur. Bir kozalağın bile kırılıp çevreye yayılması birçok Bunya Çamının gelişmesini sağlamaktadır.

5. Sütlü Mangrov

Mangrov ağaçları, tarih boyunca korsan topluluklarına ve günümüzde sahil düzenlemesi işiyle uğraşan çevre mühendislerine ve peyzaj mimarlarına çok yardımcı olmuş bir ağaç türüdür. Köklerine yapışan yengeçlerle birlikte tropik sahil şeridinin simgesi olarak yeni ve sevilen bitkiler olarak düşünülebilir. Ama çok geniş bir grubu temsil eden bu ağaçların bazıları çok tehlikeli olabilmektedir. Doğu Asya, Güneydoğu Asya ve Avusturalya sularında yaygın olarak bulunan, insanın zehirli bileşimi nedeniyle dokunması, tırmanması veya başka bir şekilde temas etmesinin son derece sakıncalı olduğu sütlü Mangrov ağaçları da bu türün içindendir.

65 metreden fazla yüksekliğe ulaşabilen parlak yapraklı ağaçların çiçekleri keskin bir koku yayar. Beyaz, sütlü bir öz, herhangi bir hasar ya da çatlamada hemen yüzeye çıkmaya başlayacaktır. Yayılan kostik kimyasallar, herhangi bir yabancıya veya bitkinin potansiyel tüketicisine, insanlara veya başka tür canlılara zarar verebilecek bir lateks çözeltisi içinde yer alır. Yemyeşil görünümlü sütlü Mangrov’un sapı, şişkinlik ve ağrılı kabarcıklara neden olarak insan cildini tahriş eden bir maddedir. Aynı zamanda bu öz insan göz dokusuna temas ederse geçici ama uzun süre süren körlüğe neden olan kimyasalların korkunç bir karışımını içerir.

4. Kum Havuzu Ağacı

Doğal alanlara girerken, hayvanların damgalanmasından kaçınmak akıllıca olur, ancak üreme ortasında bir ağaç tarafından parçalanma riski muhtemelen doğa yürüyüşü yapmaya çıkan birinin düşüneceği son tehdittir. Bir ağacın düşen meyvesi tarafından zehirlenmiş veya şiddetli bir şekilde yaralanmış olmak insana bilim kurgu filmleri gibi gelmektedir. Ancak bir el bombası dağıtan ağaç , gerçek bilim dünyasının bir parçası olmak için askeri bilim kurgu gibi çok fazla ses getirir. Fakat, bu tehdit Kuzey Amerika ve Güney Amerika’nın tropikal bölgelerine özgü bir tür olan tuhaf Kum Havuzu Ağacı sayesinde insanlar için gerçek ve tehlikelidir .

Ayrıca, Dinamit Ağacı olarak da adlandırılan potansiyel olarak 200 metrelik bir ağaç üzerinden kocaman el bombası gibi meyveleri yere atıyor ve bu kadar yüksekten düşen kocaman meyveler ortalama 25 km hızla aşağı indiğinde bir el bombası havası yaşatıyor. Kabağa benzeyen bu tuhaf biyolojik el bombaları çevresindeki insan ve hayvanların vücudunda parçalanması sonucu büyük çapta hasara neden olmaktadır. Bu el bombası diye nitelendirdiğimiz meyve aslında sadece yüksekten düşme ile zarar vermemekte, ayrıca içerisinde bulundurduğu zehirli kimyasallarla da çok tehlikeli bir hal almaktadır. Tüm bunlara ek olarak bu korkutucu meyvenin dışı dikenlerle kaplanmıştır.

3. Gympie Gympie

Isırgan otları, dokunulduğunda rahatsız edici ve ağrı veren otlar olarak bilinebilir, sadece kalın bir eldivenle başa çıktıktan sonra pişirildiklerinde ise lezzetli bir sebzeye dönüşebilmektedirler. Yine de, egzotik yerlerde bulunan steroidler üzerinde ısırgan otu, bir ağacın şeklini ve görüntüsünü alırken, zehirlenme, acı verme ve hatta öldürme yeteneğini kaybetmez ve bu özelliklerinden ötürü son derece tehlikeli bitkiler sınıfına girebilmektedirler.

Daha çok Avustralya’da bulunan ve garip isimli Gympie Gympie bitkisi geniş bir bölgeye yayılmaktadır. Özellikle bölgede bilinçsiz bir şekilde dolaşan insanlar ve hayvanlar bu bitki nedeniyle ölebilir ya da şanslılarsa aylarca süren ağrılar çekebilir. Bu ağaç cilt üzerinde ciddi tahrişlere nedne olabilen bir bitkidir. Up uzun olan iğneleriyle acı veren ağaç, her ne pahasına olursa olsun bölgede dolaşanların kaçamadığı bir türdür. Gympie Gympie karşılaşmalarının en kötü şöhretli vakaları arasında bu bitkinin etkisi altına girdikten sonra intihar ettiği söylenen Avustralyalı bir memurun olduğu ve bu yüzden bitkide kimyasal silah araştırma ilgisinin yoğun olduğu bilinmektedir. İlk başta ağrı ile başlayan semptomlar, kurbanlar hastaneye yattıktan sonra görme fonksiyonunun kaybıyla devam edebilmekte ve bu semptomlar uzun yıllar sürebilmektedir.

2. Yaygın Porsuk

Sokrates’i öldüren ölümcül bitki olarak bilinen Yaygın Porsuk havuçgiller ailesindeki zehirli bir bitki olmasından öte yenildiğinde ve hatta çok az miktarda yutulduğunda hayatları hemen sona erdirebilen bir ağaç türüdür. Bir kozalak için nispeten küçük, donuk iğneli, esnek ağaç eski çağlardan beri okçuluk ürünleri için bükülebilir ahşap kaynağı olarak kullanılmıştır. Ağaç ayrıca son derece zehirlidir ve bitki örtüsü, meyve, tohum ve odunsu bileşenlerinin kayda değer ve kalıcı toksisitesi nedeniyle iğne yapraklı ağaçlar arasında öne çıkmaktadır.

Tam anlamıyla bir bahçedeki diğer bitkilerin katili olan bu ağaç, kompakt, ilgi çekici kozalaklı, toksinlerinin kontrolsüz öldürücülüğüne rağmen, yoğun bir şekilde yetiştirilmektedir. İngiliz Adalarına, Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Batı Asya’ya özgü olan Yaygın Porsuk, ölümcül zehirlenmelerden ve bazı durumlarda, diğer bitkilere verdiği zararlardan dolayı intihar aracı olarak uuzn bir süre kullanıldığı bilinmektedir. Dişi Yaygın Porsuk ağacı, ölümcül toksinleri içermemesine karşın meyvesinin etli bölgesinin çevresindeki tortuların hemen karıştırılabileceği bir yapıda olmasından ötürü bir hatanın ölümcül olacağı bir ağaçtır. Yaygın Porsuk ağacının içerisindeki kimyasalların toksinleri kalıcıdır, yani kesildiğinde bile, dallar ve yapraklar doğal aşırı toksisitesini kaybetmez.

1. Namibya Şişe Ağacı

En ölümcül ağaçlar, genel görünümlerinde yenilebilir bir bitkiymiş gibi görünen veya en azından tipik gölge ağaçlarına benzer aldatıcı bir şekilde normal görünmektedir. Yine de Namibya Şişe Ağacı, normal bir ağaç gibi görünmesine karşın bir çöl ağacı olmasının getirileriyle farklı yapıya sahiptir. Namibya Şişesi Ağacı, hem aralıklı hem de seyrek su kaynaklarının bulunabilirliği ve kolay bir içeceğin tadını çıkarabilecek çöl hayvanlarının dikkatini üzerine çekmektedir. Çünkü bir içgüdü olarak hayvanlar çölün çevresinde bir ağaç gördüklerinde çevresinde su aramaktadır.

Yeşilliklerden daha fazla su birikintisine su depolamaya adanmış olan Namibya Şişesi Ağacı türleri çok zehirlidir ve 6 metre yükseklikte yetişen tuhaf görünümlü çöl ağacından elde edilen ekstraktlar yerli ormancı kabileleri tarafından avcılık okları içinbir zehir olarak kullanılmıştır. Bu kadar zehirli olan bu ağaç, ağacın yetersiz ahşap arzından çıkan kaselerin suyla doldurulduğu dönemler olmuştur. Bu dönemlerde hem bu kaseleri kullanan insanlarda hem de bu işlemde ortaya çıkan atıkların çevresinde dolaşan hayvanlarda ciddi hasarlar oluşmuştur. Şiddetli dikenler tarafından korunan dalları, ağaç gövdesi, zehirli öz suyunu korumak için dikkatlice depolanmış su kaynağını oluşturur, aksi takdirde bu su biriktiren çöl ağacına susuz hayvanlar tarafından baskın yapılır.

Kaynakça:

10 Drastically Dangerous Trees of Death

Yazar: Efe Cuma Yavuzsoy

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here