Felsefeyle Tanışma

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Felsefenin Ortaya Çıkışı

Felsefe Yunanca kökenli olup philioso ve sophia kelimelerinin bir araya gelmesiyle oraya çıkmıştır. Philiosophia bilgelik sevgisi anlamına gelmektedir. Felsefenin Antik Yunan’da M.Ö 6. yy’da ortaya çıktığı bilinmektedir. Antik Yunan’ın sosyo-ekononik koşullarının uygun olması felsefenin burada ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

Felsefe Neden Antik Yunan’da Ortaya Çıkmıştır?

Antik Yunan’da daha esnek bir kölelik sisteminin olması ve demokratik bir yaşamın varlığı söz konusudur. Aynı zamanda Antik Yunan’da politeizm (çoktanrıcılık) hakim olduğu için insanlar inancı konusunda daha özgürdür. Örneğin Antik Mısır’da bulunan Firavun Tanrı-Kral olarak hem yönetimi hem de dini tek bir elde tutmaktaydı.
Antik Yunan’ın ekonomik geliri ise Ege Denizi kıyılarında yapılan ticaretle sağlanıyordu. Ticaret ilişkisinin burada gelişmiş olmasıyla beraber maddi olarak insanların rahat olması ve boş zaman bulabilmeleri evreni ve hayatı anlama çabası içinde olmalarına imkan sağlamıştır.

Felsefenin Özellikleri:

Felsefe hayatı, evreni, ,insanı ve doğayı anlama çabasıdır. Sürekli sorma ve sorgulamaya dayalıdır.
Felsefe bir bilim değil, disiplindir.
Felsefe evrenseldir. Yani tek bir topluma mal edilemez.
Felsefe subjektiftir. (Özneldir).
Felsefe sorulara dayalı olduğundan yığılarak ilerler. Buna felsefede kümülatif denilmektedir.
Olayları ve varlığı tek tek incelemek yerine bir bütün olarak inceler ve varlığa tümel yaklaşır.
Akla ve mantığa dayalıdır.
Felsefe diğer bilimlerin ortaya çıkmasına yardımcı olmuştur.
Felsefe merak duygusu ve bilme arzusu sonucu ortaya çıkmıştır.

İnsanların felsefeyle tanışması aynı zamanda doğayı sorgulamasıyla olmuştur. Bu nedenle ilk filozoflarımız doğa filozofları olarak bilinir.

Doğa Filozofları

Doğa filozoflarının ana madde ”arkhe” sorunu üzerinde odaklandıkları bilinmektedir. Thales bilinen ilk doğa filozofudur ve evrenin arkhesinin su olduğunu bildirmiştir. Nil Nehri kıyılarında yaşayan Thales başta yaşadığı çevre olmak üzere her şeyin su sayesinde hayat bulduğunu savunmuştur. Anaximenes ise evrenin arkhesinin hava olduğunu savunarak ikinci önemli doğa filozofudur. Heraklitos ise felsefede derin bir yer edinmiş ve ateşin evrenin ana maddesi olduğunu, evrenden hiç bir zaman yok olmayan ateşin her daim evrende izlerinin kaldığını belirtmiştir. Anaxagoras ise evrenin ana maddesinin spermatalar olduğunu tohum ve spermin canlıların özü olduğunu ve bu spremlerin, tohumların her zerresinde şifrelerin olduğunu bildirmiştir. Tüm bunların ise bir araya gelmesiyle evrenin ilk nedeninin yani ana unsurunun olduğunu savunan Empedokles ”karışım” cevabını vermiştir. Demokritos’a göre arkhe; atomlardan meydana gelmiştir. Matematiğin temelini atan Pisagor’a ise evrenin arkhesi sayı olarak belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi felsefede bir arkhe sorusununun bile bir çok cevabı vardır. Buradan da yola çıkarak felsefenin temelinde cevabın net olması değil, farklı fikirlere yer verilmesi hayata yeni bir pencereden bakılması ve yeni bakış açılarının kazandırılması önemlidir.

Kaynakça:
11. sınıf felsefe ders kitabı (MEB)

Yazar: Soner Bahşi