Eski Çağlarda Tıp ve Tıbbın Gelişmesinde Katkısı Olan Medeniyetler

4831_kafa_yariklariTıp, insan oğlunun var olmasından itibaren başlayarak günümüze kadar gelişerek gelmiştir. Her toplumun tıp alanında gelişimini farklı boyutlarda göstermiş, bazı toplumlar günümüzde bile ilkel tıpta kalmıştır.

Tarihsel süreçte en hızlı gelişen bilim alanları arasında tıp olmuştur. İnsan biyolojik yaşamını merak etmiş; hastalıklar, ölümlere karşı koymak istemiştir. Tarihe bakacak olursak büyü, sihre olan inançtan öte deney, gözlem ve sonuç çıkarma yöntemlerini daha çok dikkate alınmıştır. Tarih öncesi döneme ait yapılan kazılarda bulunan kafatası ve iskeletlerde birçok cerrahi aletle delindiğine ve açılan o deliğin pozitif yönde etkilendiği, yaraların iyileştirdiği, kırıkların düzeldiği, gözlenmiştir. Bu gözlemler sonucu ayrıca çeşitli bitkilerden ilaç ve merhem yapıldığını söyleyebiliriz. Tarihsel süreçte kazalarda, tıbbın gelişmesinde yardımcı olmuştur.

Tıbbın gelişmesinde önemli merkezlerin bazıları aşağıdaki belirtilmiştir:

*Mısır Tıbbı

Mısır tıbbında en büyük hekimleri arasında gösterilen İmhotep, M.Ö. 3.000’li yıllarda yaşamıştır. Firavun Zoser’in veziridir. Aynı zamanda fizikçi, mimar ve astronomdu. İmhotep bazı büyük piramitlerinde mimarıdır. Bu kadar geniş alanlarda kendisini geliştirmiş olması, o dönemin en önemli bilim adamları arasında gösterilmesine neden olmuştur. Ve tıbbın tanrısı olarak anılmıştır. Mısır’da başka bir hekim ise İris’tir. İris, Milattan önce 2500’lü yıllarda yaşamış sarayın başhekimliğini yapmıştır. Mide, bağırsak ve göz hastalıklarında uzmandır. Alanlarında dönemin en iyi hekimleri arasındadır.

4831_acl2

M.Ö. 1600’lü yıllarda Mısır’ın askeri ve siyasal bakımdan en güçlü olduğu dönemde yazıldığı düşünülen 8- 10 tane papirüs bulunmuş; Gardiner, Smith, Ebers gibi önemli isimler de yer almıştır. Ebers papirüsün, her hekimin elinin altında bulunması gerektiği düşünülerek yazılmıştır. İlk el kitabı olarak bilinen Ebers papirüsü, tıp alanın önemli bilgiler ve detaylara yer verilmiştir. Örneğin hastanın her iki burnunda kan geleceğini ve boynun sertleşeceğini anlatılmış. Ayrıca aynı bölümde beyin zarı, beyinomurilik sıvısı, beyin kıvrımları tanıtılmaktadır. Gözlemde Smith papirüsünde, hekimin beyine kadar işleyen yaralanmayı gözlenmesi şaşırtmıştır. Mısır, tıp alanında büyük başarılar sağlarken ve tıp gelişiminde önemli rol oynarken, M.Ö. 1500’lü yıllarda eski gücünü kaybederek tıp ve diğer alandaki gelişmelerini hızla yitirmeye başlamıştır.

*Mezopotamya’da Tıp

Mezopotamya’da bölge kültürü, tarihi ve arkeolojisi hakkında bilgi bulunmasına karşın tıp hakkında çok bir bilgi yoktur. Bunun sebebi usta-çırak anlayışı vardır. Usta bilgileri sözlü olarak çırağa anlattığı için yazılı bir belge kalmamıştır. Mezopotamya’da tıp denilince akla Sümer, Asur ve Babil gelir. Mezopotamya’da tıpta gelişiminden daha çok, tıp yasaları olarak bilinen ödüllendirme ve cezalandırma yöntemleri dikkat çeken belgeler ortaya çıkmıştır. Mezopotamya’da o dönemin tedavi ve hastalık tanı yöntemleri bazıları şöyledir.Suyla ile zeytinyağı karıştırıp çıkan şekle göre yorum yapılır. Koyun, keçi gibi hayvanların kalp mide, böbrekleri incelenerek yorum yapılır.
Nazarlık kullanımı gibi tedavi ve hastalık teşhis yöntemleri bunlardır.

*Hititler’de Tıp

4831_tip-koklerini

Hititler tıpta geri kalmış, çok ileri gidememiştir. Hatta Mısır ve Mezopotamya’nın gerisindedir. Tıp ve hastalıklarla ilgili bulunan tablet yazıları 22 tanedir. Bunların çoğu; büyü, sihirdir. Hastalarının bu yöntemler ile düzeleceğine inanmıştır. Hastalıkların tanrı gazabından geldiği inancına sahiptirler. Bu durum tıpın gelişmemesine etken olmuştur. Halk sağlığına önem vermeleri dikkat çekmiştir. Su kaynaklarının temiz tutulması, dinsel törenlerde temizliğe ve yıkanmaya önem vermeleri dikkat çeken hususlardır. Hitit tıbbının, dinsel açıdan ağır basması gelişmesine en büyük engelidir. Bu yüzden deneysel niteliği olan Mısır tıbbından daha çok inanç yönleri ağır basan Mezopotamya tıbbına benzediği anlaşılmıştır.

*Homeros Devrinde Tıp

Homeros devrinde tıp, Ege’nin çok erken dönemlerinde başlamıştır. Tıp ve hekimlik alanında geliştiğini İzmir’li Homeros ve Bodrum’lu tarihçi Herodotos’un ünlü yapıtlarında görüyoruz. Homeros devrinde Mısır ile konularda da bilgi alışverişi olmuş tıp alanında gelişim göstermiştir. Milattan Önce 2000’li yıllarda kahraman savaşçılar, savaş esnasında arkadaşlarının yaralanmasına veya gelebilecek olası kazalara karşı tıp eğitimini küçük yaşlardan itibaren almışlardır. Homeros devrinde hekim olarak yetişecek her adayın Gymnasion eğitimini geçmesi gerekmektedir. Gymnasion eğitiminin içerisinde; coğrafya müzik, felsefe, beden eğitimi gibi birçok konuyu öğrenmesi gerekiyordu. Sadece bunları yapmak yeterli değildi. Aday hekimler, ünlü hekimlerin yanında en az 6 yıl kadar eğitimini almak zorundadırlar. Baba mesleğini almak isteyen hekim çocukları da babalarının yanında öğrenimi tamamlamaktadırlar. Yani bu dönemde usta-çırak ilişkisinde söz edebiliriz. Alkmaion, beynin yönetim merkezini tüm duyu organlarıyla bağlantısı olduğunu ve ruhun ölümsüzlüğünü doktrinde ilk kez belirtmiştir. Anadolu’nun önderliğini yaptığı İnonia’lo filozof ve matematikçilerin de katılarak büyük bir katkı sağlamıştır. Bizzat Mısır bilim adamları da katılmıdığı yerde yeni sentezler ortaya koyulmuştur.

Efsanevi başka bir hekim olan Asklepios, adına 320 ayrı kentte tapınaklar yapılmıştır. Kendisini tanrı olarak bilinir. Asklepios’un tanrı oğlunun Apollon’un oğlu olduğuna inanılır. Ölüleri diriltmeye gibi özel yetenekleri olduğuna inanılır, ancak doğa düzenini bozacak olmasına karşın büyük tanrı Zeus’u kızdırıp yıldırımlara maruz kaldığı rivayeti edilir. Anadolu inançlarına göre ölümsüzlük reçetesini ‘sarmısak’ bitkisine düşürmüş, ölümsüzlüğü o bitkiye geçmiştir.

Hygieia, Asklepios’dan hekimlik sanatını öğrenmiş, hijyen kelimesinin mimarisi olmuştur. Tapınaklarda eğitimler verilmiştir. Bu eğitimler özellikle tapınaklarda; hamam, terletme, müshil yolu ile iç temizleme, telkin geleneği ve rüya yorumlamasıdır. Hekimler maaşlarını o dönemde yönetimden alır ve halk tarafından tahıl yardımında bulunulurdu. Hekim ayrıca hastayı evlerde bakar bu sayede hastayla daha çok vakit geçirme olanağı sağlardı. Hastalar İatreion ve Taberna denilen yerlerde de bakılırdı. Hasta bakılan yer; bol güneş alan, havadar olmak zorundadır. Hekimle hastanın oturduğu yer eş yüksekliktedir. Roma döneminde yatağa yada sedire uzanıp muayene edilmeye başlanmıştır.

Anadolu’da tıbbın gelişmesindeki en önemli etken sihir, büyü gibi şeylere çok itibar gösterilmemesidir. Ayrıca geometri, coğrafya, felsefe ve etik dersleri izlemiş olmalarıdır. Ve Gymnasion temel eğitimlerini bitirmeleridir. Hekim adaylarının, belirtilenleri eksiksiz yapmaları tıbbın gelişmesinde temel neden olmuştur.

Yazar: Ismet Göksel Berber