Ekran Kartları Nasıl Çalışır? Saab Bio Power

Kas 29

Teknolojik geliÅŸmeler tüm hızıyla sürmesine, her geçen gün insanoÄŸlunun faydasına yeni ürünler çıkarılmasına raÄŸmen bazı ihtiyaçlara yönelik deÄŸiÅŸik çalışmalar tam gaz devam etmekte. Üzellikle günümüz dünyasının belki de güncel ve en önemli gündem maddesi olan enerji ve kaynaklarına yönelik çalışmalar oldukça dikkat çekmekte. 2000′li yıllarda bile enerji politiklarına yönelik olarak savaÅŸların çıktığını , birçok araÅŸtırma ÅŸirketinin projeksiyonlara göre 2020 yılı ile birlikte dünyanın enerji konusunda ciddi sıkıntılar yaÅŸayacağını hatta 2030′lı yıllar ile birlikte ülkemizin içinde bulunduÄŸu jeostratejik önemi tartışılmaz olan sıcak bölgede, su kaynaklarına yönelik savaÅŸların meydana gelebilme ihtimaline dair senaryoları bile düşündüğümüzde enerji ciddi bir konu olarak karşımızda durmakta.



Günümüzde dünya enerji talebinin büyük bir kısmı birincil enerji kaynağı olarak bilinen fosil yakıtlardan karşılanıyor. Ama birincil enerji kaynaklarının dünya üzerindeki rezervleri oldukça az, az olmasının yanında başta çevre kirliliği olmak üzere bazı önemli olumsuzuklara sahip olması da teknoloji firmalarını yeni arayışları doğru zorlamakta. İşte bu noktada kullanılabilir enerji kaynağı olarak düşünülen önemli meziyetelere sahip olan hidrojen, ciddi anlamda popülerleşmeye başladı.

Hidrojen’in belkide ilk dikkate alınması gereken noktası, yaygın biçiminde bulunabilen elemet olmasının dışında kendisinden elde edilecek enerji verimliliÄŸi yada miktarı açısından da en bereketli materyallerden biri olması geliyor. Hidrojen kesinlikle doÄŸal bir yakıt tipi yada türü deÄŸil. BaÅŸta su olmak üzere deÄŸiÅŸik hammaddelerden elde edilebilen sentetik bir yakıt tipi. Hidrojenin son yıllarda önem kazanmasının nedenleri arasında, sektörel uzmanların altını çizdiÄŸi en önemli noktalar, çevre dostu olması ve zehirli bir etkisi bulunmaması, tükenmez yani yenilenebilir bir enerj kaynağı olması, özellikle depolanabilme ve taşınabilme imkaanı sunması ve diÄŸer enerji türlerine rahatlıkla çevrilebilir olması ile birlikte bu yazımızda da ağırlıkla bahsedeceÄŸimiz üzere benzine göre yanma enerjisinin neredeyse 2,5 kat daha fazla olması ve depolanabilmesi (gaz yada sıvı olarak tanklarda saklanabiliyor) ile Hidrojen ciddi anlamda baÅŸta otomobil firmaları olmak üzere çeÅŸitli teknoloji ÅŸirketlerine göz kırpmaya devam ediyor.

BMW Hydrogen 7 Modelini Gün Yüzüne Üıkardı

Dünyanın önde gelen otomobil ÅŸirketlerinden biri olan BMW (Bayerische Motoren Werke) uzun zamandır doÄŸa dostu otomobil projesi ve firmanın kendi temiz enerji stratejisi kapsamında deÄŸiÅŸik araÅŸtırmalar yapamktaydı. Üzellikle firmanın son zamanlarda araÅŸtırmalarını Hidrojen ile çalışan araçlara doÄŸru kaydırdığı sektör tarafından biliniyordu. Firma 1-10 Aralık 2006 tarihleri arasında Las Vegas’da yapılacak otomobil fuarı öncesinde yeni Hydrogen 7 modelini gün yüzüne çıkardı. Firmanın tepe model serisini oluÅŸturan 7 serisi ürün gamına dahil olan Hydrogen 7′yi firma “Ultimate Hydrogen Machine” olarak tanımlamakta. Hidrojen tabanlı, performansa dönük ve lüks ihtiyaçları karşılamaya yönelik hazırlanmış dünyanın ilk sedanı olacak olan Hydrogen 7 BMW’nin temiz enerji startejisinin bir parçası olarak tasarlandı. 13 Kasım’da üretimine baÅŸlanan araç limitli sayıda üretilecek ve sıkı bir inceleme sonucunda belirlenen alıcı veya sürüclere 2007 yılı içerisinde teslim edilmeye baÅŸlanacak.

Hydrogen 7 gücünü 12 silindirli 260HP (HP: Horse Power / Beygir Gücü) motordan almakta. Bu motor özellikle BMW 7 serisinin ağırlıına raÄŸmen aracı 0-100KM’ye yaklaşık olarak 9,5 saniye’de çıkabilmekte. Aracın maksimum sürati 143 mil olarak belirlenmiÅŸ ve elektronik olarak sınırlandırılmış. Zira bilindiÄŸi üzere BMW ve diÄŸer bazı büyük üreticiler yüksek hacimli ve güçlü motor ile donattıkları araçlarında genellikle 250KM’yi eÅŸik olarak kabul ederler ve sonrası için elektronik limitleyici kullanırlar. Bunda temel amaç yüksek hızlara karşı sürücüyü ve yolcuları koruyabilmek. Hydrogen 7′nin sahip olduÄŸu motorun gücünü ve performanasını benzinli versiyonuna karşı anlamak açısından yine BMW’nin 760Li modelinde kullanılan 6 litre V12 motora bakarsak, 438 beygir üretebilen bu motor BMW 760Li’yi 0-100KM’ye yakaşık olarak 5,7 saniyede çıkarabilmekte.

BMW Hydrogen 7 üzerinde yer alan çift modlu güç üntesi sayesinde aracı isterseniz Hidrojen ile isterseniz bildiÄŸimiz benzin ile kullanabilmeniz mümkün. Araç tek bir tuÅŸ yardımı ile kullanım olarak hidrojenden benzine yada benzinden hidrojene geçebiliyor üstelik bu geçis sırasında güç ve tork deÄŸerlerinde de herhangi bir deÄŸiÅŸiklik olmuyor. Yani 2 moddan herhangi birine geçmek, aracın sürüş dinamiÄŸinden yada performansından herhangi bir ÅŸey kaybettirmiyor. Bu noktada aracın yaÅŸadığı belkide en önemli sorun Hidrojen ihtiyacını giderebileceÄŸi istasyon yada istasyon ağı yaygınlığında yaÅŸanılan sıkıntı. BaÅŸta Amerika olmak üzere bazı G8 ülkelerinde sınırlı sayıda bulunan hidrojen istasyonlarının sayısındaki azlık aracın ihtiyaç duyduÄŸu su’dan üretilmiÅŸ hidrojen temini konusunda sıkıntı yaÅŸatabiliyor. Gerçi bu noktada aracın Hybrid yapıda olması bir avantaja dönüşerek benzinli motora geçilebiliyor ama hidrojen kullanımının yaygınlaÅŸması hedeflendiÄŸi için ÅŸuan istasyon sıkıntısı oldukça dikkat çekmekte bu sebeple araçların bu yönde pratik kullanımlarını ÅŸimdilik biraz uzak gibi görünüyor.

Her ne kadar BMW Hydrogen 7 ile birlikte bazı üreticilerin benzer modelleri olsa bile bu modeller ÅŸimdilik pilot model olma iÅŸlevini görmekteler. Zira otomobil üreticileri için fosil yakıtlar hala ön planda. Başını Daimler Chrysler ve Audi’nin çektiÄŸi, dizel motor kullanımının yaygınlaÅŸmasını hedef alan BlueTEC adı altında yapılan ortak bazı çalışmalarda yok deÄŸil. Bu çalışmada amaç dünyanın en temiz ve doÄŸaya en az zararlı dizel yakıtını araçlarda kullanabilmek. Bunu saÄŸlayabilmek içinde tabii ki teknolojinin nimetlerinden faydalanılıyor. Kullanılan son derece geliÅŸmiÅŸ filitreler ve özel kimyasallar ile nitrojen bazlı emisyon deÄŸerlerinin düşürülmesi hedefleniyor.

BMW Hydrogen 7 ile ilgili videolar;

Get the Flash Player to see this player.

Get the Flash Player to see this player.

Get the Flash Player to see this player.

Ford Yeşil Pencereden Bakıyor

BirçoÄŸumuz gazete yada ekonomi yayını yapan televizyon kanallarında görmüşüzdür. Ford son zamanlarda özellikle içinde bulunduÄŸu ekonomik sıkıntılar ile gündeme gelmekte. Üyle yada böyle otomotiv sektörünün geliÅŸmesinde önemli payı ve pazar içinde hala ciddi bir yeri olan firma, içinde bulunduÄŸu tüm ekonomik sıkıntılara raÄŸmen teknolojik çalışmalara ve Ar-Ge’ye yatırım yapmaya tam gaz devam ediyor. Firma Los Angeles otomobil fuarında çevre dostu iki yeni SUV ( Spor Utility Vehicle / Spor Aktivite Aracı ) modelinin tanıtmını yapmaya hazırlanıyor.

1960 ve 70′li yıllarda Mustang gibi araçların altınza imza atan ki bu araçların fanatikleri bilir, genelde Mustang ve benzeri “Amerikan Kası” olarak adlandırılan araçlara, yolların uzun-boÅŸ ve benzinin ucuzu olduÄŸu dönemlerın araçları da denir. İşte benzin canavarı ve çevreye duyarlılık konusunda neredeyse sınıfta kalan o araçların üreticisi Ford, bugün teknolojinin nimetlerini sonuna kadar kullanarak özellikle gücünü hidrojen temelli yakıt hücrelerinden alan 2008 model Hybrid Escape modelinin detayları da gün yüzüne çıktı. 6 yolcu kapasiteli yeni Explorer 17,000 mil süren test sürüşleri sonucunda bugüne gelebildi. Araç üzerinde 50 kW’lık hybrid batarya ve 2 adet 65 kW’lık elektrik motoru yer almakta. Motorlar herhangi bir ÅŸekilde yolcuların hareket alanını etkilemiyor. Zira motolar aracın genel mimarisi içinde diÄŸer aktarma organları ile yakın konumlanırıldığı için kabinde herhangi bir sıkıntı oluÅŸturmuyor. Yakıt hücreleri ile çalışan yeni Explorer tek tank hidrojen ile yaklaşık 350 mil gidebilmekte. KarşılaÅŸtırma yapmak gerekirse bugün 4 çeker V6 motorlu Ford Explorer, tek tank benzin ile 337,5 / 450 mil (ÅŸehit içi / Otoyol) gidebilmekte. Aynı aracın V8 motorlu versiyonu ise yine tek tank/depo benzin ile 315 / 450 mil (ÅŸehit içi / Otoyol) yol kat edebilmekte.

Sonuç

Teknoloji geliÅŸtikçe ve bu geliÅŸim doÄŸru yönlendirildikçe insanlığa yaptığı katkıda geliÅŸerek artıyor. Bugün teknoloji bize Hidrojen ile çalışan doÄŸa dostu, çevreye ve cebe duyarlı araç kullanma imkaanı aslında saÄŸlayabiliyor. Tabii uluslar arası arenada o kadar çok deÄŸiÅŸen denge ve paraemetre varki teknolojik geliÅŸimlerin önü zaman zaman farklı nedenler ile kesilebiliyor. Hidrojen ile çalışan otomobil, yazının giriÅŸinde belirtiÄŸimiz üzere tüm insanlığa saÄŸlayacağı ortak yararların dışında ülkemiz açısından da ayrı bir önemi var. Zira bilindiÄŸi gibi dünya bor rezervi’nin oran farklı kaynaklar tarafından deÄŸiÅŸik olarak gösterilse bile en az %60′ı tahminen ise %75-80′inin ülkemiz topraklarında yer aldığı biliniyor. bor hidrojen için oldukça önemli zira hidrojen çok düşük sıcaklıklarda sıvılaÅŸmakta (-252 derece), gaz halindeyken çok yer kaplamakta, patlayıcı bir gaz olması sebebiyle taşıma ve depolama iÅŸlemleri sırasında tehlikeli durumlara neden olabilmekte. Bu sebeple, bor bileÅŸiklerinin hidrojen taşıma kapasiteleri, bu bileÅŸiklerin yakıt taşıyıcısı olarak kullanılabileceÄŸini göstermekte. Bilim adamları tarafından ortaya konulan genel kanı, bor’un yakıt olarak kullanılmaktan ziyade, yakıt taşıyıcısı olarak görev yapmaya daha elveriÅŸli ve tekrar tekrar kullanılabilme avantajına sahip olduÄŸu ifade ediliyor. Sodyum bor hidritli otomobiller, normal otomobillerin yaptığı kilometrenin iki katına kadar çıkabilmektedir. Akaryakıtla çalışana göre daha güvenli olmakta, çevre kirliliÄŸi yaratmamakta. Hidrojen ile çalışan otomobillerin sayısının her geçen gün artması bor’a olan ihtiyacı da arttıracak buda baÅŸta ekonomi olmak üzere ülkemize çeÅŸitli açılardan fayda saÄŸlayacaktır.

Alıntıdır: www.donanimhaber.com

Etiketler: , , , , , , ,

5 Yorum Yazılmış

GÜZEL GÖZÜKÜYOR AMA YAYGINLAŞMASI LAZIM ACABA EKONOMİK Mİ OLUR BU DURUM YA DA PAHALIYA MI KAÇAR AMA GÜZEL BİR SİSTEM ÇEVRE DOSTU DİĞER BENZİNLİ ARAÇLARDAN İYİ AMA İNSANLARIN DÜŞÜNCELERİNİ BİR YERE ÇEKMEK GEREKİR VE DÜNYANIN DEVLERİNİ DE BİLMEM ANLATABİLİYOR MUYUM

UÄžUR TUZLU 19 Nisan 2007 Saat 22:27

HER ÅžEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ OLSA HERÅžEYLE OYNAMAK MÜMKÜN OLABİLİR ANCAK BAZI YATIRMCILAR BUNA MÜSADE EDERMİ BİLEMEM.İNSAN OÄžLU HERÅžEYE LAYIKTIR AMA? BU FIRSATLAR VERİLECEKMİ SİZCE?ZAMAN HER YAÅžIYAN İÇİN KISA OLMAKTA FIRSATLARI VERMEK SİZLERİN ELİNDE.SAYGILARIMLA……

İSA ŞAHİN 24 Nisan 2007 Saat 12:02

ben bu olayın daha oncelerı avrupanın bazı ulkelerınde kullanıldıgını sanıyordum, guzel bısey cevrecı ama; bazı petrol devlerı acaba sıcak bakarmı olaya bu dunyada butun yapılan ıslerın hepsı rant ıcın para ıcın ınsan saglıgını cevreyı dusunen kım eger dusunselerdı cogu yenı bulunan ıcat babındakı seylerı cok daha oncelerı gerceklestırebılırlerdı oyle degılmı. zaten uc gunluk dunya guzel yasamak herkesın hakkı. tesekkur ederım

akın ozyuksel 13 Agustos 2007 Saat 15:18

daha önce yazdığım gibi hala hidrojenle çalışan araç sayısı yok denecek kadar az bunu sebebi çok açık söylemeye bile deymez.insanlığın iyiliği için uğraşacaklarına çevreyi ve geleceği tehlikeye sokmak çok kolay ama herkezin çocuğu var neden bunu düşün mü yorlar. bir tek dünya var

ugur25 23 Nisan 2008 Saat 17:58

geçenlerde şunu düşündüm belki size saçma gelebilir ama hayal olacağını da zannetmiyorum neden CO2 yada carbonmonoksit CO ile çalışıp ta bizim metebolizmamızın tam tersi süreçte işleyip oksijen O2 açığa çıkarabilen bir araç geliştirmeye çalışmıyorlar anlamıyorum tekrar söylüyorum her geçen gün canlıları ve kendimizi tehlikeye sokuyor yaptığımız zehri kendi ciğerlerimize enjekte ediyoruz. dünyanın sadece misafiri olduğumuzu unutmyalım

pr.ugur tuzlu 13 Mayis 2008 Saat 17:00

Yorum Yazın

Konuyla İlgili Diğer Yazılar