Empati Yeteneğimizi Nasıl Artırabiliriz?

Empati konusunda şimdiye kadar birçok şey duymuşuzdur; ancak bu yazıda empatiye biraz daha farklı açıdan bakabilme imkanı yakalayacağız.

Harvadlı ünlü bir psikolog olan Steven Pinker, empati konusuna şu açıdan yaklaşıyor: Empatiyi bireylerde artıran en büyük etken ”Sevimlilik” tir. Burada sevimlilikten kastedilen bildiğimiz dış görünüşe dayanan, mesela büyük gözlü olmak, büyük kafalı olmak ve küçük göreli sevimli bir yüze sahip olmak… Pinker, ayrıca yapmış olduğu kayda değer bir analizinde, Empati konusunda profesyonel girişimcilik karakterine sahip olan kurumların bu konuya gerektiğinden biraz daha fazla önem verdiğini birçok alanda fark edildiğinden bahsetmiştir. Örneğin çoğu hayır kurumları yardım toplamak istediklerinde afişlerinde veya sloganlarında ekseriyetle çocuk resimleri kullanırlar ve bunun bireylerde empati kurma kapasitesini artırması beklenir ve tahmin edildiği üzere de hemen hemen hepsinde başarıya ulaşılır. Aynı şekilde bir başka organizasyonda ”Panda” resimleri kullanılarak insanlardan bekledikleri ilgi toplanmaktadır.

6198_nug7v

Perspektifimizi biraz yana kaydırıp şu açıdan da bakarsak bu konuya hak vermek pek olasıdır: Diğerlerine göre göreli olarak daha sevimli olan çocukların, öteki çocuklara nazaran evlat edinilme sayıları çok daha fazladır. Pinker’ın tartışmaya açık bir savı ise, bebek yüzlü suçluların diğer suçlulara nazaran daha hafif cezalar aldığı yönünde. Eğer doğuştan gelme ayrıcalıklı bir güzelliğiniz yoksa mahkemeye çıkmadan önce tıraş olup, düzgün giyinmekten başka yapabileceğiniz pek bir şey kalmıyor. İşin şakası bir yana Pinker, bu örnekleriyle bize empati konusuna farklı bir açıdan bakma şanşı sunuyor. Aynı zamanda Kaliforniya üniversitenin yapmış olduğu bir araştırmada, refahın empati kurma kabiliyetini engellediği ortaya koyuluyor. Lüks arabalara sahip olan sürücüler trafikte diğer motorlu araç sahiplerine yol vermeme, hatta onların haklarını çiğneme konusunda oldukça ileri giderler. Aynı şekilde yaya geçidinde yayaların geçiş haklarına saygı göstermemek konusunda da listenin ilk sırasında yer almaktalar. Ayrıca, refah sahibi insanların kalp atış hızlarının, kanserli bir çoçuk videosu izlediklerinde diğer insanlara kıyasla daha az etkilendiğini araştırmalar ortaya koymuştur.

Geçen sene Michael W.Kraus ve Bennett Callaghan tarafından yayınlanan bir makale de oldukça çarpıcıdır. Amerika’daki bir istatistiğe göre Amerikalıların en zengin kesimin yüzde 20’si kayda değer bir şekilde, yüzde 20’lik en fakir Amerikan vatandaş kesimine göre çok bariz bir şekilde hayır kurumlarına daha az yardımda bulunuyor. Bunu fakir insanların aynı koşullara sahip olan insanlara karşı daha fazla empati kurabilmesi olarak açıklayabiliriz.

Peki empatimizi nasıl artırabiliriz?

Kaliforniya üniversitesinden bir başka uzman ise yapmış olduğu tespitte, sürekli kötü ve dram dolu insanları düşünen ve onların hayatlarını anlamaya çalışan insanların, beyinde şefkat kurma ile doğrudan bağlantılı olan sinir hücrelerinin çok gelişmiş olduklarını ortaya koymuştur. Bunun yanında, yoga, meditasyon, dua gibi aktiviteler empati kurma yeteneğimizi yukarılara taşımaktadır. Doğada seyahate çıkmak, hayır kurumlarında gönüllü olmak, komşu veya yakın ülkeleri ziyaret edip faklı kültürdeki insanlara karşı da empati kurabilmek bize dünyayı daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Empati yeteneğimizi doğuştan almayız, adı üstünde bu bir yetenektir ve üzerinde çalışarak oldukça başarılı sonuçlar elde edebiliriz.

Kaynakça:
1)http://www.nytimes.com/2015/01/29/opinion/nicholas-kristof-how-do-we-increase-empathy.html?src=me&_r=0
2)http://www.pnas.org/content/109/11/4086.full
3)http://www.scientificamerican.com/article/how-wealth-reduces-compassion/

Yazar: Ihsan Taskin