Gündem Nedir, Gazeteci ile Halkla İlişkiler Uzmanı İlişkileri

Gündem, sözlük anlamı olarak, “bir toplantıda görüşülecek konuların tamamı” anlamına gelir. Medyada gündem, güncel olanın, günün konusu olan haber ve olayların ele alınmasıyla ya da herhangi bir konuya güncellik kazandırılarak şekillenir. Medyanın bir gazetenin manşetinden duyurduğu haber/olay ya da bir televizyonun ana haber bülteninin ilk sırasında yer alan haber/olay ya günceldir ya da güncellik kazandırılmış bir haber/olaydır.

Halkla ilişkilerci bazen bizzat gündemdedir, kendi isteğiyle (güncel konu nedeniyle) gazetecinin gündemindedir, gündeme alınmıştır. Kiminde gazetecinin gündemine ansızın giriverir, gazeteci tarafından gündeme getirilir. Halkla ilişkilerci, her iki hale de alışkın ve hazırlıklı olmalıdır. Alışkın ve hazırlıklı olunması gereken bir başka konum da gündem dışı kalmaktır, ki pek çok halkla ilişkilerci aynı kaderi paylaşmaktadır.

Gazetecinin Gündemi Nasıl Oluşur?

Gazeteci için dünya her gün yeniden kurulacak, her gün yer yerinden oynayacak ve belki dünya ertesi sabah yeniden kurulmak üzere yıkılacaktır. Sabah oluşturduğu, öğleden sonra son şeklini verdiği gündem, gazeteciliğin ve çalıştığı kurumun temel ilkeleriyle onun yaşama bakışı arasında kurduğu bıçak sırtı dengedir. O dengeyi sadece sizin değil, üst düzey yöneticilerinin bile bozmasına izin vermemek için elinden geleni yapacaktır.

Daha önceden oluşan, bazen bizzat oluşturduğu kamuoyu çalışmasına devam edecek; ek olarak yeni kamuoyu oluşturmanın peşine düşecektir. Halkla ilişkilerci bu gündemde yer almak istiyorsa, elini olabildiğince çabuk tutması gerekir. Başka deyişle gazeteci için zamanlama en önemli sorundur. Çünkü zamanla yarışmaktadır.

Gazeteci bazen zamanı da dondurabilir. Eğer halkla ilişkilerciden bir istemi varsa…
Gazeteci, kamusal bir görev yaptığına inanır – ki bilgi edinme hakkının en kutsal haklar arasında yer aldığı bu çağda – medya bilgi edinme hakkının yerini bulduğu temel araçlardan biridir, halkla ilişkilerci de bu kamusal göreve katkı yapabilir. İşte bu noktada gazeteci için zaman donarken, halkla ilişkilercinin mesleki temel ilkeleriyle kurumsal çıkarları arasında oluşturacağı bıçak sırtı denge devreye girer.
Gazeteciliğin temel ilkelerinden biri haberi iki kaynağa birden doğrulatmaktır. Eğer verilen bilgi köklü, kesin ve net değilse ve gazeteci için “iddia etti, öne sürdü, savundu” gibi klasik klişelerden öte geçemez.

Gündem Yaratmanın Sonuçları

Kurum, halkla ilişkilerci aracılığıyla ya gündemin içinde yer alır ya da gündeme getirilir. Her iki halde de her iki taraf için bunun toplumsal sonuçları vardır. Gazeteci açısından öncelik verdiği haberin kesinlikle doğru olmasıdır. “Tekzip” bir gazeteci için “kara haber” demektir. Bu halkla ilişkilerciye de bugün değilse bile yarın kesinlikle zarar verecektir, hem bireysel olarak hem de kurumsal anlamda… Haber olmak her zaman olumlu sonuçlar doğurmayabilir, haber yapmak da… İşin sonu adliye koridorlarına, mahkeme salonlarına, cezaevi yollarına… kadar gidebilir. Bu nedenle “reklamın iyisi kötüsü olmaz” mantığının ne denli doğru olduğunu sorgulamak gerekir.

Gündemde Neden ve Nasıl Yer Alınır?

Günümüzde pek çok kurumda halkla ilişkiler-pazarlama ve reklam organizasyonunun girift bir hal aldığı görülmektedir. Bu nedenle medya ile özel sektör arasındaki ilişkiler de karmaşık süreçlerde yürümektedir. Örneğin, pek çok halkla ilişkilercinin, biraz da gazeteciliğin temel ilkelerini bilmemesinden kaynaklanan nedenlerle, olur olmaz her konuda bulunduğu kurumun ya da müşterisinin çalışmalarını haber yaptırma gayreti içine girdiği görülür.

Haber yoluyla kamuya daha çabuk ulaşılabildiği, üstelik küçük bir haberin sayfalar dolusu reklam ve tanıtım çalışmasından çok daha etkili olabildiği söylenir. Medyanın istediğini vezir, istediğini rezil etmesi… buna güzel bir örnektir. Gazeteciye göre de halkla ilişkilercinin kurumunu gündeme getirmeye çalışması haklı, takdir edilecek bir çabadır. Ancak gazetecinin kurumların haber olma hakkını sağlarken, halkın haber alma hakkını unutması lüksü yoktur.

Halkla ilişkilercinin gündemde yer alma çabasının, sonuçta bir haber değeri taşıması gerekir. Eğer söz konusu basın bülteni ya da basın toplantısı, kurumun çalışmalarını anlatmaktan öteye geçemiyorsa gazetelerin ekonomi sayfalarında şirket haberleri bölümünde yer almak da bir yoldur. Ki gazetede kurumunuzla ilgili haberin yer aldığı satır sütun değerinin mutlaka bir reklam bedeli de vardır ve haberinizi yayınlayan iletişim aracı o satır sütunu haber yerine reklam yayımlayarak da değerlendirebilir.

Medya Neden ve Nasıl Kamuoyu Yaratıyor?

Dünya tarım ve sanayi çağından sonra bilgi çağını yaşıyor. Başka deyişle bugünlerde ne tarım ne sanayi bilgi kadar önemli. Tarımsal gelişmeleri yakından izlemek, üreticiyi bilinçlendirmekle üretimi daha verimli, daha kaliteli hale getirmek mümkün; ar-ge ve teknolojiye kaynak ayırarak bilgiyi işlemek ve sanayide daha başarılı olmak da… Dolayısıyla artık esas olan bilgi. Demokratik, şeffaf ve katılımcı yönetimin ön koşulu da bilgi paylaşımı.

Hukuksal alanda da insan hakları kadar önemli bir kavram var: Bilgi edinme hakkı… Bu hak, kamu yönetimine ait her alandaki bilgileri alma hak ve görevi olarak tanımlanır.

Bilgi edinme hakkı pek çok gelişmiş ülkede yıllar önce kabul edildi, dolayısıyla sıradan vatandaş kendisine sunulan olanaklar sayesinde istediği konuda istediği bilgiye ulaşabiliyor. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ise bilgi edinme hakkı henüz kavram olarak yeni yeni gündeme giriyor.

Türkiye’de de bilgi edinme hakkı yasası 24 Nisan 2004 tarihinden itibaren yürürlüktedir. Ancak yasanın yeterince bilinmemesi ve bürokrasinin isteksizliği hala bilgi edinme konusundaki sorunların devam etmesine neden oluyor. Sonuç olarak medya Türkiye’de en iyi ve en çok kullanılan bilgi edinme yolu olarak varlığını sürdürüyor.

Bilgi çağı ile birlikte yaşanan yadsınamayacak bir başka süreç de küreselleşme. Bilgi teknolojileriyle gelişen küreselleşme sayesinde Japonya’da kanat çırpan bir kelebek ABD’de fırtınaya neden oluyor, Güney Asya’da meydana gelen bir felaketin yol açtığı ölümleri ya da İngiltere’deki bir hava üssünden kalkan uçakların Irak’a attığı bombaları canlı canlı izlenebiliyor. Bursa’dan yayın yapan bir radyo Afrika’da internet üzerinden dinlenebiliyor. Bursa’dan yayın yapan bir televizyon küçük bir çanakla Almanya’dan izlenebiliyor. Böylesi bir ortamda medya bilgi edinme hakkının işlevsel hale gelmesini sağlıyor. Bunu yaparken kendi istihbaratından; yerel, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından; halkla ilişkicilerden gelen bilgi, belge ve haberleri derliyor. Derlediği haber ve olayları süregelen gündemde taşıdığı değere göre sıralıyor ve çok önemsediği olayların üzerinde günlerce durabiliyor.

Peki süregelen gündeme eklenen olayların değeri nasıl belirleniyor?

Gazeteci için bir olayın haber değeri taşıyıp taşımaması sonuçta bir öznel değerlendirme olabilir. Ancak halkla ilişkilerciden gelen bilgi, kent ekonomisine katkı sağlayacak yeni bir yatırımsa, 30 kişinin alınacağı bir iş yerinin önünde 300 kişilik bir başvuru kuyruğu varsa, kurum çalışmaları kamusal yaşama olumlu ya da olumsuz bir etki yapıyorsa ya da söz konusu yeni bir buluşsa… haber değeri de oluşuyor, demektir.
Medya kuruluşunun etki alanı sınırlı olabilir, ancak olayların etki alanı sınırsızdır. Örneğin, tekstil fabrikanızın yeni yatırımı ya da yaptığınız ihracattaki müthiş artış Maliye’yi, dolayısıyla kamuoyunu yakından ilgilendirebilir.
Kaynakça:
İşletmelerde Halkla İlişkiler, Zeyyat Sabuncuoğlu
Halkla İlişkiler, Ahmet Bülent Göksel
İletişimde İletişim, Almila Dalkılıç

Yazar: Esat Kaplan