Football Manager 2012 İncelemesi

Okuma Süresi: 5 Dakika  | Yazdır

2004 yılında, o zamanların efsane manajerlik oyunu Championship Manager’ı çıkartan Eidos ve Sports İnteractive, şok bir kararla ayrılmışlardı. Bu durum o yıllardaki Championship Manager hayranları için bir şok yaşatsa da, bir yıl sonra; 2005 yılında Eidos’dan ayrılan Sports İnteractive’in çıkarttığı Football Manager 2005 oyunu, menajerlik oyunları alanında yepyeni ufuklar açmıştı. Böylece serinin hayranlarının korktukları gerileme şöyle dursun, bu alanda her iki firma da (Eidos, Sports İnteractive) çıkarttıkları iki farklı seri ile menajerlik oyunları adına çok güzel işlere imza attılar. Eidos, yoluna yalnız devam edip Championship Manager serisini çıkartmaya devam etti. Sports İnteractive’in 2005-2011 yılı arasında çıkarttığı tam 7 Football Manager ise, “abisi” Championship Manager’ın önüne geçmişti. Artık herkes, menajerlik oyunlarının geldiği yeri görmek adına Football Manager 2012’yi bekliyordu. Nitekim Football Manager 2012 oyunu çıktı. Şimdi menajerlik oyunlarının geldiği yeri görmek adına oyunu bir de biz inceleyelim.

Oyunu ana giriş ekranı yukarıdaki gibi. Burada new game diyerek yeni bir kariyere adım atıyoruz. Oyuna başlarkenki diğer ayrıntılar 2011 oyunundakinden pek de farklı değil. Takımımızı seçtikten sonra oyuna başlıyoruz.

Bir kariyerde esas olarak iki ana ekran var. Bu ana ekranlardan birisi yukarıdaki gibi kulübün ana ekranı. Bu sayfada kulübün geçmiş lig başarıları bir grafik halinde görülebilir. Bunun dışında kulüp ve personel bilgileri, son yaptığınız 5 maçın sonuçları, stadyumunuzla ilgili bilgiler, formalarınız ve kaptanlarınızı görebilirsiniz. İkinci ana ekran ise sizin yani menajerin ana sayfası ki bu sayfada da; gelecek maçın tarihi, hava durumu vs., fikstürdeki oynanmş ve oynanacak maçlar, lig tablosu, kadro durumu ve gelen kutusuna özet bir bakışı içerir.

Maç hazırlık ekranı, ya da bizim bildiğimz adla taktik ekranı konusunda birkaç yenilik göze çarpıyor. Mesela artık maç günleri takımın nasıl ve neye göre antrenman yapıp, hangi konuya odaklanacağını seçebiliyorsunuz. Seçeneklerimiz arasında ekip çalışması, ofansif hareket, defansif hareket, ofansif duran toplar ve defansif duran toplar. Örneğin takımınız duran toplardan çok gol yiyorsa maçlardan önce takımın defansif duran top çalışmasına odaklanmasını sağlayabiliyorsunuz. Bunun dışında oynattığınız taktiğe takımınız ne kadar adapte olmuş görebiliyorsunuz, yedek taktikler oluşturup, oyuncularınızın maçtan önceki çalışma yükünü ayarlayabiliyorsunuz.

Antrenman konusunda yapılan en büyük geliştirme; antrenörlerin katkısını artık daha doğru ve kesin bir şekilde görebilmemiz. Takımınızdaki antrenörlerin teknik, taktik, ofans, defans… gibi antrenman kategorilerine ne kadar katkı yaptığını gösteren yıldız derecelendirmesi, çok daha kesin olmuş ve antrenörler oyuncu gelişimi ve takım formuna çok daha keskin etkiler etmeye başlamış. Bu da bizi daha yüksek yıldız derecesiyle antrenman yaptıran personeller aramaya ve bulduğumuz personelden en iyi verimi almak için saatlerce antrenman kategorisinde tutmaya yetiyor.

Football Manager’ın 2012 de geliştirdiği bir başka alan da mesajlar bölümü. artık tüm mesaj ve haberler tamamıyla tek sayfadan yönetiliyor ve abone olma istediğiniz konuları da bu ekrandan seçiyorsunuz. Bir turnuvaya, lige veya tek bir takıma, hatta bir oyuncuya bile abone olup, sadece abone olduğunuz konu hakkında haberler alabiliyorsunuz. Ayrıca haberler ekranına ek olarak Transfer Merkezi ekranı da yukarıdaki çubuğa, bildirim uyarısı gelecek şekilde konmuş. Transfer ekranı demişken; 2012’de bizi tamamıyla gelişmiş bir transfer ekranı karşılıyor. artık size gelen ve sizin yaptığınız tüm teklifler tek bir ekrandan kontrol edilebiliyor. Bu ekranla ilgili bildirimler de yukarıda bahsettiğim gibi üst çubukta uyarı şeklinde bize görünüyorlar.

Şimdi gelelim Football Manager’ın eski serilerinden en önemli farklarına. Bu farklar ile 2012, önceki serilere göre büyük bir atılım yapıp, menajerlik oyunlarına yeni bir soluk getirmiştir. Bu farklardan ilki ve belki de en önemlisi; oyun ilerledikçe eklenebilir liglerdir. Böylece oyuna başlarken seçtiğiniz liglere bağlı kalmadan dilediğiniz lige transfer olup oradan bir takım yönetebilirsiniz. Örneğin oyuna sadece bir ligle başlayıp oyunda yıllarca ilerlemiş de olsanız, yeni bir lig açıp bu ligden bir takım yönetebilirsiniz. Ama dikkat edilecek bir nokta var; açtığınız lig ancak sezon sonunda aktifleşiyor. İkinci büyük fark ise takım konuşmaları. Artık takım konuşmalarında mimiklerinizi ve ses tonunuzu da kontrol edebiliyorsunuz. Hırslı, agresif, sakin, ilgisiz gibi ses tonu ve mimiklerden o maç için en uygununu bulup kullanmaya çalışmak, üstüne bir de oyuncuların bu konuşmalara anlık tepki vermesi oyuna hoş bir hava ve gerçekçilik katmış.

Oyunun bunca artısına rağmen, eksi yönleri de mevcut. Örneğin 3D maç motoru hala vasatın altında. Oyuncuların kayarcasına ilerlemesi, kalecilerin hareketlerindeki saçmalıklar, paslardaki ve şutlardaki orantısızlıklar hala mevcut. Tribünlere seyirciler eklenmiş olsa da bu grafikler de yeterli düzeyde değil ve gerçekçilikten uzak. Fakat en azından özellikle derbi maçlarda seyircilerin tribünlerde yaktıkları meşaleler hoş bir ayrıntı olmuş. Bir başka eksi yön ise her yıl ki gibi transferler. Siz yıldız bir oyuncu transfer etmek istediğinizde istenilen bonservis ücretleri astronomik rakamlara ulaşırken, aynı yıldız oyuncu sizin takımınızdayken yapılan teklif en fazla değerinin iki katı oluyor. Kendi deneyimlerimden örnek vereyim; Real Madrid’le oynarken Hulk için 149 milyon euro gibi bir bonservis istenirken, Porto ile oynarken aynı oyuncuyu 25 milyon euroya zor satıyorsunuz. Oyundaki bu transfer “bug”u bir türlü giderilemedi.

Football Manager, ilk çıktığından beri menajerlik oyunlarını her zaman bir üst seviyeye çıkaran bir oyun olmuştur. Football Manager 2012’de bu kuralı bozmamış ve manajerlik oyunlarına büyük katkılar yapmıştır. Elbette eksileri ve artıları olabilir ancak temele bakıldığında ciddi anlamda menajerliği sizlere en iyi şekilde sunuyor ve piyasadaki en iyi manajerlik oyunlarından biri olma ünvanını sonuna kadar hakediyor.

Yazar: Gazanfer TUFAN