Horlamak Kalp Hastalıklarını Tetikleyecek Kadar Ölümcül Olabilir mi?

Çok horlayan biriyle yatmak gerçekten çok zor olabilir. Ancak rahatsız edici bir ses olmaktan öte, horlayan kişinin sağlığına çok zararlı olabilir. Uyku esnasında nefes alırken yüksek ses çıkarmak horlama olarak adlandırılmaktadır. Horlama sesi, küçük dil veya yumuşak damak boğazın arkasına yapıştığında ve farinkste (yutak) tıkanıklığa neden olduğunda meydana gelmektedir. Biliyor muydunuz? Bir kişinin boynu 40′ cmden daha kalın olduğunda horlama olasılığı daha yüksektir. Ayrıca kısa boylu ve fazla kilolu kadınlar diğerlerinden daha çok horlarlar. Horlama sesi 50 ile 100 desibel arasında değişir. Horlama allerjenler, soğuk algınlığı, uyku pozisyonu, alkol, sigara, burun ve sinüs problemleri nedeniyle meydana gelebilir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar horlama ve kalp hastalıkları arasındaki bağlantıyı araştırmayı amaçlıyordu.

Horlama ve Kalp Krizi Riski

Horlama, vücudunuzun uyurkenki doğal kalp ritmini bozar. Oksijen eksikliği nedeni ile vücutta hipertansiyona neden olur. Hayatımızın yaklaşık 1/3 ünü uyuyarak geçirmekteyiz. 30 dakikalık horlama süresi beyne giden oksijen akışını yaklaşık 10 saniye kadar kesmektedir. Bu, uzun vadede çeşitli sağlık sorunları yaratabilir. Karotid arterlerde (şah damarları) tıkanmaya neden olan “karotid ateroskleroz” riskini arttırır. Daha daralmış damarlar vücuttaki kan akışını azaltır ve kalp vücudun oksijen seviyesini yükseltmek için daha hızlı pompalanmaya başlar. Yüksek sesle horlayan kişilerde kalp krizi riskinin %34 oranında arttığı gözlemlenmiştir. Ne yazık ki horlama ve kalp hastalıkları birlikte çalışıyor. Eğer birinden müzdaripseniz, yakın zamanda diğerine de sahip olacaksınız. Ayrıca kalp bir kas olduğu için kalpte genişlemeye de neden olmaktadır. Bu bilgilere bir yenisini daha ekleyelim. Kalp krizi, inme ya da angina geçirme eğilimi geceleri 3 ve 5 saatleri arasında en yüksektir. Horlama bazı durumlarda, kalp sağlığına işaret eden diğer sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

-Yüksek Tansiyon:

Bir kişi horladığında vücudun oksijen seviyesi düşer, adrenalin daha yüksek oranlarda salgılanır. Bu da kan basıncının yükselmesine neden olur. Bu durumda kalp daha fazla kasılmalı bu da kalp rahatsızlıklarına neden olmaktadır. Horlayan bir kişide, horlamayan bir kişiye göre yüksek tansiyon görülme ihtimali %40 oranında artmıştır.

-Tip 2 Diyabet:

Daha önce de belirttiğimiz gibi vücut horlamaya başladığında adrenalin seviyeleri yükselir, bu da kan şekeri düzeylerini yükselterek şeker hastalığına neden olur. Yeterli oksijen yokluğunda aşırı şeker karın, kalçalar ve baldırlar gibi çeşitli vücut parçalarına yerleşir. Ayrıca katekolaminlerin salgılanması insülin direnci oluşturarak genel etkiyi arttırır.

-Yüksek Kolesterol:

Horlama hem yüksek kolesterole hemde uyku eksikliğine neden olarak damarlarınızın tıkanmasına sebep olmaktadır. Horlama hem horlayan kişinin hemde eşinin yeterli uykuyu almasına engel olmaktadır. Vücudun iyi çalışabilmesi için uyku gereklidir. Bu tamamen ilgisiz olsa da, uyku alışkanlıklarınız ilişkinizde uyumsuzluk yaratabilir ve ikiniz arasındaki mesafeyi genişletebilir.

-Obezite:

Normal vücut ağırlığının üzerinde olan bir kişinin, normal kişilere göre horlama oranı 3 kat daha fazladır. Vücut fazla mesai yaparken, metabolik fonksiyonlar yavaşlar ve bu da yağ birikimine neden olur ve kaslar sönmeye başlar. Daha fazla kilo alımı, vücuttaki baskıyı arttırır ve horlamanın daha da artmasını sağlar. Bu bir kısır döngüye dönüşür.

-Kronik bronşit:

Horlama solunum sisteminde gerginliği arttırarak, tüm organların fazla çalışmasına neden olmaktadır. Kaslar, hava akışını devamlı tutmak için gerginleşirler. Sonuç olarak, nefes borusunu tıkar ve inflamasyona neden olarak kronik bronşit oluşturur. Bilim adamları halen horlamayla bronşit arasındaki kesin ilişkiyi araştırıyor olsalar da, sağlık uzmanları bu teoriyi savunuyorlar.

-Baş ağrısı:

Uyurken, kas gevşemesi zihinsel ve fiziksel stresin azalması için gereklidir. Hiç horlayan bir kişinin migren veya şiddetli baş ağrılarından şikayet ettiğini duydunuz mu? Tabi ki, sabahları görülen baş ağrılarının bir sebebi var. Horlama vücudunuzda sürekli titreşim hareketi oluşturur. Buna ek olarak, uykuda olduğunuz süre boyunca beyindeki azalmış oksijen seviyeleri nedeni ile uykunuz sırasında sıklıkla uyanırsınız. Beyin uyku yoksunluğuna karşı koymak için stres hormonları üretir.

-Yorgunluk:

Horlamanın bu yan etkisi sizi etkileyebilir ya da etkilemeyebilir ancak eşinizi kesinlikle etkilemektedir. Dünya üzerindeki insanların sadece %3′ ü eşi horlarken dinlendirici bir gece uykusu alabilmektedir. Geri kalanlar, uyku yoksunluğu nedeniyle gün boyunca yorgunluk ve tükenme gibi sağlık sorunları ile baş etmek zorundalar. Ortalama olarak, horlayan bir kişinin eşi birlikte uyurken yaklaşık 3-5 saatlik uyku ile yetinmektedir.

Horlamanın Önlenmesi Tedaviden Daha İyidir!

Hafif şekilde horlayan kişiler kalp rahatsızlıkları açısından önemli bir risk oluşturmasalar da, kötüleşmeden önce horlamayı durdurmak için uygun adımları atmanız önerilir.

-Sırt üstü yatmayın.
-Yatmadan önce alkol tüketiminden kaçının.
-Sigarayı bırakın.
-Kilo verin.
-Başınızı vücudunuzun geri kalanından daha yüksek bir seviyede dinlendirin.
-Horlamayı azaltmak için Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı (CPAP) cihazını kullanın.
-Solunum sistemini güçlendirmek ve kan dolaşımını iyileştirmek için meditasyon yapın.
-Uyumadan önce burnunuzu temizleyin.

Horlama ağırlıklı olarak kilolu ve obez insanlarda yaygındır. Ayrıca, erkeklerin kadınlara göre daha çok horlaması olasıdır. Ayrıca gebe kadınlar arasında da yaygın olarak görülür. Horlama kalp hastalıkları, yüksek kolesterol ve diyabet oranlarını arttırmaktadır. Horlayan kadınların, horlamayan kadınlara göre kalp krizi geçirme riskleri iki kat fazladır. Yaşlanma kasların zamanla çökmesine neden olur, hava yolu akışının daralmasına neden olur. Bu da horlamayı kötüleştirecektir. Öyleyse eşinizin otomatik olarak bir gün horlamayı bırakacağını ümit ediyorsanız, unutun. Tedavi için önlem almadıkça kötüye gitmeye devam edecektir. Araştırmalarda kaydedilen endişe verici bir gerçek, ağır horlamayan kişilerin ilk kalp krizinden sonraki bir ay içinde ölüm riski altında olmasıydı. Eğer kronik bir horlayıcı iseniz kalp krizi ve uyku apnesi yönünden kendinizi kontrol ettirin. Daha küçük sorunları ihmal etmek büyük sorunlara yol açar.
Kaynakça:
buzzle.com/articles/does-snoring-trigger-heart-diseases.html

Yazar: Tülay Arsoy