Hemodiyaliz Nedir, Kimlere Uygulanır?

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

Diyaliz; farklı maddelere karşı farklı geçirgenlikte olan bir membran (zar) kullanılarak yapılan arıtma, süzme işlemidir. Hemodiyaliz; (hemo- ;kan) kanın süzülmesi işlemidir. Hemodiyaliz işlemi için diyaliz makineleri kullanılır. Diyaliz makinesinin diyalizer adlı kısmında, hastanın kanı ile özel bir solüsyon (diyaliz sıvısı) karşılaştırılır ve kandaki elektrolitlerin(kalsiyum, potasyum gibi) istenen düzeylerde karşılıklı geçişi sağlanır. Bu solütlerin (suda çözünmüş maddelerin) ve suyun membrandan geçişi, difüzyon ve ultrafiltrasyon prensiplerine dayanır. Difüzyon; suda çözünmüş bir maddenin yüksek konsantrasyonda olduğu taraftan düşük konsantrasyonda olduğu diğer tarafa hareketidir. Ultrafiltrasyon ise suyun hareketidir. Hastanın kanının alınması ve tekrar vücuda verilmesi, arteriovenöz fistül denilen; küçük bir cerrahi işlemle atardamar ve toplardamar arasında açılan yoldan sağlanır.

Hemodiyalizin Tarihçesi

İlk diyaliz makinesi Hollanda’da Doktor Wilhelm J.Kolff tarafından 1943 yılında icat edilmiştir. Amerikalı bilim adamı Doktor Bolding H.Scribner ise 1960 yılında daha gelişmiş bir diyaliz makinesi yapmıştır. Zamanla bu makineler daha da gelişerek günümüz modellerine ulaşılmıştır.

Hemodiyaliz Kimlere Uygulanır?

Vücutta normal fonksiyonların yerine getirilebilmesi için tüm değerler belirli sınırlar içinde tutulmalıdır (kan basıncı, ph düzeyi, iyon düzeyleri gibi). Böbreklerimizin bu açıdan çok hayati işlevleri vardır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz: Aldığımız besin maddelerinin hücrelerde yıkılması sonucu açığa çıkan ve vücuttan uzaklaştırılması gereken üremik toksinleri ve ilaç son ürünlerini vücuttan atmak; vücudun su ihtiyacına göre gerektiğinde fazla suyu atarak, gerektiğinde suyu vücutta tutarak su dengesini sağlamak; asidik yapıdaki metabolitleri atarak asit-baz dengesini (ph dengesini) sağlamak; gerek su atılımı ve tutulumu, gerekse hormonal fonksiyonu ile kan basıncını (tansiyon) kontrol altında tutmak; eritropoetin hormonu salgılayarak kan üretimini sağlamak; D vitamini sentezlemek gibi.

Böbreğin en küçük işlevsel birimi nefrondur. Çeşitli sebeplerle kronik böbrek yetmezliği (KBY) gelişen hastalarda, gün geçtikçe normal işlev gören nefron sayısı geri dönüşümsüz olarak azalır ve böbrekler işlevlerini yerine getiremez hale gelir. KBY, yetmezliğin derecesine göre evrelere ayrılır. Son evreye geldiğinde böbrek artık işlev göremez hale gelir, sonuçta su, elektrolit, ph dengesi bozulur. Vücutta tüm mekanizmalar birbirini etkilediğinden, bozulan bu değerlere bağlı olarak tüm sistem etkilenir ve ek bozukluklar ortaya çıkar.

Kronik böbrek yetmezliğinin esas tedavisi böbrek naklidir. Ancak uygun vericinin bulunması ve diğer nakil protokollerinden dolayı nakil beklemek uzun bir süreçtir. Bu süreçte hemodiyaliz hayati önem taşımaktadır. Hastalarda böbrek fonksiyonlarını yerine koyabilmek amacıyla hemodiyaliz tedavi protokolü uygulanır. Tedavi sürecinde böbreğin süzme işlevi için hemodiyaliz işlemi yapılır. Hastalar, özel durumlar dışında haftada 3 kez 4 saatlik sürelerle diyalize alınırlar. Böbreğin diğer görevleri ise dışarıdan verilen ilaçlarla yerine konmaya çalışılır. Örneğin kan üretimini sağlamak amacıyla eritropoetin verilmesi gibi. Bu tedavilere ek olarak, hastaların aldığı besinler böbreğin yükünü artırıcı özellikte olmamalıdır. Ayrıca aşırı sıvı tüketiminden de kaçınılmalıdır.

Kronik böbrek yetmezliği dışında, böbreklerin geçici olarak işlevini yerine getiremediği akut böbrek yetmezliği durumunda da hemodiyaliz uygulanabilmektedir.

Sonuç olarak hemodiyaliz işlemiyle, böbrek fonksiyonları yerine getirilmeye çalışılır, çünkü böbrek yetmezliği gelişen hastalarda bu işlevler gerçekleştirilememektedir. Bu açıdan hemodiyaliz işlemi, hayat kurtarıcıdır.
Kaynakça:
Daugirdas Diyaliz El Kitabı
tsn.org.tr

Yazar: Tuğçe Baş