Gazel Nedir?

Tek kafiyeli nazım şekilleri arasında sayılan gazel, Arapça “”kadınlarla sevgi üzerine konuşmak, söyleşmek”” anlamına gelmektedir. Arap Edebiyatı’ndan Türk Edebiyatı’na geçen gazel, önceleri kasideler içinde bir bölüm olarak kaleme alınmaktaydı. Daha sonra müstakil olarak kullanılmaya başlanmış ve yedinci yüzyıldan itibaren gazel başlığı altında sayısı şiirler kaleme alınmıştır.

Gazelin kafiye şeması “aa ba ca da …” şeklindedir. Görüldüğü üzere birinci beyit “aa” şeklinde birbiri ile kafiyelidir. Bu nedenle gazelin ilk beyitine “matla” denir. Matladan sonraki beyite “hüsn-i matla” denir. Gazelin son beyitine ise “makta” denir ve maktadan hemen önceki beyite ise “hüsn-i makta” denir. Söz konusu beyitler mutlaka maktadan ve matladan güzel olmalıdır. Gazelin en güzel beyitine ise “Beytü’l Gazel” ya da “Şah Beyit” denir.

Gazeller edebiyatımızda genelde 4 – 15 beyit arasında yazılmışlardır. Kesin bir sınır olmamakla birlikte 5, 7, 9, 11 gibi tek sayılı beyitlerle kaleme alınan gazeller mevcuttur. Ancak, bunun yanı sıra, 15 beyiti aşan gazeller de yazılmıştır. Bu şekilde uzun gazellere ise Gazel-i Mutavvel denir. Türk Edebiyatı’nda, özellikle Seyyid Nesimi ve Ahmedî’de Mutavvel gazeller göze çarpmaktadır. Şairler kimi zaman matla mısralarından birini gazelin sonunda tekrar ederler, bu duruma “Reddi-i Matla” adı verilir. Matla beyitinin yanı sıra başka bir beyit de aynı şekilde gazelin sonunda tekrarlanabilir, bu duruma ise “Redd-i Mısra” denir.

5950_fuzul,

Divan Edebiyatı’nda şairlerin mahlas kullanmaları da bir geleneği ifade etmektedir. Şairler kendi isimlerinden farklı olarak başka bir ismi şiirlerinde kullanırlar, bu duruma “”Tahallüs Etme”” denir. Şairlere mahlasları bazen usta bir şair tarafından, bazen memleketleri ile ilişkilendirilerek konulur. Şairlerin kullandıkları bu mahlaslar Mahlasnâme adı verilen bir şiirler edebiyat camiasına duyurulur. Şairin şiirde adını, mahlasını söylediği beyite Tahallüs denilir. Bu beyit makta, yani son beyit olabileceği gibi, maktadan önceki beyit de olabilir.

Gazelin en önemli özelliklerinden biri beyit güzelliğidir. Gazellerde bu güzelliği sağlamak amacıyla beyitler vezin ve kafiyenin yanı sıra anlamlarıyla da bir uyum halinde yazılır. Böyle gazellere Yek- âhenk gazel denir. Bu durum bazen Yek-‘avâz gazel ile karıştırılır. Yek-âvâz gazel, bütün beyitler aynı güçte ve güzellikte söylenmesidir.

Tüm bu gazel türlerinin yanı sıra Divan Edebiyatı’nda aşağıda tanımları ve özellikleri verilen farklı gazel türleri de bulunmaktadır.

Müzeyyel Gazel: Zeyl kelimesinden gelmektedir ve arttırılmış anlamında kullanılır. Şiirde ise şairin bazen gazel içinde mahlasını söyledikten sonra birini övmek için şiirine yaptığı eklemedir. Bu şekilde arttırılarak yazılan gazellere müzeyyel gazel denir.

•Mülemmâ Gazel: Şairlerin gazellerinde Türkçe, Arapça ve Farsça dillerinden en az ikisine ya da tamamına ait kelimeleri bir arada kullanmalarıdır.

Müşterek Gazel: İki şairin ortaklaşa söyledikleri gazellere müşterek gazel denir.

Musammat Gazel: İç kafiye ile yazılan gazellere denir. Bu tür, iç kafiyelerden bölünür ve bunun sonucunda murabba’ şekli ortaya çıkar.

Mükerrer Gazel: Edebiyatımızda az kullanılmakla birlikte her mısrada aks sanatının yapıldığı gazellere denir.

Nâ-tamam Gazel: 3-4 beyitlik küçük gazellere denir.

Gazel-i Muvaşşah: Akrostiş şeklinde kaleme alınan gazellere denir.

Konularına Göre Gazeller:

1. Aşıkâne Gazel: Aşkın verdiği hazzı, mutluluğu, ayrılığın verdiği elemi, acıyı anlatan, sevgilinin vefasızlığından yakınmayı konu edinen gazellerdir. Fuzuli, bu gazel türünün en önemli şairidir.

2. Rindâne Gazel: Rind, dünyadan zevk alan, eğlenceye içkiye, zevke, sefaya düşkün ancak kendi dünyasında ahlak üstü bir duruma erişmiş kişidir. Söz konusu durumların konu edildiği gazellere ise Rindâne Gazel denir. Rindane Gazel denilince edebiyatımıza ilk olarak akla Baki gelmektedir.

5950_baki

3. Şuhâne Gazel: Kadını, kadın güzelliğini, aşktan duyulan zevki konu alan gazellere denir.

4. Hikemi Gazel: Ahlâk ve edebi konu edinen bu konularda öğüt veren, hikmet bildiren gazeller denir.

5. Sofiyâne Gazel: Tasavvufu, dini inançları, tarikat sistemlerini ele alan gazellere denir.

Aşağıda, Divan Edebiyatı’nın en önemli gazel şairlerinde biri olan Fuzuli’’nin gazeli örnek verilmiştir;

Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

Kamû bîmârınâ cânan devâ-yî derd eder ihsan
Niçin kılmaz banâ derman benî bîmâr sanmaz mı

Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı

Şeb-î hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım
Uyârır halkı efgaanım karâ bahtım uyanmaz mı

Gül’î ruhsârına karşû gözümden kanlu âkar sû
Habîbım fasl-ı güldür bû akar sûlar bulanmaz mı

Değildim ben sanâ mâil sen etdin aklımı zâil
Bana ta’n eyleyen gaafil senî görgeç utanmaz mı

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

Türk Edebiyatında Gazel:

Türk Edebiyatında ilk olarak Divan-ı Hikmet’te Ahmet Yesevi tarafından kalem alınan gazel, daha sonra Anadolu’da Hoca Dehhani tarafından yazılmıştır. Hoca Dehhani’’nin 9 adet gazeli mevcuttur. Gazelin Anadolu coğrafyasında yayılmasını ise Mevlana sağlamıştır. Gazellerini Farsça yazan Mevlana, buna rağmen şairler tarafından büyük bir örnek olarak görülmüştür.

5950_397739-3-4-11ce8

Daha sonra gazel edebiyatımızda oldukça yaygın bir nazım şekli olmuştur öyle ki gazeli olmayan şair çok azdır. 14. yüzyılda Kadı Burhaneddin ve Seyyid Nesimi dikkat çekerken 15. yüzyılda kasideleri ile bilinen Ahmet Paşa’’nın ise 352 adet gazeli mevcuttur. Osmanlı Devleti’’nin şair padişahlarından Fatih Sultan Mehmet’’in de gazelleri edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Necati Bey, Hayali Bey, Yahya Bey, Fehim-i Kadim, Vecdi, İsmeti diğer önemli gazel şairleridir.

Edebiyatımızın son büyük gazel şairi ise Şeyh Galip’’tir. 331 adet gazeli ile Şeyh Galip’’ten itibaren bu ustalıkta başka bir şair daha yetişmemiştir. Gazel yazan şairler olmuş ancak dikkat çeken, nitelikli gazeller kaleme alınmamıştır.

Kaynakça:
Haluk İpekten, Eski Türk Edebiyatı, Dergah Yayınları, 2007, İstanbul

Yazar: Canan Yıldırım