Gebelikte Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Hususlar

Hayatımızın en önemli kısımlarından birisi gebelik sürecidir. Bunun nasıl ne şekilde ilerleyeceğini tam olarak kestiremeyiz. Bu nedenle gebe kalsak bile bunun sonradan olumsuzluklarını yaşayabiliriz. Sürekli aklımızı karıştıran ve bizi düşündüren durumlar ile karşılaşabiliriz. Her şey tam yolunda iken bir aksilikler gelip bizi bulur. Bu nedenle sizlere 6 aşamada gebelik riskleri ,tavsiyeleri ve bakım önerilerinden bahsedeceğiz. Bakalım bunlar tam olarak nelermiş hep birlikte bilgilenelim.

Dış Gebelik Kimlerde Daha Sık Görülür?

Dış gebelik diğer adı ile ektopik gebelik olarak bilinir. Sperm ve oositin birleşmesi sonucu meydana gelmektedir. Yumurta hücresi normal yerde yerleşmez. Yani rahim dışında oluşan bir olaydır. Bu sperm fallop tüpünde yerleştiği için biz buna dış gebelik diyoruz. Normal olmayan bir gebelik türüdür. Erken fark edildiğinde ameliyatsız bir şekilde tedavisi mümkün olabilmektedir. Embiryo tüpün içinde gelişimini sürdürür. Yalancı gebelik olduğunu anne adayı katiyen anlayamaz. Bütün gebelik belirtileri ile birebir aynı döngüleri yaşar. Embiryo follop tüpüne yerleşip gelişim gösterdikçe arada damarlar zarar görür ve ortaya çıkan sürtüşmeler sonucu bir takım istenmeyen yırtılmalar meydana gelir. Daha sonra kanamalar meydana gelir. Kanamayı durdurmak için erken önlem oldukça önemlidir. Bu durumlarda erken tedbir hayati tehlikeyi en alt seviyeye taşır. Ameliyat gerektirecek kadar bilinçsiz olmak size ancak zarar verir. Fakat bu erken fark edilirse küçük operasyonlar size katiyen zarar vermez. Aksine olabilecek tehlikelerin önüne geçer. Peki, dış gebelik kilerde daha sık görülür bir de bu bilgileri sizler ile paylaşalım.

Dış Gebeliği Kimler Sık Yaşar?

Rahim içine doğal yollarla yerleşmeyen yumurta hücresi farklı bir tüpte yani follopta yerleştiğinde yalancı gebelikler meydana gelir. Tüpün içine yerleşen embriyo gelişebilir. Her gebelik gibi aynı belirtiler ile ortaya çıkabilir. Bu sizi doğal olarak yanıltacaktır. Genelde çok çocuk isteyenlerin psikolojikmen bu durumdan etkilediklerini görmekteyiz. Bu talihsiz olayı en çok yaşayanlar stres altında kişilerdir. Bir de en çok cinsel yolu hastalıklardan meydana gelir. Yavaşlamış hareketler ve çeşitli bakteriler bunu ortaya çıkarabilmektedir. Bunun en büyük belirtisi tüpte tıkanmaların meydana gelmesi bunu yanlış kanallarda üretmesidir. Salpenjit genelde kadınlarda cinsel hastalıklardan bulaşma rahatsızlığıdır. Bu tür pelvik rahatsızlıklar nadiren görülen bir durumdur. Yumurta hücresinde tüpler tıkanınca ortaya bir takım dalgalanmalar çıkar. Bu hareketsizlik tıkanmaları arttırır. Tüplerin tıkanması demek kadınların kısırlık payını artması demektir. Bu durumlarda bir hekime gitmeli ve doktor önerisi ile doğru bir şekilde tedavinizi yapmanız gerekir. Bunun geç olması sizin uzun yıllar çocuk sahibi olmanıza engel olur. Yumurtalar günden güne tembelleşmeye kadar giderek bu sizde kalıcı bir şekilde devam eder.

Bu Durumları Engellemek İçin Yapmanız Gerekenler

Cinsel temas esnasında vücudun bakteri üretmesine izin vermeden gerekli hijyeni sağlamanız gerekir. El yıkama alışkanlığı, sık banyo yapımı oldukça önemlidir. İç çamaşırlarınız düzenli olarak günlük değiştirme alışkanlığı gerekir. Diş fırçalama ve tuz ile ağıza gargara yapmak mikropları kırar. Bir de en önemlisi spor yapmanızdır. Bütün hormonlarınızın düzenli çalışması için eklem ve kasların tembel olmaması gerekir. Bunu yanında sağlıklı beslenme alışkanlığı ve düzün oldukça önemlidir. Bir de su içme alışkanlığını edinin. Mümkün oldukça stresten uzak durun. Ve başkasının tavsiyeleri ile değil sağlık için en güzel tavsiye bir hekime danışmak ve gerekenleri yapmaktır.

Düşüğe Karşı Alınabilecek Belli Başlı Tedbirler

Merakla beklediğimiz gebelik heyecanından sonra 20. Haftaya kadar eğer bir durum söz konuş değil ise düşük yaşamanız mümkün değildir. Fakat gebeliğin 20. Haftasından önce fetüsün vücuttan atılması istenmeyen düşüğü meydana getirmektedir. Bu esnada bir kanama meydana gelir. Gebelikte en önemli kural anne adayının bu süreci öğrendikten hemen sonra bir kadın doğum uzmanına gitmesi gerekir. Orada doktor muayeneleri ve gebelik üzerine gerekli incelemeler yapılır. Bu şekilde gebeliğin seyri kendini yavaş yavaş belli eder. Doktor zaten hastasına bu konu hakkında çeşitli bilgilendirmeleri sunacaktır. Düşük genelde gebeliğin içinde gelişen kesenin gelişip embriyonun gelişmemesi ile alakalıdır. İstenilen gelişim yeterli düzeyde sağlanmayınca düşükler meydana gelmektedir. Özellikle anne adayının kanı düşük olması için tehlikeli bir durumdur. Kan düşüklüğü annenin bebeğini düşürmesine neden olur. Düşüğü birden farklı durumlar ile ele almak mümkündür. İsterseniz düşüğe karşı alınabilecek belli başlı tedbirleri ve düşük çeşitlerini birlikte öğrenelim.

Düşüğün Nedenleri, Çeşitleri, Alınabilecek Önlemler İçin Bilmeniz Gerekenler:

Düşük her nedene bağlı bir durumda ortaya çıkan bir sebeptir. Bu genelde her 40 kadından 20 ‘sinde rahatlıkla görülmektedir Fakat bunun çeşitleri kişiden kişiye değişim gösterebilmektedir. Bazıları zor durumlar ile karşılaşırken bazıları ise bu riski kolay bir şekilde atlatabilmektedirler. İşte size kesin bilgilere sahip olmanıza yarayacak düşük çeşitleri:

Anenbriyonik Gebelik: Gebelik kesesinin gelişmesi fakat içinde bebeğin gelişmemiş şeklidir. Ultrasona gidildiğinde bebeğin ultrasonda görülmesi gerekirken embriyonun görülmemesidir. Bu durum düşük yaşadığınıza işaret eder.

Engellenemeyen Düşük: Rahim ağzında önceden gelen kanama çok küçük iken zamanla azar azar gelerek sizi yanıltma şeklidir. Rahim giderek açılır ama fetüs kendini dışarı atmaz. Daha sonra karın altı boşluğunda ve kasıklarda kramp şeklinde ağrılar meydana gelir bu durumun şiddeti giderek çoğalır.

Tamamlanmamış Düşük: Ortada bir düşük söz konusudur fakat bu düşük rahimden tam olarak atılamamıştır. Tamamlanmış düşük ise, fetüsün tamamen dışa atılması ve rahim içinin tamamen boşalması şeklidir.

Missed Obourts: Fetüsün karında tamamen ölmüş şeklidir.

Tekrarlayan Düşük: Birden fazla anne adayının bu durumu yaşama şeklidir. Gebelikte düşmenin çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Kromozom sayısı 46 olması gerekirken 47 olması anormal bir durumun olduğunu gösterir. Kromozom sayısı 46 sayının ne üstünde ne de altında olması gerekir. Bu gebeliğin risk alında oluğunu belirtir ve düşüğe neden olur. Düşük nedenleri ve çeşitleri hakkına sizlere doğru bilgileri aktardık. Umarım gebelik sürecinde bu olası tehlikeleri yaşamazsınız.

Evde Ve Hastanede Gebelik Testi Nasıl Yapılır?

Anne adaylarının en çok merak ettiği konu acaba bir bebek sahibi olacak mıyım olur. Bu onların en çok merak ettiği ve hayalini kurduğu güzel bir duygudan ibarettir. Bu nedenle gebe olup olmadıklarını araştırmak isterler. Bu konuda ısrarcı olan anne adayları hastaneye gitmeden bu sonuca ulaşmak ister. Peki, hangisi en çok doğru cevabı bize verir. Bunun üzerine kısa bir araştırma yaptık ve her iki konuyu da ele alarak size en kesin cevabı seçme hakkını sizlere az sonra sunacağız. Bakalım evde ve hastanede gebelik testi nasıl yapılır hep birlikte öğrenelim.

Evde Gebelik Testi Nasıl Yapılır

Gebe olduğunuza dair kuşkularınız mı var? O halde yapmanız gereken önce son adet tarihinizin ne kadar geçtiğini bilmek. Bazen 2 gün geçse bile bu bir gebelik belirtisi olabilmektedir. Fakat bu yine de gebe olacağınız anlamına gelmez. Yaşadığınız stresler aşırı kilo kaybı ya da kilo almalar hormonlarınızda bir düzensizlik oluşturabilir. Bütün her şeyden emin olduktan sonra bunu gebelik diye nitelendirmeniz doğru olacaktır. Evde gebelik testini yapmak oldukça kolaydır. Öncelikle ilk işiniz sabah bir eczaneye gitmeniz olacaktır. O süre içinde sabah kahvaltısı dahi yapmayın. Hatta iyi sonuç alabilmeniz için tuvalete gitmeyin. İdrarınızı tutunuz. Eczaneden aldığınız gebelik çubuğunu evde kullanılmamış plastik bir su bardağına idrarınızı yapınız. İdrarınızın rengi koyu ve sarımsı ise zaten bu kendini belli edecektir. Gebelik çubuğunu ise yaptığınız idrara doğru uzatın ve bir miktar idrar çekin. Daha donra idrar çubuğunu istenilen hazneye yerleştiriniz. En az 3 damla o deliğin içine damlaması gerekir. Daha sonra testi sabit düz bir yere koyarak sonuç vermesini bekleyin. 5 dakika kadar beklemeniz gerekecek. Eğer iki tane kırmızı çizgi çıkarsa hamilesiniz demektir. Fakat o kadar beklemenize rağmen kırmızı işareti bir tane ise sonuç kesinlikle negatiftir. Bu sonuç sizi tatmin etmemiş ise bir diğer yönteme geçelim. Hastanede gebelik testi nasıl yapılır hep birlikte öğrenelim.

Hastanede Gebelik Testi

Gebeliğin en kesin bulgusunu hastanede öğrenmeniz mümkündür. Çünkü kandan alınan test örneği yüzde yüz sonuç verir.24 saatte rapor kesin bilgiye ulaşır. Eğer adet kanamanızdan 1 hafta 10 gün gecikme var ise hastaneye giderek bu durumu belirtebilirsiniz. Aç karna yapılan kan testleri hızlı sonuç verir. Evde ve hastanede yapabileceğiniz gebelik testleri bunlardır.

Gebeliğin Son Dönemlerinde En İyi Uyku Pozisyonu Hangisidir?

Heyecan ile öğrendiğiniz gebelikten sonra vücudunuzda bir çeşit değişiklikler oldu. Bunların başında gebelikte aldığınız kilolar gelmektedir. Kilo ile birlikte büyüyen karın zamanla sizin hareket etmenizde bir takım sıkıntılar yaşamanıza neden olacaktır. Bu da doğal olarak sizi yoracak ve istenmeyen rahatsızlıkları yaşamanıza sebep olacaktır. Özellikle en büyük sıkıntıyı yatarken yaşayacaksınız. Sağa ve sola dönmeleriniz güçleşebilir. Uyku esnasında yanlış yatma pozisyonu hem size hem de bebeğinize rahatsızlık verebilir. Bunun için bu önemli konunun altını çizerek konuya kaldığımız yerden devam etmek istiyorum. Peki, gebeliğiniz ilerlemiş ise bu sıkıntıyı nasıl atlatabilir, sağlıklı bir şekilde kendimizi doğuma nasıl hazırlayabiliriz isterseniz bu konuyu hep birlikte öğrenelim.

Gebelikte Yatma Pozisyonu Nasıl Sağlanmalıdır?

Gebeler için her zaman tavsiye edilen sol tarafa yatma şeklidir. Sol tarafa yatma şekli hem anne adayını hem de bebek adayını oldukça rahata erdirecektir. Sol yatış pozisyonun önemi kan dolaşımının iyi sağlanması ve damarlardaki kan bebeğe doğru şekilde gitmesidir. Sağ tarafta ise yatış pozisyonu direk tehlike içerebilmektedir. Toplardamar rahimde basınç yaptığında damarlarda tıkanan kan doğru dolaşım sağlamaz ve bu da bebeğin zarar görmesine neden olur. Vücut bu şekilde yorulur. Kişide istenmeyen ödemler ve şişlikler meydana gelebilir. Sol yana yatılmasının en büyük faydası bebeğin plesante yani bebek eşi dediğimiz kanala kanın iyice gitmesi sağlanır. Bu sayede bebek anne tarafından daha iyi beslenir. Oksijen ve basıncı en iyi şekilde almış olur. Sol yana yattığınız vakit ilk yapmanız gereken sırtınızın hemen arkasına güzel bir yastık yerleştirmektir. Bu şekilde daha sağlıklı uyku çekecek ve gebelikte bir takım sıkıntılara maruz kalmayacaksınız. Sol tarafa yattıktan sonra bir diğer işlem ise bacaklarınızı karnınıza kadar çekme yöntemidir. Bu daha rahat bir pozisyondur. Karında ağrı ve basınçları azaltır.

Gebeliğin ilk 3 ayında bu takım sıkıntılara maruz kalmazsınız. Çünkü henüz büyüyen bir karna sahip değilsiniz. Hafif olduğunuzdan yatma pozisyonu sizi bu zamanlar fazla etkilemeyecektir. 5. Aydan sonra sola yatmanız ve sağa mümkün oldukça yatmamanız tavsiye edilir. Bu hem bebeğin hem de sizin sağlığınız için oldukça önem taşımaktadır. Hamilelikte sırt üstü yatmanızı da tavsiye etmiyoruz. Bunun nedeni kandaki basıncın azalması ve oksijenin bebeğe tam gitmemesidir. Yüz üstü, sırt üstü ve sağ yöne yatmaktan kaçınmanız gerekir. Her zaman sola yatmak bebeği korur.

Gebelikte Ihlamur İçmenin Sayısız Faydaları

Soğuk havaların gözdesi olan ıhlamur hem sağlık açısından hem de vitamin açısından zengin mineralleri içermektedir. Birçok insan özellikle kış aylarında istenmeyen hastalıklara yakalanırlar. Bu nedenle onlar için hem çile hem de zor olan gribal enfeksiyonlar ile savaşmak zorunda kalırlar. Bu rahatsızlık, onları güçten keserek sosyal yaşantılarında daha dirençsiz olmalarına neden olur. Bunu atlatmanın en güzel yolu taze ıhlamuru almak ve evde bunu doğal yöntemler ile içmektir. Boğaz ağrısına, mide bulantısına, halsizliğe oldukça iyi geldiği bilinmektedir. Sizlere bunu kendi evinizde yaparak bu tür hastalıklardan kurtulabilirsiniz. Ihlamurun saymakla bitiremeyeceğimiz faydaları bulunmaktadır. Peki, gebelikte ıhlamurun faydaları neler isterseniz hep birlikte bilgi edinelim. Bakalım her derde şifa olan ıhlamur hangi hastalıklarda tedavi amaçlı kullanılıyor.

Şifa Kaynağı Ihlamur Hamilelere İyi Geliyor!

Bağışıklık sistemini güçlendirerek sizin daha güçlü bir iradeye sahip olmanıza yardımcı olur. Bağışıklığı kuvvetlendiren ıhlamur siz kısa sürede iyileştirecek, güçlü olmanıza katkıda bulunacaktır.
Yüksek ateş, burun akıntısı, halsizlik gibi çeşitli rahatsızlıklarda tedavi edici özelliğe sahiptir.

İçinde birden fazla vitamin bulunmaktadır. Bunların başlıcaları, A vitamini, C vitamini, D vitamini K vitamini, B vitamini, sodyum, magnezyum, demir, kalsiyum ve diğer vitamin ve enzimler bulunmaktadır. Besleyici, sağlıklı ve güçlü olmanız için ideal bir bitkidir. Ağaçtan taze kopartılıp kaynatıldığında faydası kurutulmuşundan daha fazladır. Güzel kokar ve insana inanılmaz huzur verir. Çok uzun yıllara dayanan bir geçmişi vardır. Kuzey yarım kürede yetişir. Cinsi ise tliadır. Hamilelikte baş ağrıları için ıhlamur oldukça faydalıdır.

Özellikle bal ve limon, le karıştırılarak içildiğinde daha dirençli olmanıza yardımcı olur.

Öksürükte en iyi şifa deposudur. Akciğeri temizler. Vücutta var olan bakterileri dışa atar. Aynı zamanda, iyi, bir antioksidan görevini üstlenir.
Göz sağlığına oldukça iyi gelir. Bunun sebebi içinde E ve B vitaminin fazla olmasıdır. Görme duyusunu güçlendirir.

Ağız kuruluğu, balgam, sürekli tükürme gereksinimi, geniz akıntısı, burun akıntısı gibi şikâyetlerde rahatlıkla kullanılmaktadır.

Bel ağrılarına ve migren ağrılarına iyi gelir.

Süt arttırıcı özelliğe sahiptir.

Adet sancılarına iyi gelir. İçinde var olan enzimler sayesinde strese bağlı durumların önüne geçer. Sinirli kişileri sakinleştirir. Doğal bir antibiyotik türüne girmektedir.

Ağız kokularını engeller. Mide bulantılarına ve sindirim sistemine oldukça iyi gelmektedir. Kabızlıkta kullanılır. Her türlü gaz ve şişkinliğe iyi gelir.
Zekâ gelişimi için idealdir. Özellikle gebelikte tüketildiğinde bebek zeki oluyor. Gebelikte ıhlamur içmek en doğru karardır. Kemik gelişimi ve zekâ gelişimi için idealdir.

• Kısacası ıhlamur insan sağlığı için şifa deposudur. Bunu özellikle kışın içmek sizi çeşitli bakterilerden ve soğuklardan korur.

Gebelikte Cildi Besleyen Sağlıklı 3 Mucizevi Besin

Hepimizin hayatında cilt çok önem taşıyan bir organdır. Derimizin güzel bir yapıya sahip olması ve pürüzsüz olması bizi ancak hayata bağlar. Özellikle gebelik zamanında cilt bakımsız kalır ve bir takım ihtiyaçlara gereksinim duyar. Bu nedenle cildimiz besleyen besinleri yemek hatta o besinleri direk yüzümüze sürerek vitaminini daha iyi bir şekilde almamız gerekir. Cilt ergenlik çağında çoğu gençte istenmeyen sivilcelere yol açar. Bu nedenle cildin nelere ihtiyaç duyduğu besinleri bilmemizde fayda vardır. Şimdi sizlere bahsedeceğimiz 3 mucizevi gıda bir cildi nasıl inanılmaz güzelleştiriyor hep birlikte öğreneceksiniz. Bunun için yapmanız bu gıdaları sürekli evinizde bulundurmaktır. Gebelikte cildi besleyen 3 mucizevi kür eler hep birlikte öğrenelim. Bunlar neler mi isterseniz şöyle bir sıralayalım.

1. Cildin dostu ‘’yoğurt’’
2. Cildin Dostu ‘’Bal’’
3. Cildin Dostu ‘’Yumurta’’

Genel olarak bu saydığımız üç gıda her on evden 2 sinde bulunmaktadır. Bu nedenle sizin kesinlikle bu konuda sıkıntılar yaşayacağınızı düşünmüyoruz. Özellikle yoğurt ve bal cildin pamuk kadar güzel ve pürüzsüz olmasına vesile oluyor. İsterseniz size evde doğal yöntemler ile yapabileceğiniz bakım kürlerinden bahsedelim. O halde bu sırrı sizlerde keşfetmelisiniz. Böylece cildinizin inanılmaz güzel olduğuna şahit olursunuz.

Karbonatlı Yoğurt Maskesi

Evde uygulayabileceğiniz basit bir uygulamadır. Bir kahve fincanının içine 2 tatlı kaşığı kadar süzme yoğur ekleyin. Yoğurdun yağsız olması gerekir. Daha sonra yarım çay kaşığı kadar karbonatı içine dâhil ediniz. Dâhil ettiğiniz karbonatı yoğur ile karıştırmaya başlayın. Yoğurt akışkan bir hale gelene kadar bu işlemi sürdürmeniz gerekir. Daha sonra evde taze bir limonu ortadan yarıya esin fakat limon suyunu kesinlikle kaçırmayın. Birkaç damla olması yeterli olacaktır. Burada limonun kullanılmasının amacı sivilcelerin daha hızlı bir şekilde kurumasıdır. Hazırladığınız kürü göz torbacıklarınızın altına gelemeyecek şekilde sürün. Cildin gözaltı haricinde her yerine değdiğinden emin olunuz. Daha sonra bu maskeyi 15 dakika kadar bekletiniz. Bekleme süresi bittikten sonra kesinlikle sabun kullanmadan ılık su ile yüzünüzü ovalayarak yıkayınız. Havlu seçimine dikkat edin. Havlu yumuşak ve kaliteli olsun. Bir de yüzünüzü silerken baskı uygulamayınız. Aynaya baktığınızda mükemmel bir yüz ile karşılaşacaksınız. Bunu haftada 2 kere uygulamanız yeterli olacaktır.

Ballı Limon Maskesi

Balın gerçek al olması bu konuda çok önemlidir. Orijinal bal cildi besler. Bu yüzden alırken dikkat ediniz. Bir kahve fincanın içine 2 yemek kaşığı sıvı bal ekleyiniz. Daha sonra taze limonu 2 ve ya 3 damla kadara ekleyip güzelce karıştırınız. Yüzünüzün her yerine korkmadan yapın gözünüze gelmesin. 15 dakika bekletme süresi geldiğinde sabun kullanmadan yıkama işlemine geçin. Yumuşacık pürüzsüz bir cilt ile karşılaşacak gördüklerinize inanamayacaksınız. Bunu haftada en az 2 kere uygulamanız yeterli olacaktır.

Karbonatlı Yumurta Maskesi

Burada kullanacağınız malzeme yumurtanın akıdır. Yumurtanın sarısını iyice ayırınız. İçine yarım çay kaşığı kadar karbonat ekleyin ve kıvama gelinceye kadar karıştırınız. Gözaltına gelmeyecek şekilde kürü sürün en az 15 dakika kadar bekleyin. Yumurtanın akı cildinizde kurumalıdır. Daha sonra yıkama işlemini uygulayın. Bu yöntem ile kısa sürede sivilcelerden arındığınızı fark edeceksiniz. Size önerdiğimiz bu 3 inanılmaz kür sayesinde cildiniz ipeksi bir görselliği ele alacaktır. Gebelik sürecinde sizden daha güzeli olmayacaktır. Güzel ve sağlıklı günler dileği ile.
Kaynakça:
uzmankirala.com
mynet.com
bionluk.com

Yazar: Suna Korkmaz