Geçmişten Günümüze Rakı Kadehleri

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Eskiden daha çok limonata bardağı olarak anılan ve zaman içerisinde meyhane kültürünün gelişmesi ile birlikte rakı kadehi ismini alan, 18 santilitre hacme sahip bardaklar günümüzde halen rakı kadehi olarak kullanılmaktadır. Rakı kadehleri genel şeklinin silindirik olması alışılagelmiş genel görüntüsü olup, hem rakı hem de yanında içilen suyun bardağı olarak kadehler arasında ülkemizde en çok rağbet gören bardak türlerinden birisidir.

Öncelikle, rakı kadehi olarak tabir edilirken kullanılan kadeh ne demektir, bu açıklığa kavuşturulmalıdır. Kadeh genel olarak tanımlanacak olursa, içki içmek için kullanılan, ayaklı da olabilecek yapılardaki türevleri de bulunan bir bardak çeşididir ve bir bardağın kadeh olarak nitelendirilebilmesi için, o kadeh ile özdeşleşmiş alkollü içeceklerin olması ve bu içeceklerin bu bardaklar ile tüketilmesi gerekir.

Rakı kültürü, Türk kültürünün yapısında bulunan ve geçmişten günümüze tarihi bir miras gibi aktarılan bir unsurdur. Rakı kadar, rakı ile bütünleşen rakı kadehleri de aynı şekilde tarihi bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Tarih boyunca rakı kadehlerinin şekilleri de farklılık göstermiş, farklı hacimlerde yapılar kazanmış ve son olarak da günümüz koşullarındaki halini almıştır.

Her dönemin ihtiyacı ve kültür yapısına göre şekil almış olan rakı kadehleri, günümüzdeki şekliyle geçmiş dönemlerde şerbet bardağı olarak kullanılmaktaydı. Osmanlı döneminde daha çok kullanılan rakı kadehleri ise, “Leylekboynu” adı verilen bir kadeh şekliydi. Leylekboynu kadehine günümüzde de eski dönemde de “Bade” ya da “Tiryaki” kadehleri de denilmektedir.

Leylekboynu kadehleri şekil olarak kesik bir konu şeklinde olup, ortalama da 9-10 cl hacminde olan ve ağız bölümü alt kısmına göre daha geniş olan bir kadehtir. Yine başka bir kadeh çeşidi olan “Yüksük” kadehi ise, günümüzde daha çok “Tektekçi” olarak ifade edilen ve bu tip içkilerin içilebildiği soğuk kesme “Tek” kadehine benzeyen bir kadeh olarak öne çıkmaktadır. Tek kadehinden sadece onun kadar zarif olmaması ile ayrılan yüksük kadehi, dikiş dikilirken kullanılan ve parmağa takılan yüksüklerin tipine benzemektedir. Bu yüzüğün yüksük ismini alması ise, geçmişte ev yapımı likörleri yapan dikiş diken kadınlar likörleri tatmak için parmaklarındaki yüksükleri kullanmasından gelmektedir.

Çok eski dönemlerde rakı içerken duble rakı konularak içilecek ise kullanılan bade ve tiryaki kadehleri haricinde, daha çok tezgah başında daha az milim ile tek (tek diye adlandırılan ve dublenin yarısı cl değerinde olan rakı) rakı için kullanılan “Tek” kadehi de bulunmaktaydı. Bu kadehler dudak payı haricinde 4 cl hacmindedir.

Yine eski dönemlerde “Bülbüli” kadehler kullanılmaktaydı. Bülbüli sözcüğü “Belbele” sözcüğü ile anlam olarak benzerdir ve emzikli su kabı anlamında da kullanılmaktadır. Ancak rakı kadehi olarak kullanılmasındaki benzetme ise, rakıya aslan sütü denmesi ile de ilişkilidir. Çünkü Bülbüli kadehler ya da daha çok benzerliğine göre Bülbüli sürahisi, “Rakı İbriği” anlamında da kullanılmaktadır. Benzer şekilde “Bülbül Çanağı” kadehleri denilen bir tür rakı kadehi de geçmiş dönemlerde kullanılmıştır ve bu kadehlerin hacmi dudak payı dışında 4 cl’dir.

Osmanlı’dan sonra, Cumhuriyet döneminin özellikle de ilk yıllarından günümüze kadar uzanan ve halk dilinde çilingir sofrası diye tabir edilen rakı masaları kurulmaktaydı. Bu akşamların sonrasında Türk kahvesi verilirken yanında yüksük kadehler ile likör verilmesi de, yüksük kadehin sadece rakı içmek adına değil, bu kültürde farklı yerlerinin de olduğunu göstermektedir.
Kaynakça:
rakiustatlari.com/?p=55

Yazar: Gökçe Cömert