Hürrem Sultan’ın Hayatı

Sayfayı Yazdır

Muhteşem dönemde aşk için her şeye göğüs germiş,cadı atıflarına maruz kalmış,ölümle burun buruna gelmiş,maruz bırakıldığı atıflara rağmen kalıcı sevaplarda bulunmuş,oğulları için yaşamış bir kadın.Hayır büyücü değil aşık, onların aşkı dönemin en derini ve hala yankılarını sürdüren bir aşk.Onlar aşk-ı derun(içten aşk).

1500 tarihinde dünyaya bazılarımızın deyimiyle ‘Osmanlı cadısı’ bazılarımız deyimiyle ‘Aşkla doldurulmuş anne’ geldi. Daha 20 yaşında annelikle tanışmış, suikasta maruz kalmış bir kadındı.Kimi rivayetlerde ilk adı Nastasya kimi rivayetlerde Alexandra ama Ukrayna’da Roxalana(dikenli gül) diye biliniyor.Osmanlı ise onu yüzümüzü güldüren Hürrem diye tanıdı.

O muhteşem dönemin aşkı,karısı,sultanı ve Kanuni’nin sebebi varlığıydı. Tatarlar tarafından Osmanlıya satılan bu kadın belkide intikam ateşiyle yanıyor ve yakıyordu. Taa ki sultanını,hükümdarını görene kadar.Evet Sultan Süleyman Haz Hazretlerinden kimi zamanda Muhibbi den bahsediyorum. Bu kadını diğer cariyelerden ayıran neydi? Peki ya Gülbahar dan? Çok mu güzeldi?Yoksa halkın bulunduğu atıflardaki gibi büyücü müydü? Çekici,gücü kuvveti yerinde,genç,becerikli,tutkulu ve en az bir fiil(hayvanların en zekisi) kadar zekiydi.Belkide bu özellikler cihan devletinin 10.hükümdarının yanına yakışan en mübarek kadın yapıyordu Hürrem’i.

1 yıl içinde Kanuni Sultan Süleyman’a gençlik aşkı Gülbahar’ı unutturmuş, üst üste şehzadeler doğurmuş, hür kadın yapılmış, nikah kıydırmış, Osmanlının kan kokusuna bürünmüş cennetinde saf ve masumca aşık olmuş bir kadındı. Kanuni aşkından Muhibbi olmuştu.Bu hatunu farklı kılanlardan biride korkusuzdu(ölümden korkan ölümle daha çabuk tanışırmış) öğrenme merakı ve her açıdan hükümdara hissettirdiği duyguydu.

Devlet işlerinden,savaşlardan,ölümlerden ve sarayın gürültüsünden bunalmış Kanuni mutluluğu Hürrem ile arıyordu.Aşkları Osmanlı’nın karanlık gecelerinde dahi mum ışığı gibi parıldıyordu.
1521 tarihinde adının manasını Fatih Sultan Mehmed den alan bir şehzade doğurdu Hürrem Sultan. Sadece 1 yıl sonra 1522′de aşklarının ‘ay parçası Mihrimah’ dünyaya geldi. Hürrem ve Kanuni’nin dostu İbrahim birbirlerini sevmiyorlardı çünkü paylaşamadıkları bir hükümdar vardı.

Hürrem Sultan kadın olduğu kadar zekiydi de bu bir avantaj ve aslında dezavantajdı. 1524′de şehzade Selim’i de doğurdu Hürrem Sultan.Üst üste şehzadeler verdiği gibi Kanuniyle aşkları ilk günkü gibi diri ve tutkuluydu. 1525′de Beyazıt ve 1531′de acılı evlat Cihangir doğdu. Bir rivayete göre Hürrem Sultan, Cihangir’e gebeyken, çabuk pes edip 11 yıl sonra aşkını hatırlayan  Gülbahar’ın ve İbrahim’in hamamda yılanlı suikastine maruz kalmıştı.Bundan ötürü mü bilinmez ama Cihangir kamburdu.Anne Hürrem Haseki ve babası Kanuni Sultan Süleyman onu şefkatle büyütüyorlardı.

1534′de Kırımlı, Hürrem Sultan’ı saraya ilk geldiğinde seven güçlendikçe elini altından çeken Hafsa Valide Sultan ölmüş haremin yeni hükümdarı Hürrem Haseki haline gelmişti. 1536′da kimi tarih yazarları ölüm sebebini Hürrem Sultandan ötürü görse de Kanuni’nin Beyhan Sultan aksine öz kardeşi Hatice Sultanı aldatma ve kendini güçlendikçe hünkarın yerine koyduğu için infaz edildi İbrahim.Eğer ortada bir oyun varsaydı bu saray oyununu her açıdan Hürrem Sultan kazanmıştı. 1543′de yıkıldı bu güç. Veliaht gördüğü oğlu Mehmed amansız bir hastalıktan eceliyle ölmüştü.
İşte burada ve sessizce başladığı biliniyor Hürrem Sultan’ın ölüm sebebi.Oğullarını korumaktı tek amacı.Osmanlının çöküşüyle suçlanan kadın en başta bir anneydi.Oğulları ve Mihrimah’ı kucağına aldığında annelikle yıkanmış, intikam ateşi sonsuza dek sönmüştü. Mehmed’in ölümünden sonra sıra hangi evladının tahta çıkacağındaydı.Babasına benzeyen Beyazıt’ı veliaht olarak görüyordu Haseki.Bir rivayette bilinir ki Hürrem Sultan ve Beyazıt arasındaki konuşma:

“Selim veliaht, Beyazıt’ım fakat yiyor ve içiyor sadece.Tahta geçerse iyi olmaz.” demiş ve rivayette Haseki’nin sözleriyle Beyazıt’ın arkasında olduğu belirtilmişti.Hırsla büyümüş Mustafa ise saatler boyunca kılıç çalışarak tahtı garantilediğini sanıyordu tabii ki tehlikenin farkındaydı da. 1553 yılında Mustafa öldürüldü.Üvey kardeşi olsa da Cihangir’e büyük ilgi gösteriyordu bu durum Cihangir’in aynı yılındaki ölüm sebebine bağlandı.

Evlatlarını üst üste kaybeden acılı anneyi ayakta tutan aşktı sadece.Kanuni aşkının son nefesine kadar elini tutmuş.Hastalığında Hürrem Sultan Hamamını yaptırmıştı.Hürrem sağlığında da Haseki Külliyesi,Haseki Hastahanesi ve binlerce sevap kazanacağı iyilikler yapmıştı.Haseki’nin ölümünden sonra halk aç ve acılı kalmış,hünkar hayata küsmüştü.Çok acı çekmişti Sultan.Osmanlının çöküşü olarak suçlanmasının sebeplerinden biri ise görünüş ve davranış olarak 1566′da tahta oğlu Selim’in çıkmasıydı. Beyazıt’a ne oldu diyecek olursanız.? Babası ve ağabeyi tarafından kaçtığı İran’da 1561′de oğullarıyla birlikte feci bir şekilde öldürüldü.

Büyük bir tarih olayının yanı sıra cariyelikten hasekiliğe yükselen Hürrem Sultan’ın hayatı büyük bir derste aslında: ‘Hayatı yaşanır kılan;amacına ulaşmak olduğu kadar bu amaç için verilen mücadeledir de.Hatta hayatın amacı, bu mücadeledeki mutluluk anlarının toplamıdır.’ Tarih açısından bakarsak da Hürrem Haseki’nin hayatı aşk ve büyük tutkunun yanı sıra belkide başarı veya boşuna gayretti…

Onların aşkı mektuplarda,şiirlerde bile görkemini korumakta.Ukrayna’da, Osmanlı sırasında söylenilen atıflardan yaptığı sevaplar sayesinde kurtulan bu görkemli kadının bir anıtı dahi bulunmakta.
Bu tutkulu aşkların türbelerine gidip dua okumak veya ölü bedenlerinin bile aşkla yattığı atmosferi yaşamak istiyorsanız Mimar Sinan’a yaptırılan Süleymaniye Camiisinde bulunan Hürrem Haseki Sultan’ın ve Kanuni Sultan Süleyman Han Hazretlerinin Türbelerini ziyaret etmelisiniz.

Bu yazıyı bitirmek bence şu sözle hoştur:
“Can cefadan usanır ya sefadan da.”

Yazar: Müjgan KAHRAMAN