Huzur Veren Boncuk Dizisi; Tesbih

el-ormesi-altin-tesbih-2761-55-bGeçmişten günümüze gelenek halinde gelen, başta ibadet olmak üzere, stres atmak, takı ve süs eşyası amacıyla kullanılması için yapılan, ip üzerine dizilmiş, dane, durak imame ve tepelikten oluşan boncuklar dizisidir. Aslında tesbih sözcüğü, Arapça’da Sübhan sözcüğünden türediği düşünülmekte ve Sübhanallah diyerek Allah’ı (cc) tenzih ve takdis etmek anlamlarına gelen bir kelimedir. Bu bağlamda, Allah’ın her türlü kusur ve sıfatlardan yoksun olduğunu dile getirilmektedir. Orta Çağ boyunca gül bahçeleri dua etme yeri olarak kullanıldığından buradan esinlenerek, Almanca, İngilizce, İtalyanca, Fransızca’da tesbih kelimesi, Latince gül bahçesi anlamına gelen “Rosarium” kelimesinden türetilmiştir. Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde “tesbih edin” ifadesi de bulunmaktadır. Daha sonra bu isim tesbih etmekte kullanılan çeşitli maddelerdeki boncuklardan yapılan araçlara verilmiştir.

Stres anında insan parmaklarıyla, yüzüyle oynayarak stresini üzerinden attığı söylenmektedir. Tesbih de buna benzer işlev göstererek günlük yaşamdan kaynaklanan stres ve sıkıntıyı gideren meditasyon aracı olarak da kullanılmaktadır. Bu şekilde beynin rahatlatıldığı düşünülmektedir.

Bize verdiği sınırsız nimetler için rabbimize hamd etmek, onu anmak ve görevini yapmanın verdiği memnuniyetle huzura erişmek amacıyla kullanılan bir araçtır tesbih. İnsana yalnız olmadığını hatırlatır, ruhunu yıkayarak mutlu olmasını sağlamaktadır. Diğer taraftan, Türk-İslam medeniyetinde tesbih, dua aracı, kültür motifi olarak önemli bir yere sahiptir.

Tesbihler tüm semavi dinlerde ibadet aracı olarak kullanılmaktadır. İslam dininde 33’lük ve 99’luk tesbih kullanılmaktadır. Bununla birlikte az miktarda kullanılan 500’lük ve 1000’lik zikir tesbihleri de bulunmaktadır. 1000 taneli zikir tesbihlerine elfiye denilmektedir. Küçük taneli tesbihler bayanlara özgü tesbih olup zenne adıyla bilinmektedir. Diğer taraftan, Budizm’de 108’lik tesbih kullanılmaktadır.

Necip Sarıca’nın “Dua Taneleri” kitabında, tesbihin, M.Ö. 1700 öncesine, insanların taşları bir avucundan öteki avucuna atarak rabbini anması ve ibadet etmesi şeklinde kullanmalarına dayandığını söylemektedir. Genel itibariyle tesbihin tüm dünyaya Hindistan’dan yayıldığı söylenmektedir. Peygamber efendimiz, Hz. Muhammet (s.a.v.), zamanında tesbih çekmek için parmaklar kullanılıyormuş. Hz. Muhammet (s.a.v.) sonrasında zikirlerin eksik veya fazla olması sünnete uygun olmayacağı düşüncesiyle sahabeler taş, baklagil, buğdaygil taneleri, hurma çekirdeği taneleri veya ip üzerine atılmış düğümleri yaradanı tesbih etmek için kullanılıyormuş. Belli bir süre sonra kolaylık sağlaması için taneler ipe dizilerek bugünkü tesbih halini almıştır.

Ülkemizde tesbihin bir sanat eseri olarak ele alınması 17. yüzyıl gibi geç başlamış olmasına rağmen islam dünyasında en kaliteli tesbihler İstanbul’da yapılıyormuş. Bunu bağlı olarak da, islam ülkelerinin zenginleri tesbihlerini İstanbullu ustalara yaptırırlarmış. Bu dönemde tesbihin satış merkezi İstanbul’da Mısır Çarşısı’nın arka tarafında bulunan ve Tahtakale ile V oluşturarak kesişen cadde olan Uzun Çarşı olmuştur. Ayrıca İstanbul Mercan Yokuşu’nda da tesbihçiler yoğun olarak bulunmaktaydı. Sığırcık modelli tesbihler İstanbul’a özgü tesbih haline gelmiştir.

oltu-tasi-tesbihOsmanlı döneminde ve Cumhuriyet döneminde 80-90’li yıllara kadar el veya ayakla çalışan, çıkrık kemane adı verilen tornalar ve ona eşlik eden el matkapları ile tesbihler yapılıyordu. 65’li yıllardan sonra yavaşça elektrikli tornalara geçilmeye başlanmıştır. Hatta günümüzde bazı ustalar bilgisayarlı torna kullanmaktadır. Günümüzde çıkrık kemane ile tesbih yapan usta bulunmamaktadır. Ağaçtan yapılmış olan çıkrık kemanelerin 50-100 cm arasında boyu olup, tay denilen iki ayağı tutan alt araç, ayar delikleri olan delikli peşme, dönen yuvarlak kubbe, kubbeyi tutan kelebek ve ustanın ayağını dayadığı tezgah takozu (pedal) bölümlerinden oluşmaktadır. Çıkrık kemanede ustalar bir taraftan ayağıyla makinenin pedalına basar, sol eliyle makineyi çevirirken sağ eliyle tesbih tanelerine şekil verirmiş. Ölçüleme ise el ve göz ile yapılırmış. Bu kadar zor işe rağmen ustalar tesbih tanelerini milimetrik olarak birbirine benzer yaparlarmış. Bu dönemde tesbih tanesi ve imame üzerinin ve delik içerisinin kol kotalar ile cilalandığı ve ardından parçaların tahril denilen ip üzerine dizildiği söylenmektedir.

Tesbih yapımı, damlanın taşa oyuk açması gibi sabır, azim ve istikrar gerektirmektedir. Kimileri, bir ustanın yanında çırak olarak çalışarak, kimileri de kendi çabaları sonucunda tesbih ustası olmuştur. Tesbih yapımında, en ince işçilikte bile fire vermeden taneleri milimetrik olarak hazırlayabilmek, tesbih ustalığının bir göstergesidir. Taneler arasındaki farklılık en fazla %5 milimetre kabul edilebilir olabilmekle beraber bu fark göz ve elle anlaşılamamaktadır. Tesbih sanatında diğer bir önemli nokta da; deliklerinin inceliği ve tanelerin ipe dizildiğinde aynı sırada durmasıdır. Bu özellikler tesbih tanelerinin çabuk deforme olmaması, çekim kolaylığı ve göz estetiği açısından oldukça önemlidir. Tesbihi oluşturan tane, durak, imame ve tepelik gibi parçaların birbirine uyumlu, bir bütün gibi görünmesi gerekmektedir.

Bu sanat o kadar kıymetli ki, tesbih ustasının işleme sırasındaki sergilediği zanaata ve kullanılan tesbih malzemesine bağlı olarak tesbihin değeri binlerce TL’ye ulaşabilmektedir. Her el sanatında olduğu gibi tesbih yapımında da sarf edilen emek arttıkça tesbihin kalitesi ve değeri de artmaktadır. Çıraklık esnasında sarf ettiği emeğin bir kısmını öğrenmeye ve tecrübe edinmeye harcandığından ustalara göre daha fazla çaba gerekmektedir. Ayrıca, ustalık sadece el pratikliği değil, düşündüğü motifi, şekli tesbih tanelerine yansıtabilmektir. İşte bu nedenle, tesbihin kalitesi ve fiyatını kullanılan malzemeden ziyade yapılan işçilik (bilhassa imamede) belirlemektedir. İmame, durak ve tepeliklerdeki estetik vasıf ve ölçü uyumu tesbih ustalarının ustalık derecesini göstermektedir. Ahşap malzemeden yapılmış tesbihlerde imamedeki işçilik ustanın imzası niteliğindedir. Öyle ki; tesbih uzmanı olan kişiler imameye dokunduğunda, tesbihin hangi usta tarafından yapıldığını anlamaktadırlar. Yanlış işleme veya küçük hatalar tane yapımına en baştan başlamaya neden olabilmektedir. Bazı tesbihlerin fiyatının düşük olması işgücünün az olması veya hatalı işleme yapılarak boyutları ve şekli birbirine yakın olmayan tanelerin bir araya getirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bir tesbihin yapımı ortalama bir gün sürmektedir. Tesbihte kullanılan malzemeye ve ince işçiliğin artmasına bağlı olarak bu süre daha da uzayabilmektedir.

pr_01_32Ağaç kerestesi, bazı meyveler, meyve tohumları, doğal taşlar, kehribar olarak bilinen fosiller tesbih yapımında kullanılmaktadır. Tesbih çekmek işleviyle aynı isme sahip olan tesbih yapım işinde ilk olarak kullanılacak malzeme 0,1-1 mm arasında (genel olarak 0,7 mm) şerit testereyle kare ve dikdörtgen yapıda küçük parçalara ayrılır. Ardından, bu parçalar iki parmak arasında tutularak dönen zımpara yardımıyla taneye verilecek şekle (yuvarlak kesim, arpa kesim, damla kesim) yakın yuvarlatma işlemi uygulanır. Elde edilen taneler malafa denilen kalıpta sıkıştırılır. Sıkıştırma işlemi iyi yapılmadığında tanelerin ip üzerinde tek sıra durmamasına neden olmaktadır. Torna aynasındaki tesbih taneleri, tane çapına göre değişmekle birlikte, ortalama 0,7 mm çapında matkapla deniliyor. Torna aynasında, dakikada 3500 devirle dönen malafa üzerinde sıkıştırılmış taneye hava çeliğinden düz uçlu bıçaklarla şekil verilir. Bu sırada, tesbih tanelerinin hepsinin aynı boy ve çapta olmasını sağlamak amacıyla sabitleştirilmiş ölçüdeki bir kumpasla boy, serbest ölçülü kumpasla çap ölçümü sık sık yapılır. Ölçüm işlemi tesbih yapımının en can alıcı noktasıdır. Malafada sıkıştırılmış halde bulunan taneler istenilen ölçüde ve şekilde hazırlanması tamamlanmasının ardından, aktarlarda satılan parlatma solüsyonu (koal) dökülmüş yumuşak, tüysüz bez ile cilalanır. Bu şekilde hazırlan taneler tesbih ipine dizilir. Taneler dizilmiş ipin iki ucu burulur, imame ipe geçirilir. İmamenin hareketini engellemek amacıyla iki tarafına düğüm atılır ve arzu edilen türde püskül takılarak tesbih yapım işlemi tamamlanır.

Ülkemizde en fazla tercih edilen tesbih çeşitleri; kuka, kehribar, pelesenk, mercan ve bağa tesbihleridir. Bağa tesbihleri kaplumbağa kabuğundan yapılmaktadır. Kehribar tesbihler çekildikçe vücut ısısının etkisiyle çam kokusu yayar. Kehribar kırılgan yapıya sahip olduğundan işleme sırasında üzerine bitkisel yağ dökülür. Ancak, fildişi ve kemikte bitkisel yağ kullanıldığında, renk ve desen kaybına neden olduğu söylenmektedir. Mercan, işlemesi en zor olan taş olduğundan en değerli tesbihlerdendir. Tesbihler çekildikçe parlar, pırıl pırıl olur ve adeta formda kalırlar. Öyle ki; uzun süre çekilmeyen tesbihlerde havadaki nem ve toz üzerine yapışması sonucu donuklaşması ve tanelerin elde kaymamasına nedeniyle çekilmeyen tesbihler sahibine küser diye bir tabir vardır.

Kaynakça:
tesbihsergisi.com
sabah.com.tr
zevkerbabi.blogspot.com.tr

Yazar: Çiğdem Aydın