Göz Kuruluğu Nedir? Belirtisi ve Tedavisi Nelerdir?

3606_goz-kurulugu

Son zamanlarda güncel olan ve birçok kişinin şikayet ettiği hastalıklarından biri olan göz kuruluğu, dikkat ve tedavi edilmediği sürece olumsuz sonuçlar ile karşılaşılabiliniyor. Uzun süre bilgisayar kullanımı, televizyon izlemek, kitap okumak ve uykusuzluk gibi durumlarda ortaya çıkan ve yaşamı olumsuz etkileyen bu hastalık, gözyaşının azaldığı zamanlarda ortaya çıkmaktadır.

Bazı kişiler gerekli olan gözyaşı salgısından yoksun olurlar ve bu rahatsızlığı sık sık yaşarlar. Bu durumda göz yaşının görevi olan mikrobu ve yabancı maddeleri temizleme, oksijen alışverişi sağlama fonksiyonlarını yapamaz hale getirir ve bu da değişik reaksiyonlar ile kendini gösterir. Yaşlılarda sıklıkla görülen bu hastalığın sebebi, tamamen biyolojik nedenlerden ortaya çıkmaktadır. Gözyaşı miktarı yaş ilerledikçe azalmaya başlar ve gerekli salgılamayı yapamadığından dolayı bu sorun ile karşılaşılır. Erkeklere oranla bu durumdan bayanlar daha çok etkilenmekte ve menopoz döneminden sonra bu sorun kendini yoğun olarak göstermeye başlamaktadır. Tıbbi ilaçların yan etkileri, gözyaşı salgısının miktarındaki dengeyi bozabilir. Hemen hemen her kişi bu hastalık ile karşılaşmakta, fakat alerjik gibi sorunlardan kaynaklandığını düşünerek dikkate almaktadır. Bu dikkatsizlik ise ilerleyen zamanlarda görme bozukluğu problemine yol açmakta ve göz iltihaplanması gibi durumlara sebebiyet vermektedir. Ayrıca göz tabaksının zarar görmesine, bu da kör olma gibi ciddi sonuçlar ile karşılaşmanıza neden olmaktadır.

3606_images

Göz Yaşı Kuruluğunun Nedenleri:Gözyaşını, sadece duygusal olduğumuz zamanlarda ortaya çıkan bir sıvı olarak görmekteyiz. Fakat sayılmayacak kadar fazla önemli etkileri bulunmaktadır. Net görüşü sağlamak en önemli görevi olmasının yanında dış etkenlerin olumsuzluklarından bizi korur ve daima toz gibi maddelere karşı kalkan görevi üstlenir. Gözyaşının azaldığı ya da bittiği zaman skar yani yara izi gibi sorunlar ortaya çıkar ve buda tedavi olmayan bir sonuca doğru yol alır. Gözün gerekli beslenmesini ve ihtiyaç duyduğu mineralleri yerine getiren ve dengeleyen sıvı, aslında hayati önem taşımaktadır. Tıp dilinde kaliteli gözyaşı diye bir tabir kullanılmaktadır. İşte bu tabir gözyaşı dengeli olan kişiler için kullanılmakta ve bu kişilerin görme bozukluğu gibi bir problem ile karşılaşmadığı ortaya çıkmaktadır. Günümüzde her geçen gün artan lens takma hevesi aslında, bizler için büyük tehlike arz etmektedir. Güzellik için ya da gözlük takmamak için kullanılan lensler, ileride göz kuruluğu ya da kozmetik olarak kullanıldığında görme bozukluğuna neden olmaktadır.

3606_804856_detay

Oksijen alımına engel olan ve buharlaşmayı hızlandırarak gözyaşı sıvısının hemen uçup gitmesine sebep olan bu ürün, kötü sonuçlar doğurabiliyor. Hayatımızın olmaz ise olmazların başında yer alan ve hemen hemen her yerde kullanılmaya başlayan bilgisayar, bu hastalığı en çok tetikleyen bir misyon üstlenmektedir. Uzun süre bakılan televizyon ve bilgisayar faktörleri, gözün gerekli hareket kapasitenizi aza indirir ve böylelikle göz kırpma işlevi uzun aralıklar ile olur, buda buharlaşmayı daha çok artırır ve gözyaşının hemen tükenmesine sebep olur. Aslında bu rahatsızlığı tetikleyen birçok etken var günümüzde, klima, günden güne çığ gibi büyüyen sığara kullanımı, göz tansiyonu için tavsiye eden ilaçların yan etkileri, uykusuzluk, yoğun iş temposu gibi durumlar göz kuruluğunun gün yüzüne çıkmasını sağlamaktadır.

Göz Kuruluğun Belirtileri Ve Tedavisi: Hastalığın belirtileri, kendini hemen hissettirmeye başlamaktadır. En belirgin özelliklerin başında yanma, ağrı, bulanık ya da daha az görme, kızarıklık, gözde batma, kaşıntı, gözde toz ya da kirpik varmış gibi hissetme, göz kapağında ağırlık, aşırı derece sulanma gibi durumlar, hastalığın başlıca belirtileridir. Tedavisi mümkündür ancak ilk belirtileri hissettiğiniz anda bir hekime başvurursanız daha erken sonuçlar elde edersiniz. İlk yöntem gözün gerekli olduğu nem miktarını dengelemek için yapay gözyaşı yöntemi uygulanmaktadır. Eğer ilerlemiş bir vaka ise cerrahi müdahaleye başvurulmaktadır.

Yazar: Elif Acıkgöz