İktisadın Tanımı

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

Tüm insanların tüm isteklerini anında tamamen karşılamak mümkün değildir. Çünkü insanoğlunun ihtiyaçları sınırsız olup ihtiyaçları karşılayacak kaynaklar sınırlıdır. Dolayısıyla toplumlar farklı derecelerde kıtlık yaşarlar. Kıtlık içinde ihtiyaçların karşılanması bilimine de “iktisat” denir.

Mesela; hareket ve kuvvet kavramları olmadan nasıl fizik bilimi veya canlılar olmadan biyoloji bilimi düşünülemiyorsa, kıtlık olmadan da iktisat bilimi düşünülemez. Kıtlık demek insan ihtiyaçları sınırsızken ihtiyaçları karşılayacak kaynakların sınırlı olması demektir. Bu nedenle “İktisat kıtlık bilimidir.” denilebilir.

Doğal kaynakların tümü doğada bulunduğu gibi insan ihtiyaçlarını karşılayamaz. Doğal kaynakların büyük bir kısmı mutlaka belirli üretim süreçleri sonunda insanların kullanımına sunulur. Mal ve kaynaklara sahip insanlar da mal ve kaynaklarla tüm ihtiyaçlarını tam karşılayamazlar. Kaynaklar bazen ihtiyaçları karşılayamazken bazen de ihtiyaçlara fazla gelebilir. Bu durum ise mal ve kaynakların takas edilme zorunluluğunu gösterir. Bu yönden de “İktisat, insan ihtiyaçları için gerekli mal ve kaynakların takasını inceleyen bilimdir.” denilebilir.

İnsanlar kıtlık nedeniyle çeşitli alternatiflerden tercih yapmak zorundadırlar. Bu nedenle ise “İktisat tercih bilimidir.” denilebilir.

Tüm toplumlar kıtlıkla ilgilenirler. İnsan ihtiyaçlarının karşılanması için ülke içi ve uluslar arası alanlarda takaslar yapılabilir. Çünkü her türlü mal ve kaynaklar her ülkede bulunmayabilmektedir. Hatta bazı üretimler yönünden bir ülke diğerinden üstün olabilmektedir. Buradan, uluslar arası ticaretin ülkelere farklı ölçülerde yararlılığı anlaşılır. Bu yönden de “İktisat ulusal ve uluslar arası ticareti inceleyen bilimdir.” denilebilir.

Günümüz ekonomileri para ekonomisidir. Çünkü ekonomide değişim aracı paradır. Para ekonomilerinde bankacılık sektörü önemlidir. Çünkü gelişmiş ekonomilerde para en çok bankacılık sektörüyle ilişkilidir. Bankacılık sektörü paranın belirli kısmını üreterek ekonomiye katkı sağlamaktadır. Ekonominin gelişme seviyesi genellikle çeşitli sektörlerin gelişimi ve servet-sermaye miktarlarına bağlıdır. Dolayısıyla ekonomiyi iyi anlamak için bu konular mutlaka işlenmelidir. Bu yönden ise “İktisat para, bankacılık, sermaye ve serveti inceleyen bilimdir.” denilebilir.

İktisat tanımları daha da çoğaltılabilir. Tanımlardaki çoğu kavramlara göre iktisat, kişi ve toplumların sınırsız ihtiyaçlarının sınırlı kaynaklarla karşılanışının incelenmesidir.

İktisat Sosyal Bilimdir: İktisat kişi ve toplum davranışlarını inceler. İktisadın laboratuvarı tüm toplumdur. Diğer sosyal bilimlerdeki gibi, her şey kesin ve sabit değildir. İktisatçılar ilkelerini kişi ve kurumlar hakkında gözlemlere dayandırırlar. Mesela; iktisat para harcama ve tasarrufları veya özel mülkiyet planlama kurumlarını inceler. Teknik yöntemler kullanılsa da iktisat bir sosyal bilimdir.

İktisat Analitik Bilimdir: İktisatçılar işsizlik, enflasyon gibi çeşitli iktisadi sorunları çeşitli yönleriyle anlayarak çözümler üretmek için iktisadi ilkeler kullanır ve iktisadi verileri çözümlerler. Bir soruna alternatif çözümler üreterek, her çözüm önerisini avantaj ve dezavantajlarını açıklar.

İktisat Kişi ve Kurum Davranışlarının Yalnızca İktisadi Yönlerini İnceler: İktisat, sınırlı kaynaklarla insanlara maksimum tatmin için çeşitli alternatifler sunar. Bunun için ise bugünün üretim-tüketim rakamlarını inceleyip gelecekte ne kadar değişeceğini tahmin etmeye çalışır. Ancak iktisat, yalnızca rakamlarla ilgilenmez.

İktisat Malların Üretim, Dağıtım ve Tüketimiyle İlgilidir: İktisat, insan ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağını incelediğinden, gerekli malların üretim sorunlarıyla ilgilenir. Üretilen malların toplum bireylerine nasıl dağıtılacağı sorunlarıyla da ilgilenir.

Yoksulluk ve kıtlık eş anlamlı değildir. İktisadi birimlerin tüm ihtiyaçlarını karşılayamayan kaynaklar kıtlığın göstergesidir. Yoksulluk ise yaşam standartlarını ilgilendirir. Yoksulluk tamamen kaldırılıp engellenebilir, ancak kıtlığa hiç bir şey engel olamaz. Herkese minimum yaşam standardı da sağlansa istenen her mal veya hizmeti üretmek mümkün değildir.
Kaynakça:
Anadolu Üniversitesi – İktisada Giriş Kitabı – 2008

Yazar: Halil İbrahim Arik