Güneydoğunun İncisi: Mardin Evlerinin Mimarisi

Okuma Süresi: 2 Dakika  | Yazdır

Mimarlık harikası Mardin Evleri geleneksel yaşayışın birer simgesi adeta. Teraslanmalar ile birbirinin manzarasını kesmeyen evler kullanıcıların sosyalleşebilmeleri açısından da oldukça işlevsel. Yarı açık ve açık avlular, teraslar, geniş balkonlar, ocaklık ve asma kat gibi mekanların bir arada buluştuğu Mardin Evleri turizm anlamında da büyük bir potansiyele sahip. Bölgenin kullanılabilir malzemesi olarak çıkarılan kolay şekil verilebilen sarı kalker taşı oyma ve desen yapmaya müsait olduğu için dantel misali süslemelerle kaplı bir mimari ile karşılaşmaktayız burada.

Yüksek tavanlı evler kışın soğuk, yazın sıcak ikliminden korunmak amaçlı içe dönük olarak inşa edilmiştir. Tarihsel geleneği sürdürerek çağdaş mimarlıkla bütünleşen evler kullanıcı profiline göre şekillenmiş olup tepeden altın saçılmış gibi bir izlenim uyandırmaktadır. Özgün mimarlığın ön plana çıktığı bu yerleşimin tarihi M.Ö 4500 lere dayanmaktadır. Güneye yönlenen yapılar en iyi cepheyi ve verimli saatlerde güneşi içeri almayı hedeflemiştir.

Evler planlama açısından harem ve selamlık adı verilen iki ana mekandan oluşur. Misafirler ve evin kullanıcıları için ayrı ayrı odalar vardır. Plan tipi olarak ”L ve U” şekli tercih edilmiştir. Revak etrafını sarmalayan odalar hep aynı ortak avluya veya terasa açılır. Mutfak bölümü kuzey yönünde konumlandırılmış olup, yiyeceklerin daha soğuk bir ortamda muhafaza edilmesini amaçlanmıştır. İklim nedeniyle kapı ve pencere gibi boşluklar ufak tutulmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgemizin incisi varsayılan bu antik yerleşim geçmiş dönemlerde bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.

Evler günümüzde de aynı özelliğini korumakta olup çok az bir müdahale ve restorasyon ile eski görünümüne kavuşmaktadır. Sıva gerektirmeyen kalker taşı oldukça işlevsel bir yapı malzemesi olduğu için onarım maliyeti az ve kullanılabilirliği uzun süredir.

Yazar: Meliha YILDIZ