Evliya Yatağı “Harput”

4713_harput_kElazığ şehrinin merkezinde bulunan Harput; bir tepe üzerinde kuruludur. Tarihi milattan öncesine kadar dayanır. Harput, 1085 yılında Türklerin eline geçmiş ve bu tarihten sonra sırayla İlhanlıların, Dulkadiroğullarının, Akkoyunluların, Safevilerin eline geçtiyse de, 1516 Çaldıran Savaşından sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Geçmişte bölgede Türkler ve Ermeniler birlikte yaşamıştır. O dönemdeki Ermeni nüfus azımsanmayacak ölçüdedir. 1915 yılından sonra bölgede bulunan Ermeniler, Suriye’ye ve Halep’’e göç etmek zorunda kalmıştır. Günümüzde Harput, çok sayıda turist çeken bir beldedir. Gezilip görülmeye değer güzelliklerden birisidir. Çok sayıda tarihi esere ev sahipliği yapan Harput’un tarihi yansıtan kalesi, türbeleri ve camisi mevcuttur. Arap Baba türbesi en çok bilinenidir. Ayrıca Harput kalesinin de halk arasında anlatılan bir öyküsü vardır. Bu öyküler ayrı bir tat katmaktadır Harput’a. Harput’un her sokağında tarihin izlerini görmek mümkündür.

Harput Kalesi

Harput kalesinin diğer adı süt kalesidir. Bunun nedeniyse kale yapılırken su sıkıntısı olması ve su yerine harcın içine her ne hikmetse, o yıl bol süt veren ineklerin sütünün konmasıdır. Halk arasında anlatıla gelen efsanesi bu şekildedir.
Kale dikdörtgen şeklindedir. İç ve dış kaleden oluşmaktadır. Dönem dönem onarım görmüştür. Günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

4713_arap_baba (1)Türbeler

• Arap Baba Türbesi

Arap babanın hayatı hakkında çok fazla bilgi yoktur. Harput’u fethetmeye gelen komutanlardan biri olduğu söylenir. Aynı zamanda da çok büyük bir veli olduğundan bahsedilir. İnsanları İslamiyet’e davet etmek için sık sık vaazlar verdiği söylenir.

Arap Baba türbesi 1279 tarihinde yapılmıştır. Arap baba türbesinin en önemli özelliği Arap Baba’nın naşının, günümüze kadar bozulmadan gelmesidir. Mumyalanmadığı halde naşın bozulmaması bugün bile bir sır niteliğindedir. Günümüze kadar yaklaşık yedi yüz yıldır bozulmadan gelmesinin nedeni, bilim adamları tarafından hala araştırılmaktadır. Naaş camdan yapılmış bir camekânın içinde sergilenmektedir. Geçmiş dönemde camekân açıkça sergilenirken günümüzde camekânın üzeri yeşil bir örtü ile kapalıdır ama görmek isteyenler için örtü kaldırılmakta, bozulmayan naaş gösterilmektedir. Başı gövdesinden ayrıdır. Bunun nedeniyse; zamanında yağmurun yağmadı kıtlık olan bir dönemde kadının biri rüyasında eğer Arap Baba’nın başını kesip suya atarsa yağmur yağacağını görür. Bunun üzerine kadın Arap Baba’nın türbesine gider. Arap Baba’nın başını keserek suya atar. Gerçektende yağmur yağmaya başlar; ama bu kez de durmak bilmeyen yağmur, felakete neden olmaktadır. Kadın rüyasında Arap Baba’nın başını alıp yerine koyması gerektiğini görür. Kadın başı yerine koyunca yağmur diner. Felaket sona erer. Halk arasında bu şekilde anlatılır.

•Fetih Ahmet Baba Türbesi

Türbe Harput’a iki kilometre uzaklıktadır. Türbe altıgen planlıdır. İçinde sandukalık vardır. Üzeri yeşil örtülerle kaplıdır. Türbenin yanında mescidi vardır.

• Mansur Baba Türbesi

Türbe sekizgen planlıdır. Kesme taşlardan yapılmıştır. Türbede dört sanduka mevcuttur. Sandukaların Mansur Baba, karısı, kızı ve oğluna ait olduğu bilinmektedir.

Camileri

*Ulu cami
Cami dikdörtgen şeklindedir. Minaresi eğridir. Tuğlalar sadece yapıyı süslemek için kullanılmıştır. Anadolu’nun en eski yapılarından birisidir.

*• Ağa cami
Zarif minaresi ile dikkat çeker. Kubbesi zaman içinde onarım görmüştür.

• *Sara Hatun cami
Akkoyunlu hükümdarı Bahadır Han’ın annesi Sara Hatun tarafından yaptırılmıştır. Kare şeklindedir. Minaresi iki renk kesme taştan yapılmıştır.

*Alacalı cami
Dikdörtgen planlı ve küçük bir camidir. Minaresi şerefeye kadar siyah ve beyaz taşlarla süslenmiştir. İsmi de buradan gelmektedir.

• *Kurşunlu cami
Osmanlı döneminde yapılan en güzel camilerden biridir. Minaresi kesme taştan yapılmıştır. Kubbelerinin üzeri kurşunla kaplıdır.

Kaynakça:
vikipedia, elazığ valiliği sitesi, meydan laorusse

Yazar: Ilham Göl