Her Şeyi Biriktirme Takıntısı; İstifleme Bozukluğu

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

Zaman zaman haberlere de konu olan, bir yerden sonra artık komşularına rahatsızlık verdiği için belediyelerce müdahale edilen çöp ev vakalarını duymuşsunuzdur. Bu insanlar çöplerini atmaya bu kadar mı üşenmişler; bir insan böyle bir evde nasıl ve niye oturur, diye düşünenleriniz olduysa, sorularınızın cevabı İstifleme Bozukluğu (Hoarding Disorder).

İstifleme bozukluğu, sahip olduğu eşyaları ihtiyacı olsun olmasın asla atmayıp ya da atamayıp biriktiren, istifleyen kişilerin sahip olduğu hastalığın adı. Daha sonra bir işime yarayabilir ya da anısı var düşüncesi ile bazı şeyleri atamıyorsanız hemen endişelenmeyin, çünkü burada bahsedilen, kompülsif istifleme diye de adlandırılan patolojik seviyeye ulaşmış abartılı bir biriktirme hali. Kimse kendi kendine teşhis koymadan, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından hazırlanan ve gerektiğinde güncellenen mental rahatsızlıkların ve bunların tanı ölçütlerinin bulunduğu psikologların ve psikiyatristlerin el kitabı DSM-5’in (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) İstifçilik tanı kriterlerinden bazılarına bakalım.

A-Kişisel eşyaların, yararsız veya sınırlı bir değere sahip olsalar bile, onları tutmak için yoğun bir itki ve onları bırakmakla ilgili sıkıntı ve/veya kararsızlık nedeniyle bırakmada sürekli zorluk.

B- Belirtiler çok sayıda nesnenin toplanmasına ve sonuçta ev, iş yeri veya diğer kişisel alanların (örn., ofis, araç,bahçe) dolmasına ve tıkanmasına yol açarak alanların normal kullanımına engel olur. Eğer tüm yaşam alanları dolmamışsa bu durum ancak bu alanların nesnelerden temizlenmesi diğerlerinin (örn., aile üyeleri, otoriteler)çabası sonucu mümkün olmuştur.

C-Belirtiler belirgin klinik sıkıntıya veya sosyal, mesleki veya diğer önemli işlevsellik alanlarında yetersizliğe neden olur. (kişinin kendisi veya diğerleri için güvenli bir çevrenin sürdürülmesi gibi).

Bu maddelerden de anlayacağımız üzere, ciddi bir psikolojik rahatsızlık olan kompülsif istifleme aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunudur çünkü mesleki sorunlar, kötü fiziksel sağlık koşulları gibi yaşam problemleri doğurur. Bazı araştırmalara göre bu kişilerde; madde bağımlılığı, anksiyete ve duygudurum bozukluklarına sahip olan kişilere oranla daha yüksek çalışma bozukluğu gözlenmiştir. Evlerini kullanılamaz hale getirirler, zamanla evde yürümek, hareket etmek hatta uyumak bile zorlaşır. Üstelik çöpleri dahi biriktirme ve temizlik yapmama durumları enfeksiyona neden olabileceğinden kişinin fiziksel sağlığı da olumsuz etkilenir. Çevrelerindeki insanların ve komşularının rahatsız olacağı seviyeye geldiklerinde, dışlanmaya maruz kalabilirler bu da sosyal izolasyona neden olur. Sonuç olarak istifleme/istifçilik kişinin fiziksel sağlığını da, sosyal hayatını da ciddi anlamda olumsuz etkilemektedir.

İstifçiliği oluşturan aşırı alma ve biriktirme durumu üç şekilde oluşur. Bunları; ihtiyacı olmamasına ve hatta koyacak yeterli alanı olmamasına rağmen satın alma, çalma ve etraftan aşırı şekilde toplama olarak sıralayabiliriz. Görülme sıklığı %2-6 civarında olan istifleme bozukluğunun kadın ve erkekler arasında görülme oranında pek bir fark gözlemlenmemiştir fakat cinsiyetlerin biriktirme şekillerinin farklı olduğu görülmüştür. Bu, kadınlar da aşırı satın alma, erkeklerde ise çalma ve/veya aşırı toplama şeklinde gözlenmiştir.

İstifleme bozukluğunun etiyolojisi hakkında henüz tam ve kesin bilgilere sahip olmasak da yapılan araştırmalar sonucu bazı bulgular elde edilmiştir. Örneğin, kompülsif istifleme davranışının başlamasının ya da şiddetlenmesinin, yaşanan travmatik ve/veya stresli olaylarla paralel olduğu görülmüştür. Ayrıca, istifleme rahatsızlığına sahip kişilerin %50’sinin akrabalarında da aynı rahatsızlığa rastlandığı ortaya konmuştur. Dolasıyla günümüzde bu hastalığın hem genetiğe hem de çevresel faktörlere bağlı olduğu düşünülmektedir. Bunlara ek olarak farklı psikoloji kuramları hastalığa farklı açıklamalar getirmektedir. Frued’un Psikoanalitik Kuramına göre bireyin psikoseksüel gelişimi sırasında 2-4 yaş dönemine denk gelen anal döneminde sorun yaşamış olması istifleme bozukluğuna neden olabilir. Günümüzün en kabul gören kuramı Bilişsel Davranışçı Yaklaşım ise nesnelerin algılanan değerine odaklanarak nesnelere duygusal anlamlar yükleyip onları kişileştirmenin kompülsif istiflemeye neden olduğunu belirtir.

İstifleme hastalığına sahip kişiler çoğunlukla bu durumdan rahatsız olmazlar dolasıyla kendi kendilerine tedavi almak için başvurmazlar. Genellikle aile bireylerinden biri, arkadaş ya da bir akraba gibi bir başkası tarafından tedavi almaya götürülürler. Biriktirdiklerini atmak zorunda kalma düşünceleri bu hastalarda öfke, üzüntü ve anksiyete gibi sıkıntılara sebebiyet verir ve bu bozukluğa sahip kişilerin % 75 inde duygudurum ve anksiyete bozukluğu vardır. Ayrıca istifçilerde kıl ve deri yolma problemleri de görülebilir. Günümüzde bu hastalık ilaçla tedavinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapi ile düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Kaynakça:
The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders-5

Bulut, S. D., Özdel, K. & Kısa, C. ‘Belirtiden Bozukluğa İstifleme’. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2015. Web.

Yazar: Nida Altan