Egzersiz Yapmanın Kan Değerlerine Etkisi Nedir?

3306_eg6

Kan ve idrar parametrelerinin, hastalık durumlarında veya kontrol amaçlı olarak izlenmesi ile değişik hayati organlarımızın işleyiş düzeyleri hakkında bilgi edinilmeye çalışılır. Sportif egzersizlerin,süresi, şiddeti,türü, ne sıklıkta uygulandığı ve bu uygulamaların kan değerlerine ne şekilde etki ettiği önemli bir konudur.

Hekimler, “normal”, “düşük”, veya “ yükselmiş” gibi ifadeleri hastaların kan parametreleri için kullanırlar. O halde belli birimlerle verilen değerlerin doğru yorumlanabilmesi için sorulması gereken ilk soru “ Normal değer ne demektir” olmalıdır.

Açlık kan şekeri” örneği bu sorunun cevabına kolaylık kazandıracaktır. Bilimsel adı glukoz metabolizması olan şeker hakkında bilgi sahibi olmak isteyen hekim, 12 saat açlık sonrasında kan şekeri tetkiki ister. Ne deni ise standart koşulları sağlamaktır. Ölçülen kan şekeri düzeyinin sağlıklı yetişkinlerde %95 oranında 70-110 mg/dl aralığında olması beklenir. Bu aralığa “normal aralık” denir. Tabi kalan % 5’lik kısım istatiksel olarak bu aralığın dışında kalması o kişilerin sağlıksız olduğu anlamına gelmez.

3306_eg3

Egzersizle İlgili Önemli Parametreler
Bu soruyu yanıtlamadan önce değişik şiddet ve süredeki egzersizlerde enerji aracısı olan maddelerden kısaca bahsedelim. Kısa sürede, oksijen gereksinimini olmadan gerçekleştirilen ani sıçrama türünde şiddetli egzersizlerde öncelikle kas içinde depolanmış olan adenozin trifosfat (ATP) ve kreatin fosfot (CP) isimli yüksek enerjili bileşikler kullanılır. Besin öğelerinden bunları hücreler kendileri sentezler, depoları birkaç saniye içinde yeterli olup öncelikle karbonhidratlar denilen şekerli yapılar üzerinden yapımları desteklenir.Bu yapıların kaynağı karaciğer aracılığıyla kana salınan glükozun yanı sıra karaciğer ve kaslarda depolanmış olan glikojendir. Eğer çok efor, çok süratli bir koşu ya da bisiklet egzersizi şeklinde yapılıyorsa, bir dakikadan az sürdürülebilir ve nefes nefese kalınır.

Daha Düşük Şiddette Ve Uzun Süreli Egzersizlerde Hangi Öğeler Devreye Girmektedir?
Düşen efor şiddeti ve artan sürelerde baskın yakıt durumuna gelen yağların (trigliserid) ve yağ asitlerinin “aerobik” olarak nitelendirilen oksijene bağımlı şekilde yakılmalarını gündeme getirmektedir. Proteinler ve bunların alt birimleri olan amino asitler ise hücrelerin yapı taşlarını olduklarından, uzun süreli açlıklar dışında enerji vermek üzere devreye girmeleri imkansızdır. Besin öğelerimizin bu biçimde yakılmasının temel ürünleri karbondioksit ve su olurken, bu ürünler solunum ve boşaltım sistemleri aracılığıyla atılır. Böylelikle eforu sürdürmenin yanı sıra hücrelerin hayatiyetini sağlayan ATP gereksinimini karşılamış olur. ATP kısaca “enerjinin para birimi” denir.

3306_eg2

Hangi Şiddet ve Süredeki Egzersizler Daha Yararlıdır?
Otoimmün, böbrek, kalp, kontrol edilememiş yüksek tansiyon, kas ve bağ doku gibi hastalıkları olan kişiler hekim kontrolü olmadan egzersiz yapmaları sakıncalıdır. Spor hekimleri sağlıklı olmalarını destekleyecek, yaşam kalitelerini yükseltecek egzersiz reçeteleri önerirler. Beden eğitimi uzmanları da bunların uygulanmasını denetlerler. Giderek otuz dakikalık bir sürenin üzerine çıkan düşük şiddetteki koşu, bisiklet ve yüzme türü egzersizlerin organizmamız üzerine daha olumlu etkileri bulunmaktadır.

“Aerobik” Egzersizlerde Hangi Biyokimyasal Yapılar Devreye Girer?
Aerobik, oksijenin dokulara taşınmasını sağladığı gibi kandaki şeker ve yağların yakılmasında oldukça etkilidir. Atık ürün olan karbondioksidi akciğerlere, oksijeni ise dokulara taşınmasını sağlayan yapı “ hemoglobin”dir. Bazen düşük düzeylerde değişik “kansızlık” söz konusu olup serum demiri total demir bağlama kapasitesi ( TDBK) oranına ve ferritin düzeylerine bakılır. Sebepler ortaya çıkartılıp, hekim kontrolünde demir takviyesi verilir. Düşük kalorili beslenen kadınlar, özellikle menopoz öncesinde bu açıdan riskli gruptadırlar.

Hareketsiz Bir Yaşamda Hangi Parametreler Devreye Girer?
Kalp ve damar hastalıkları açısından içsel ve dışsal risk faktörleri söz konusudur. İçsel faktörler: Menopoz öncesi kadınlarda östörojen hormonu, erkeklere oranla koruyucu etki sağlamaktadır. Aşırı kilo alımı ve genelde hareketsiz yaşam sonucu ortaya çıkan “obezite” ve yeterli yok edilemeyen şeker ve eksik insülin üretimi nedeniyle “diyabet” baş göstermektedir.

Diyabet türlerine gelince; yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, aşırı alkol tüketimi ile tütünlü maddelerin kullanımıdır. Dışsal faktör: Ailede geçirilmiş hatalık öyküsü kalıtımsal olup, dışsal faktördür.

Yazar: Duygu Zafar