Dünyanın En Ücra Adası; Tristan da Cunha

8660_tristan2_bKendisine en yakın kıtanın 2500 km açıklarında yer alan 300 kişilik volkanik ada Tristan da Cunha dünyanın en izole adası. Tristan da Cunha, Güney Afrikaya 2500 km, Güney Amerikaya 3360 km, kendisine en yakın ada olan Saint Helenaya ise 2 bin km mesafede. Ada üzerinde tek yerleşim yeri bulunuyor, “Edinburgh of the Seven Seas” ya da kısaca Edinburgh köyünde 300 kişi yani adanın tüm halkı yaşamını sürdürüyor. Adada ayrıca çok zengin bir yaban hayatı var. Yerel kuş türleri, albatroslar ve kısa gagalı penguen türü adanın ev sahipliği yaptığı türlerden sadece bazıları.

Tek Ulaşım Yolu 6 Günlük Gemi Seyahati

Havaalanı bulunmayan dünyanın en uzak adası Tristan da Cunhaya tek ulaşım yolu Güney Afrikadan altı günlük bir gemi seyahati. Tekne ile ulaşmaya çalışırsanız Güney Atlantik Okyanusunda aylar sürebilecek bir yolculuk yapmanız gerekebilir. Bu kadar izole olduğu için ada güzel doğasına rağmen bir tatil destinasyonuna da dönüşememiş. 2061 metre yükseklikteki Queen Mary (Queen Mary’s Peak) volkanının gölgesindeki bu neredeyse unutulmuş adanın aslında zengin bir tarihi var.

Dünya Adadan Habersiz ama İngiliz Kraliyet Ailesi Ziyaret Ediyor

8660_trrrrrrrAda 1506 yılında Portekizli Amiral Tristao da Cunha tarafından keşfedilmiş ancak bugün Portekizle herhangi bir bağı yok ve İngiliz Milletler Topluluğu’na bağlı. Adada kalıcı olarak yaşamaya başlayan ilk kişi 1810da Amerika Birleşik Devletlerinin Salem kentinden gelen Jonathan Lambert olmuş. Lamberti dört Amerikalı daha takip etmiş. Ada 1816 yılında İngiltere tarafından İngiliz Milletler Topluluğuna dahil edilmiş ve bir grup İngiliz askeri adaya yerleşerek sivil hayata geçmiş. Bugünkü ada halkının kökeni de bu 19. yüzyılda gelen Amerikalı ve İngiliz yerleşimcilere dayanıyor. İskoçya, Hollanda ve İtalya kökenli aileler de var. 1869 yılında Süveyş kanalının açılması daha önce Güney Atlantikten geçen uluslararası ticaret gemilerinin rotasını değiştirerek adanın dünyadan kopuşunu hızlandırmış. 20. yüzyılın başlarında adaya bilimsel geziler düzenlenerek jeolojisi, florası ve faunası incelenmiş. Pek sık olmasa da zaman zaman İngiliz kraliyet ailesi mensupları da Tristan da Cunhayı ziyaret ediyorlar.

Pulları Çok Değerli

Adanın ekonomik faaliyetleri arasında en büyük yeri çiftçilik ve balıkçılık alıyor. Yerleşimcilerin tamamının ekip biçtiği ufak da olsa bir toprağı var. Yetiştirilen ürünler arasında patates başı çekiyor. Tristan da Cunhaya uğrayan feribot sayısı pek fazla değil. Dışarıdan getirtilecek malların aylar önceden sipariş verilmesi gerekiyor. Adanın limanı küçük olduğu için büyük gemiler açıkta demirliyor, bu da turist taşıyan kruvazörlerin adaya ilgisini azaltıyor. Adada basılan posta pulları çok nadir bulunduğu için koleksiyoncular bu pullara büyük paralar ödüyor. Bu da pulculuğu adanın önemli gelir kaynaklarından birisi haline getirmiş. Tristan da Cunhada sosyalleşmek istiyorsanız sadece iki şansınız var; bir adet cafe ve Albatros isimli bar.

Volkanik Patlama Ada Sakinlerini Durduramamış

Ada tarihindeki ilginç olaylardan birisi de 1961 yılındaki volkanik patlama. Queen Mary volkanındaki patlama sonucu bütün ada halkı gemilerle Güney Afrikaya, oradan da İngiltereye taşınmış. Adanın izole konumuna ve tüm olumsuz koşullara rağmen ada halkı sadece iki yıl sonra, 1963te evlerine geri dönmüş ve adada hayatı yeniden kurmuş.

Dikkat! Botunuz Kıyıya Yanaşamayabilir!

Tristan da Cunhaya turist olarak gelmek isterseniz genelde 1 ay civarı süren turlara en az 5 bin euro ödemeniz gerekiyor. Geminiz ada açıklarında demirlediğinde adadaki yerleşime ulaşıp ulaşamayacağınız da garanti değil. Olumsuz hava koşulları nedeniyle adaya yanaşmaya çalışan zodyak botların girişimlerinin %30u başarısız oluyor. Eğer ulaşabilirseniz milyonlarca deniz kuşunu ve penguenleri gözlemleme şansınız var. Adada otel olmadığı için konaklama da yerlilerin evlerinde yapılıyor. Bazı ada sakinleri evlerini turistlere açmayı iş edinmiş ve hediyelik eşyalar satmak ya da rehberlik yapmak gibi ilave hizmetler de veriyorlar. 2048 yılında tam güneş tutulmasının Tristan da Cunhadan mükemmel gözlemlenebileceğini de belirtelim.

Yazar: Belgin Günay