İskandinavya’nın Jeolojik Yapısı Nasıldır?

Okuma Süresi: 4 Dakika  | Yazdır

İskandinavya, Kuzey Avrupa yarım adaları tamamı; Baltık denizi, Kuzey denizi, Norveç ve Barents ile sınırlıdır; İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya’yı içine alır.

Coğrafyası: Kıtaya kuzeydoğuda merkezden uzak bir kıstakla bağlanan, büyük kısmı Batı Avrupa’dan Hollanda boğazlarıyla ayrılan İskandinavya’nın kendine has özellikleri vardır. Ortasındaki çöküntü, Botten körfeziyle örtülü geniş bir çanak olan «iskandinav kalkanı» üzerinde uzanır.

Yüzey şekilleri, ya bazı sırttaki alp yükselmesi ve buzul aşındırması sonucunda iyice gençleşmiş peneplenin kalıntıları olan kayalık oluşumlar veya dördüncü zaman buzullarının vadilere yığdığı buzul-taş birikintileriyle nitelenir. Buzul döneminden sonra çarpılan ve yeniden pek iyi bir şekilde düzenlenemeyen hidrografya şebekesi, çağlayanla kesilmiş bir akarsu ve göller karmaşasıdır. Fin-İskandinav kratogeni yaşlı kütle (Ur-berg), Prekambriyum çağında birbirini izleyen üç evrede (sviyonik, gotik ve kareliyen) meydana geldi; bu evrelerin her birinin özelliği dev dağ kütlelerinin ortaya çıkması ve dengelenmesidir.

Algonkiyen’de, peneplenleşme tamdır ve kambrosilüryen çağdaki deniz ilerlemesi batı jeosenklinalinin doldurulmasına ve güneyin alçak kesimlerinde kalker, kumtaşı ve şist birikmelerine yol açmıştır. Kaledonyen kıvrılma, arkeyen kratogeni doğuda yükseltmiş ve batıda biriken tortulları kıvırmıştır. Böylece meydana gelen sıradağlar ikinci zamanda düzeylenmiş, Scania ve Danimarka’da ise ikinci ve üçüncü zaman tortulları yerleşmiştir. Üçüncü zaman başındaki (Neyojen) dağoluş hareketleri, arkeyen kratogenin çarpılmasına ve parçalanmasına yol açmış, aynı zamanda, yeniden yükselen kaledonyen sıradağlar parçalanarak batı kısmı çökmüştür.

Deniz kenarında fay basamaklarıyla yükselen bu gençleşmiş kütlenin arkasında, kalınlıkları 3000 metreyi bulan dördüncü zaman buzulları yığılmış, bu buzullaşma yüzey şekillerini büyük ölçüde değiştirerek dağlık bölgelerde alp tipi buzul aşındırması biçimleri (çanaklar, buzul yatakları v.b.) çizmiş, bu biçimlerin aşınma kalıntılarını ovalarda çeşitli oluşumlar halinde (dip buzultaşları; buzultaşlı vallumlar, ırmak buzul yığışımları veya ose’ler) yığmıştı. Buzulun geri çekilmesi üç evrede (dani-buzulsal; goti-buzulsal; fini-buzulsal olarak) gerçekleşti. Bu üç evre, birbirinden duraklama dönemleriyle ayrılır; bu dönemlerde cephe buzultaşları yerleşmiştir (gothi buzulsal dönem sonunda Salpauesselka dönemi, M.Ö. 7780’e doğru).

Buzulların çekildiği ovalarda denizin yükselmesini (Yoldia’da deniz) kratogenin güney kısmında izostatik bir yükselmenin izlemesiyle, Baltık çöküntüsünde (Ancylits’de göl) Büyük İsveç gölleri aracılığıyla Kattegat’a dökülen bir tatlı su gölü ortaya çıktı. Daha sonra orta kısmı yükselen kratogen, güneye doğru alçalarak yeni bir deniz yükselmesine yol açtı (littorines denizleri, M.Ö. 1700-1500’e doğru.). Botten körfezi bölgesinde kratogenin yükselmeğe devam etmesiyle, körfezin düzeyi devamlı olarak alçaldı ve kıyılar boyunca uzanan kayalık bir takım ada (skargard) meydana geldi. İskandinavya, Labrador ve Grönland ile aynı enlemde olduğu halde, Atlas okyanusunun rüzgarları ve akıntıları iklimini yumuşatır. İklim sayesinde ormanlar bol-dur (barrskog) ve güneydeki tortul ovalarda en verimli hale ulaşan tarım, killi çanaklarda kutup dairesine kadar uygulanabilir.

Beşer coğrafya: Buzların çekilmesinden hemen sonra bitki örtüsü gelişti (Finlandiya’da M.Ö. 4400’e doğru çamın ortaya çıkışı), Orta ve Doğu Avrupa’dan gelen ren avcıları (Laponlar) ülkeye yerleşti. Kuzey ırkının ataları olan ilk yerleşik çiftçiler, M.Ö. 3000’e doğru. Danimarka’da ortaya çıktılar ve Finlandiya’ya kadar yayıldılar (M. O. 1800-1600’e doğru.). Fakat iklimin sertleşmesi (M.Ö. 500’e doğru.), yayılmalarını geriletti ve güney ovalarında kalmalarına yol açtı; Finler ise Milattan itibaren kuzey ve doğudaki ormanlara yerleştiler, önce güney ve merkezdeki verimli ovalarla, Norveç’in deniz kıyısı ovalarında sınırlanan yerleşme, yavaş yavaş Botten körfezinin kıyı ovalarına, sonra da göçebe Laponlar’ı gerileterek iç vadilere yayıldı; bugün ormanlık bataklıkların sistemli bir şekilde değerlendirilmesiyle iç kısımlarda yeni yerleşme alanları yaratılmaktadır.

Bununla birlikte tarım imkanları, verimli toprakların azlığı ve enlemin sebep olduğu elverişsiz iklim şartları yüzünden sınırlıdır. Buna karşılık hayvancılık, süt ürünleri imalatı, orman zenginlikleri ve deniz balıkçılığının ürünleri mahalli tüketimin ihtiyacından çok daha fazladır. Ucuz hidroelektrik enerjinin kullanılması, dünya pazarlarında önemli yer tutan zengin bir sanayinin (elek-trometalürji, çeşitli metalürji, selüloz kimyası, besin konserveleri) gelişmesine katkıda bulunmuştur. Dört İskandinav ülkesi iktisadi zenginlikleri, kültürel ve sosyal seviyelerinin yüksekliği ile batı milletleri arasında en ön planda yer alır.

Geç bir tarihte başlayan şehirleşme hareketi pek az yerde kendiliğinden olmuş, Danimarka ve Norveç dışında başlıca şehirlerin çoğu (Stockholm, Helsinki, Göteborg, Kariskrona v.b.) kraliyet fermanlarıyla kurulmuştur. 1850’de İsveç’te şehir nüfusu toplam nüfusun ancak yüzde 19’uydu. Ama 20. yüzyılda sanayinin kalkınması, köylerden şehir ve sanayi merkezlerine doğru büyük bir göç hareketine yol açtı.

Yazar: Rahman Karasu